Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 

Baskın seçime dolu dizgin giderken, zaman hızla tükenirken, yer yer de olsa tahrik unsurları devreye giriyor. Kimisi kürsülerden işaret veriyor, kimisi de el altından korku salmaya çalışıyor. Ya TV ekranlarından gözümüzün içine baka baka yapılan tehditler ise şu ana kadar insanlarımızda “kıl kıpırdatması” bile yaratmadı.

Ama, halkımızın tehdit ve tahriklere itibar etmeyen sağ duyusu, okkalı bir maşallahı hak ediyor...

Seçim sonrasına kadar böyle sakin ve tahriklere duyarsızlık içinde geçmesi en büyük temennimizdir.

Muhterem halkımızın mutlaka sandık başına giderek, vereceği geçerli oyla ülkenin kader çorbasında bir tutam tuzun sahibi olması diğer bir arzumdur. Seçimden sonra yaşanacak bir olumsuzlukta “valla ben oy falan vermedim... Verenlerin günahı...” gibi bir söylem, sahibini ancak olabildiğince aşağılar, insanlık ve vatandaşlık dışına iter...

Vaktiyle bir genç kızımızın ettiği “Dağdaki çobanla, benim oyum nasıl bir olur...” lafı, bir “demokrasi falsosu” olarak akıllarda kalsa da, içinde barındırdığı acı gerçeği kimse inkar edemez.

Buradan da, cahil ve yönlendirilmiş çoğunluğun, düşünen, aklı başında azınlığı evire çevire yönettiği bir rejim ve kişi çıkarması, sistemin zayıf karnıdır.

Onun için insanlarımızın, daha sandıklara gitmeden oyunu kaliteli hale getirmek için, liderleri ve seçim programlarını dikkatle incelemesi, sandığa mutlaka “kaliteli oy” atması insanlık ölçüsüdür.

SADECE BİR GÜLÜMSEM

Genç kız, üzgün görünen yabancıya gülümsedi... Adam kendini daha iyi hissetti. Geçmişte bir arkadaşının yaptığı iyiliği hatırladı ve ona bir teşekkür mektubu yazdı.

Bu mektup, arkadaşının öyle hoşuna gitti ki, yemek yediği lokantada garsona iyi bir bahşiş verdi. Bu bahşişin miktarına şaşıran garson, paranın bir kısmını yolda gördüğü fakire verdi. Fakir adam çok sevindi; çünkü iki gündür ağzına lokma koymamıştı. Yemeği bitirdikten sonra kaldığı izbe odaya gitmek üzere yola koyuldu. Yolda soğuktan titreyen bir köpek yavrusuna rastladı ve onu alıp evine götürdü. Soğuktan kurtulup, başını sokacak bir yer bulan yavrucak çok mutluydu.

Gece evde yangın çıktı. Köpek yavrusu havlamaya başladı. Bütün ev halkını uyandırana kadar havladı ve böylece bütün ev halkı kurtuldu. Kurtulan çocuklardan birisi büyüdü ve cumhurbaşkanı oldu.

Tüm bunların olmasını sağlayan ise, bir kuruşa bile mal olmayan masum, sıcak ve içten bir gülümseme idi...

Hepinize sağlık içinde mutlu pazarlar, esirgenmeyecek içten gülümsemeler....

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!