Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        F.BAHÇE dün herhangi bir bildiriye neden olmayacak iki golle maçı aldı götürdü!

        Sakin, dikkatli ve etkili. Maçın ardından şöyle bir baktığınızda Fenerbahçe'nin çok farklı kazanması gerekirdi. Ancak son final pasları ve Stoch'un tek başına kaçırdığı 4 gol farkı önledi. Stoch'un bir gol atmasını herhalde sadece kendi değil takım arkadaşları da çok istiyordu. Ancak tabii ki Konya kalecisinin kendisine garezi olduğunun farkına varamadı. Şaka bir yana genç oyuncu son vuruş eksikliği yaşadı. Aksi taktirde kolaylıkla hat-trick yapabilirdi.

        Fenerbahçe kendinden bu kadar emin bir şekilde oynamasına rağmen oyunun temposunu çok yükseklerde tutamadı. Muhtemelen o yüksek tempoda hata yapmaktan kaçındı. Yani işini sağlama aldı. Geçen sene evinde oynadığı Kasımpaşa ve Diyarbakır önünde kaybettiği puanlarla şampiyonluğu verdiğini düşünürsek bunu da çok eleştirmemek lazım. O dikkatleri sayesinde rakiplerine tek pozisyon vermediler.

        Şampiyonluk yarışındaki gerginliğe rağmen çok sakindiler. Özgüveni en üst düzeydeydi. Telaş hiç yoktu. Belki Aykut hocanın dediği gibi ritmi tutturamadılar ama mücadele güçleri yine hiç azalmadan devam ediyor. F.Bahçe maç boyunca önde o kadar çok baskı yaptı ki şu anda Türkiye Ligi'nde bunu 90 dakika yapacak bir takım yok. Zaten bu baskı yüzünden kendi sahalarında hep kopya golleri atıyorlar.

        Örneğin Trabzonspor maçı, Kayserispor maçı. Rakip takım istediği kadar oyunu F.Bahçe alanına taşımak istesin bu fark etmiyor. Çünkü onu yapacak hamleler F.Bahçe baskısı yüzünden gerçekleşmiyor. Ve bu golleri hep Niang'ın atması bir tesadüf değil. Hepsi adrese teslim ve önceden planlanan baskı operasyonun sahneye uygulanması. Rakipten kapılan toplarda yapılan ani hücumlarda Niang'ın hep orada olması gerekiyor ve orada oluyor.

        Tabii ki bu baskı da, savunmanın kanatlarından başlayıp orta alanda, başta Emre, Cristian ve Mehmet Topuz'un yüksek enerjisi ve disipliniyle birleşmesinden kaynaklanıyor. Bu müthiş konsantrasyon karşısında Konya gibi zayıf bir takımın Kadıköy'den çıkması olanaksızdı. O yüzden tempolu oynamasına da gerek yoktu F.Bahçe'nin. Rakipler neredeyse Kadıköy'de

        futbol boğulması yaşıyorlar. Nefes alamayınca insan kontrolsüz hareketler yapar. Futbolda da böylesine baskı rakibi kontrolsüzlüğe itiyor ve hataya zorluyor.

        Bir de şu önemliydi dün Fenerbahçe'de. Alex belki de bu sezonki en etkisiz oyununu oynadı. Ancak Fenerbahçeli futbolcular ona bu kez kafa izni verdiler. Onun etkisizliğini hiç aratmadılar. Ve ayrıca Santos ve Lugano gibi iki oyuncu yok. Ancak Bekir ve Caner ilk yarının belli bir bölümünden sonra tutuk futbollarının ardından oyuna adapte olabildiler. Ve Semih oyuna girdiği ilk anda golü attı. Şampiyonluğa giden bir takım için yedekte oturan futbolcuların gerektiği andabu şekilde hazır olması Fenerbahçe'nin en pozitif yanı. Ayrıca Lugano ve Santos'un Ankara'da bilerek sarı kart görmesini de Fenerbahçeli futbolcuların birbirlerine olan güveni olarak yorumlayabiliriz.

        Tabii bir de Kadıköy'de iş biraz farklı oluyor. İş neredeyse haksız rekabete doğru gitmeye başladı. Seyirci o kadar çok takımı itiyor ki o sahada oynamamak mümkün değil. Eğer Fenerbahçe bu sene şampiyon olursa, bunu ligin ikinci yarısında gerçek futbol seyircisi kimliğine bürünen taraftarına borçlu olacak. Asla ve asla boşa gürültü yapmıyorlar. Gereksiz 'lay lay lom' şarkıları söylemiyorlar. Futbolcularla oyunun içinde 1 oluyorlar. Bu, birtakım için çok önemli. Dolayısıyla bu ligdeki takımların Kadıköy'den galibiyetle çıkması çok zor. Bu baskı öyle kolay kolay kaldırılacak baskı değil. Eğer tribünde takımına istediği anda destek veremiyorsan boşa gürültü yapmanın anlamı yok. F.Bahçe seyircisi bu özelliği ile oyunun karar mekanizmalarından birisi oluyor.

        Diğer Yazılar