Stoch ve Gökhan Gönül
Fenerbahçe'nin lig yarışındaki en büyük avantajı hiç alakasız bölgede oynayan futbolcuların oyuna ağırlığını koyabilmesi. Örneğin dün Gökhan Gönül ve Stoch. Dikkat edin. Maçın kaderin değiştirmesi normalde Alex ve Semih gibi oyunculardan beklenir. Ama dün öyle değildi. Stoch'un oyuna girdiği andan itibaren Buca'nın savunma bloğunu alt üst ederek dengeyi bozması ve Gökhan Gönül'ün sağ kanattan öldürücü bindirmeler yaparak rakibini yıldırması ve hataya zorlaması dünkü maçın 3-1 'den sonra değişmesine neden oldu. Fenerbahçe'nin bu özelliği Trabzonspor'da olmayan bir özellik. Bugün başkası yarın bir başkası çıkabiliyor. Bir kişiye bağlı kalmayabiliyorlar.
Fenerbahçe maçı kazandı. Kazandı ama büyük bir badire atlattı, İzmir'de on binlerce seyircisinin önüne bu kadar rahat ve sorumsuz bir Fenerbahçe'nin çıkacağı asla tahmin edilemezdi. Trabzonspor'un Eskişehir'de kaybettiği puanlar sanki ligin sonu gibi algılanmıştı Fenerbahçe için. Gaflet uykuları neredeyse koca bir sezona mal oluyordu.
Fenerbahçe dün ligin son 10 haftasında vermediği gol pozisyonlarını rakibine bir maçta verdi. Abdulkadir ve Musa hiçbir maçta bu kadar çok boş alan bulamamıştır. Özellikle Abdulkadir yeni bir Cenk Tosun olma yolunda ilerliyor. Fenerbahçeli futbolcular üçüncü gole kadar öyle bir futbol oynadılar ki kötünün kötüsüydü. Yan gelip yattılar. Örneğin Lugano hayatında bu kadar kötü oynadığı bir maçı hatırlıyor mu? Ya da Yobo. Şampiyonluğa giden bir takımın bu saatte bu kadar kötü oynama hakkı olamaz. Oynarsan her maçta böyle şanslı bir şekilde kurtaramazsın. Futbolda yani "Mümkünlü köyü"nde her şey mümkün. Eğer boş bulunursan kuş öyle bir kaçar ki düzeltme şansın kalmaz.
Aykut Kocaman müdahalelerde bulunmakta geç kaldı. Yaptığı hamleler ise işler kötü bir sonla bitseydi çok tartışılırdı. Cristian'ın çıkması, Semih'in oyunda kalması belki yerinde olmayan kararlardı. Ama bu değişikliklerin getirdiği sonuç Aykut Kocaman'ı haklı çıkardı. Stoch yetenekleri giderek ortaya çıkan bir oyuncu. Belki gol atamadı ama benim hatırladığım Galatasaray, Gaziantepspor ve bu maç Stoch'un o yetenekleri sayesinde kazanıldı desek yanlış olmaz. Sorumluluk almasını bilen bir oyuncu. Korkak değil ve en olmayacak durumlarda riske girebiliyor. Ve ligin son haftalarında Stoch'un ne kadar doğru bir transfer olduğu ortaya çıktı.
Üçüncü gole kadar sezonun en kötü futbolunu oynayan Fenerbahçe'nin penaltı golünden sonra ayaklanması son derece doğaldı. Bucaspor son derece tecrübesiz bir takım. İki farklı galip duruma geldikten sonra maçı bu şekilde bitireceklerini düşündüler. Oysa oyunu dün 3-1 iken daha iyi kontrol edebilirlerdi. Müthiş ve etkili futbollarını sürdüremediler. Üstelik rakipleri sezonun en kötü futbolunu oynuyordu. Ama rakiplerinin tecrübesini hesaplayamadılar. Penaltı golünden sonra da oyunu bırakmayabilirlerdi. Tecrübe eksikliği onların düşseler bile efsane olmalarını engelledi. Penaltıdan sonra pes etti. Yine önde olduğunun farkına varamadı. Tabii ki penaltı pozisyonu tartışılacak. Bana sorarsanız net bir penaltı değildi. Ama bu penaltı pozisyonu bile Fenerbahçe'nin iki farklı yenilgiden sonra sergilediği tecrübe dolu mücadeleyi gölgeleyemez. Ama maça bu kadar konsantrasyon eksiliği ve bu rakibi bu kadar küçük görerek başlaması onlar için sezonun en büyük dersi oldu.
Bu maçın hiç şüphesiz en önemli olayı Güiza'nın yaptığı o sihirli dokunuştu. Öyle kolay bir gol değildi. Hele Güiza gibi beceriksiz bir golcü için olağanüstü zor pozisyondu. Sadece bu gol bile Güiza için 3 yılı kurtaran bir gol oldu. Belki de sezon sonu giderken omuzlarda uğurlatabilecek bir goldü. Belki de kendisine o kadar harcanan parayı helal ettirebilecek goldü. O yüzden gözyaşlarını anlayışla karşılamak lazım.