Seçim döneminde sokakları “Tek devlet, tek vatan, tek bayrak, tek millet” afişleriyle dolduran AKP’nin listesinden milletvekili olur olmaz “Atatürk ilke ve inkılaplarını” anayasadan çıkaralım diye konuşmaya başlayan Zafer Üskül ne yapmaya çalışıyor?

“Anayasada Atatürk milliyetçiliği ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık yer alıyor. Bu ifadelerin yer almaması doğru olur. Bu bir eksiklik değildir. Atatürk başka bir şeydir, Kemalizm veya Atatürkçülük başka bir şeydir.” Bu sözlerde Üskül’e ait. Şimdi düşünelim, bu ifadeler kökten AKP’lki birisi tarafından söylenseydi, o kişi hakkında söylenmedik laf kalmaycaktı. Taa MNP döneminden girip, milli görüşten çıkılmıştı !

Üskül, AKP kadrolarının  dillendirmeye cesaret etmediklerini düşünerek, rövanş almayı önerip, Birinci Cumhuriyetin tasfiyesi için cesur olunması gerektiğini öğütlemektedir. Üskül’ün ayağının tozuyla yaptığı açıklama ‘ulus devletin tasfiyesi’ için hızla harekete geçin demektir.

Üskül kendi önerisinin AKP’nin seçim beyyannemesinde olduğunu öne sürüp, Atatürk milliyetçiliğinden rahatsız olduğunu kamuya açıkça ilan etmiştir. Ne demektir bu? Çok net biçimde, hiç bir tarışmaya yer bırakmayacak açıklıkta, ulus devletin tasfiyesi demektir. Çünkü, Atatürk milliyetçiliği, 21.yüzyılın önemli önermelerinden biri olan multiculturalism-çokkültürlülüğün matematik olarak formüe edilmiş şeklidir. ‘Ne mutlu Türküm diyene’ bunu anlatmaktadır. Üskül diyor ki; artık bunu söylemekten vazgeçip, ‘ne mutlu etnik kimliğim’ dyebilmeliyiz. Yani seçim döneminde Leyla Zana’nın Iğdır konuşmasında hiç çekinmeden, kimseden saklamaya gerek duymadan dile getirdiği bölünmeyi onaylayan bir destektir Üskül’ün söylediği.

Anayasa hukuçusu olmadığım için teknik olarak tartışma şansım yok. Uzmanlar gereken yanıtı veriyorlar. Ben, işin başka bir yanındayım. Üskül’ün laik, devrimci Kemalist cumhuriyetten rahatsızlığının kodlarını çözmeye çalışıyorum.

Başbakan Erdoğan’ın seçim gecesi balkondan yaptığı konuşmayaı ben de olumlu karşılamıştım. Uzlaşma çağrılarını doğru buluduğunu ifade edenler arasında ben de vardım. Oysa Üskül’ün bu çıkışı, AKP kurmaylarıyla gizli bir uzlaşmanın seçim öncesi yapıldığı kanaatini ben de yavaş yavaş pekiştirecek. Kemalist cumhuriyetin tasfiyesine yönelik fikri tabanın, solcu geçmişi olan liberallere yaptırılacağı, bunun karşılığı olarak da onlara milletvekilliği mi ihsan edildi sorusunu sormak zorunda kalıyorsunuz. 

Mehmet Çiçek’in tekstili Çin’e bırakmalıyız, Üskül’ün ulus devleti tasfiyenin önünü açmalıyız içeriğindeki konuşması, Gül’ün Erdoğan’a rağmen basın toplantısı yapıp cumhurbaşkanlığında ısrarcı oluşu, aslında Recep Tayyip Erdoğan’a karşı çıkışlardır.

Zafer Üskül şunları bilmez mi sanıyorsunuz? Ataürk’ün Büyk Petro’nun , Napolyon Bonapart’ın tamamlamaya cesaret edemediklerini yapmış bir lider olduğunu...Kopenhag 1938’de Social Demokraten Gazetesinde yazılan: Atatürk, kişilik ve üstünlüğün dev bir örneği idi. O, yirminci yüzyılın en büyük mucizesini yaratan adamdı. Nitekim meydana getirmiş olduğu eser, yarı Doğulu olan Halife’nin şahsıyla, dini tek kuvvet olarak tanıyan bir milleti, modern, laik ve milli bir devlet haline sokmuştur. Gerçekte bu eser, Doğu’nun ruhuna kök salmış zararlı sembollerin atılmasını ve yeni bir hayat için köklü bir değişmeyi ifade ediyordu...diye yazıldığını...

Bilirse neden böyle şeyler söylüyor? Bu soruyu sormakta haklıyız.

AKP meşruiyeti tartışılamayacak bir seçim kazanmışken, Üskül gibi, milletvekili seçilmeden önce konuşamadıklarını ifade etme gayreti içine düşenler, acaba yaratacakları rahatsızlığın kimlerin ekmeğine yağ sürdüğünün farkında mıdırlar?

‘Harab-ül Ankara’ demeden, Erdoğan’ın bazılarının hırsına gem vurması gerekiyor.

erolmutercimler@haberturk.com

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!