Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SİZCE Bursaspor'un ligi kazanması Türk futbolunda bir devrim mi?

        Yoksa milyonlarca doları boşa harcayan İstanbul büyüklerinin tek kupa bile almadan sezonu kapatması ile bir dibe vuruş mu?

        Öyle ya... Futbol dünyası onların etrafında dönüyor. Futbol bütçesinin yüzde 80'i onların. Milli Takım'ın iskeleti üç büyüklerin. Televizyonların ve gazetelerin reyting ile tiraj besini yine onlar. En iyi yabancılar onlarda, en iyi seyirci onlarda ve en iyi statlar yine onlarda. Atatürk bile üç büyüğü birden tutuyor!

        O zaman bu nasıl bir devrim? Bu kadar kaybın nesi devrim? Siz ne derse deyin, ben "Dibe vuruş" diyorum.

        Bursaspor'un başarısı ise yeni bir yüz ve yeni bir heyecan.

        Peki devrim nasıl olur? Bursaspor'un şampiyonluğu ile olmayacaksa nasıl olur?

        Hemen kısa kısa yazalım:

        Üç büyükler rekabet ile düşmanlığı birbirinden ayırdığı zaman...

        Ağlanacak hallerine gülmedikleri zaman...

        Şampiyonluk gittiğinde rakiplerini, hakem ya da kaleci hataları yüzünden suçlamadıkları zaman...

        Paralarını iyi kullandıkları zaman...

        Her haberi yalanlamadıkları zaman...

        İliştirilmiş medya ile hareket etmedikleri zaman...

        Medyanın kulüp yönetmesine izin vermedikleri zaman...

        Sadece üç büyükleri hedefleyen yorumları ile reyting uğruna insanları lekeleyen, sonra da hiçbir şey yokmuş gibi kenara çekilen ve kargaşayı izleyen televizyon ejderhaları emekli olduğu zaman...

        Başkanlar soyunma odasına inmedikleri zaman...

        Kendi futbolcusunu ilah sanarak şımartıp 20 milyon Euro fiyat biçmediği zaman...

        Ankaragücülü yönetici Ayhan Atalay futboldan elini çektiği zaman...

        Güiza ile Elano bu ülkeden gittiği zaman...

        Bursa ve Manisa'da olduğu gibi ışık yerine karanlıkta oynamadığımız zaman...

        Bilica penaltı noktasını eşeledi diye bütün sezonu "İlahi adalet" diyerek saçma sapan bir şekilde yorumlamadığımız zaman...

        "Bobo o penaltıyı niye o köşeye attı!" diye kızıp kargaları güldürmediğimiz zaman...

        O topları kurtardı diye Onur'a kızmadığımız, aksine alkışladığımız zaman...

        "O sattı", "Bu sattı" diye konuşup sezon bittiğinde sırıtarak tatile çıkmadığımız zaman...

        Bütün stat, rakip başkana küfür etmediğimiz zaman...

        Kulüp yöneticileri taraftara teslim olmadığı zaman...

        Taraftara müşteri gibi davranılmadığı zaman...

        "Şu takım çok iyi durumda, aşağıya çekelim" demediğimiz zaman...

        "Puan farkı çoğaldı, bu ligin zevki kalmadı. Onları durduralım" demediğimiz zaman...

        "Rakibimiz kazanmasın" diye her türlü ahlaksızlığı yapmadığımız zaman...

        Bağıranın kazanacağına inanmadığımız zaman...

        Özür dilemeyi öğrendiğimiz zaman...

        Mandalina ile portakalın renginin aynı olmadığını öğrendiğimiz zaman...

        Utanmayı bildiğimiz zaman...

        Aşırılığın gerçek mutluluğu getirmediğini öğrendiğimiz zaman...

        Körlerin ülkesinde tek gözlünün kral olabileceğini öğrendiğimiz zaman...

        İlle de eleştirmeyi, yerin dibine sokmayı bir yetenek saymadığımız zaman...

        Yalnız güç tarafından desteklenen gücün titremeye mahkum olduğunu öğrendiğimiz zaman...

        Bir halt olmadan bir halt olunduğunu düşünmediğimiz zaman...

        Futbolda 'renklerin kardeşliği' diye bir yalanın içine girilmediği zaman...

        Önce sözleşme yapıp ertesi yıl oyuncu ya da hocaya "Rakamı indirelim" diye öneri götürmediğimiz zaman...

        Mağduru oynayarak, ağlayarak başarıyı yakalamaya çalışmadığımız zaman...

        Her yorumcu kendisini bir bilen ilan etmediği zaman...

        Kendi kinini futbola alet etmediği zaman...

        İşlenen suç görmezlikten gelinmediği zaman...

        Gazeteci tarafsız olduğuna inandırdığı zaman...

        Her kukuletalının keşiş olmadığını anladığımız zaman...

        Her hoca arandığında Lucescu'nun ismi geçmediği zaman...

        Daha çok var ama şimdilik bu kadar. Seneye de isterse Bucaspor şampiyon olsun, bunları yapamazsak devrimi unutun.

        Diğer Yazılar