Birazcık saygı
ADAM acı içinde. Evinde uyku uymuyor. Omzunun üstüne yatamıyor. Hafta boyunca bir antrenmana ya çıkıyor ya da çıkmıyor. Ama maça çıkıp oynuyor. Yine acı içinde. Hele bir de omuz üstü düşünce acısı ciğerlerine kadar işliyor. Diyor ki: “Şimdi ameliyat olsam 10 dikiş, sezon sonu ise 20 dikiş. Ben 20’ye razıyım. Yeter ki oynayayım, takımımı bırakmayayım.” Bunu diyen Gökhan Gönül.
Bir diğeri Özer Hurmacı. Onun da omzu sakat. Ayrıca ayağındaki platinin alınma zamanı gelmiş. Fazla durması zarar veriyor, acı veriyor. Hemen ameliyat olması şart. O da razı değil. Çıkıyor, koşuyor. Her maç tam 10 kilometre katediyor. Bir de burnunda sorun var. Oradan da ameliyat olacak. Yani etti üç. Ama hâlâ çıkıp 10 kilometre koşuyor. Ne tuhaf değil mi?
Alex Ankaragücü maçı öncesi otelde ve soyunma odasında böğüre böğüre kusuyor. Ateşi 40 dereceyi bulmuş. Daum ”Hayır Alex oynama” diyor. Alex’in cevabı ise “Hayır Daum. En azından 45 dakika oynarım” oluyor ve sahaya çıkıyor. 45 dakika oynuyor ve artık vücudu dayanmıyor. O değil vücudu onu çıkarıyor. Ama bıraksa oynayacak. O Alex, geçen zamanda en ufak sakatlık hissinde oyunu bırakıp giden Alex. Hepsinin gözü dönmüş.
Selçuk’un sağ ayağının üst baldırında mavi bir bant var. O da süs değil. Onun da sakatlığı var. Ama çıkıp oynuyor.
Fenerbahçe’nin nasıl buralara geldiğinin en önemli işaretleri bu oyuncuların ve diğerlerinin gösterdiği özveri. Şimdi bu futbolcuların takımları için verdiği emeği göz ardı etmek ve onun yerine “Kalecileri satın almışlar” gibi artık çocukların bile güleceği bir reyting dedikodusunu ortaya atmak onlara karşı büyük ayıp ve saygısızlık olmuyor mu? En azından bunları söylemeden önce Gökhan Gönül’ün maç içinde ikili mücadelelerden sonra yüzündeki acı ifadeye bir bakın. Ne kadar nefret ederseniz edin, ne kadar sevmezseniz sevmeyin ama biraz saygı duyun. Onları göz ardı edip ‘rakip kaleciler’ diye ortaya çıkarsanız gerçekten çok komik oluyorsunuz.
Ankara’dan Ayhan Bey
Ankara’dan bir arkadaş çıktı. Ayhan Atalay isimli. Ankaragücü’nün yöneticisiymiş. Kimdir, nedir, hâlâ bilmiyoruz? Bir hafta esti gürledi. Ona buna sataştı. İnsanları tahrik etti. Husumet yarattı. Ortalığı karıştırdı. Sonra çekilip gitti. Şimdi yolda bile artık onu tanıyorlarmış. Televizyonlarda canlı yayınlara bile çıktı. Yani istediğini yaptı, yakaladı. Beyefendi şöhret oldu. Şimdi paşa paşa köşesinde tadını çıkarıyor. Bu kadar ucuz işte Türkiye’de şöhret olmak. Bu kadar basit, bu kadar yüzeysel. Beni rahatsız eden bu insanların hiçbir şey olmamış gibi ortada dolaşmaları. At çamurunu çekil aradan. Ve her şey yanına kâr kalsın. Başbakanlıkta bir kanun bekliyor: Sporda Şiddeti Önleme Yasası. Yakında çıkacak. Eğer bu yasa çıksaydı bugün Ayhan Atalay yargılanacaktı. Muhtemelen kendisine 3 yıl statlara giriş yasağı gelecek, 150 bin TL para cezası alacak ve bu parayı ödemezse hapis cezasına çarptırılacaktı. İnsanları kışkırtma, husumet yaratma, provake etme ve küçük düşürme suçlarından. Acaba o zaman yapar mıydı bunları Ayhan Bey? Ankara’dan özel bir ricam var. Yani Başbakanlık’tan. Lütfen bir an önce çıkarın şu kanunu ve susturun şunları. Ve biz bu beyefendi için gerçekten kararlıyız. Bir daha asla bu sayfalarda yer almayacak. Ama istifa ederse o ayrı. Söz manşetten vereceğiz. Bu sözü verirsek belki istifa bile eder Ayhan Bey. Umarım bu fırsatı kaçırmaz.
Kaç kilo?..
Arda kaptanlıkta birinci yılını doldurdu. İlk yıl karnesine baktığınız zaman tüm derslerden sınıfta kaldı. İletişim, hal ve davranış, her şeyden çaktı. Peki bu sene kalırsa kaptanlığını elinden almak lazım mı? Hayır. Kesinlikle hayır. Ama Arda’nın da kendisine farklı gözle bakmasının zamanı geldi. Şu anda sınırda. Seyircisi ile ilişkisi sıfır. Tam bir sırat köprüsü. Biraz daha gayret gösterirse seyircisi ile ilişkisinin Necati’ye benzeme durumu var. Bir daha da toparlayamaz. Her şeyi batar tribünlere. Öyle surat asmakla olmaz. Küsmekle hiç olmaz. Kime küsüyorsun? Seyirciye mi? Onlar sadece gerçek Arda’yı istiyor. Sevecen, saygılı, birleştirici, karşılıksız Galatasaray sevgisi ile dolu Arda’yı istiyor Tek istedikleri bu. Eğer bunu istiyorlar diye kızıyorsan ve küsüyorsan, bu yapamayacaksın demektir. O zaman kaç Arda. Kaptanlık sadece pazubent değildir. O küçücük bandın ağırlığı kilolarcadır. Onu taşımak gerek. Taşımak için kol ve yürek lazım. Arda’da hepsi var ama ne yazık ki farkında değil.