Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GALATASARAY Kulübü Başkanı Ünal Aysal ilk icraatında tam puanı aldı. Doğru olanı yaptı, baskılara aldanmadan Fatih Terim konusunda karar aldı. Aklın yolu birdir. Tabii burada

        Ali Dürüst'ün etkisi büyük. Dürüst şu durumda takımın başına getirilecek bir yabancı hocanın tamamen macera ve lüks olduğu görüşünde. Bence de yüzde 100 haklı. Ve bu konuda da Aysal'ı ikna etti. Bu konu fazla bulanmadan çözüldü. Florya'yı toparlayacak bir kişi varsa o da Fatih Terim'dir. Ancak şu var. Daha doğrusu şöyle bir tehlike var. Özellikle paralı başkanların çevresinde beliren fırsatçı ordusu yine devrede. Dikkat ediyorum sayın Aysal'ın çevresinde bu yavaş yavaş oluşmaya başladı. Hatta var. İlerleyen zamanda bu büyük bir tehlike arz edebilir. Çünkü tatmin olmayanlar ya da istediklerini elde edemeyenler doğrudan silahlarını başkan Aysal'a yöneltebilir. Geçmişte bu çok oldu. Ve Galatasaray çok büyük yaralar aldı. Örneğin şu anda Galatasaray TV için büyük bir savaş var. Aklınızın hayalinin almayacağı insanlar oraya yerleşmek için Aysal'ın ve yönetimin yakasına yapışmış durumda. Hele içlerinden bir tanesi "Galatasaray TV'yi bana verin orayı CNN yapayım" diyerek işin iyice suyunu çıkarmış durumda. Şimdi bu insanlar Adnan Polat'ı en çok eleştirenler olunca insanın aklına başka şeyler de geliyor. Bu insanlar Galatasaray Kulübü'nü açıkça yönetmeye çalışan ve istediklerinin gerçekleşmesi için gerekirse kafa göz yarabilecek insanlar. Menfaat uğruna Galatasaray armasına 1 dakikalık saygı bile göstermeyebilirler. O yüzden dikkat diyorum. Aysal, Dürüst ve Öztürk'ün de bu yapışkanlara fırsat vereceğini hiç sanmıyorum.

        *

        Bir milletvekili

        Reha Muhtar'ın programında Trabzon milletvekilinin sadece şehirde elde edeceği reyting için düştüğü hali görünce içim acımadı değil. Emre için söylediği sözlerin ve iddiaların altının bu kadar boş olmasına rağmen televizyona çıkıp delik deşik olmak, koca bir milletvekilinin Emre'nin sözleri karşısında ezilip, bu kadar büzülmesi, hiçbir cevap verememesi gerçekten üzücü bir durum. Hem Emre'yi hem de Fenerbahçe'yi zor durumda bırakmak için boş bir iddia ile ortaya çıkması, bu konuda kandırılması ve ardından bu hale düşmesi, elinde bir belge kırıntısı bile olmadan futboldan reyting sağlamaya çalışanlar için çok ağır bir ders oldu. Böyle bir olayı ekrana taşıdığı için de Reha Muhtar'a ne kadar teşekkür etsek azdır. Ayrıca da AKP'nin bu milletvekilini niye bir kez daha aday yapmadığı da çok iyi anlaşıldı.

        *

        Öz eleştiri yapmak ne kadar zor

        Trabzonspor'un üzüntüsü elbette anlaşılır bir durum. Yıllardan sonra ilk kez şampiyonluğun kapısına kadar gelmiş olmasına rağmen tüm kozlarını F.Bahçe'ye kaptırması gerçekten bir takım için kabus gibi. Ankaragücü maçından sonra önceki gün bütün televizyon kanallarını tek tek izlemeye çalıştım. Bağlanan bağlanana. Trabzonsporlu yazarlar özellikle hakemlere ve federasyona müthiş tepki gösteriyor. Bunları da anlayışla karşılıyorum. Ama dikkat ettim. Bir tane Trabzonsporlu hiç bir şekilde öz eleştiri yapmayı kabul etmiyor. Bir tanesi bile biz 9 puan farktan buraya nasıl geldik, ligin devre arasında ne yaptık, nasıl hazırlandık? Yapılan yanlış transferler? Futbolculardaki belirgin form düşüklüğünün nedenleri, ikili averajı nasıl hiç hesap edemedikleri, ligin ikinci yarısında tamamen ters tepen hatalı demeç politikası, rakipleri gereksiz yere tahrik eden açıklamaların neden yapıldığı hiç sorulmuyor ve tartışılmıyor. Eğer bu şampiyonluk giderse (daha gitmedi) bunun sorumlusunu sadece zorlayarak hakemlere bağlamak en büyük yanılgı olur.

        *

        Başbakan, bakan ve başkan

        Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın takımı Kasımpaşa, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak'ın kaptanlığını yaptığı Akçaabat Sebat ve Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener'in tuttuğu takım ve hatta başkanlığını yaptığı takım Altay. Bu 3 takımın ortak yanı, 3'ünün de küme düşmesi. Bana biraz garip geldi. Çünkü bu ülkede ve tabii ki genelde lig sonuna doğru bin türlü dedikodu yapılır. Siyasetin futbola etkisi tartışılır. Ve hatta başbakanın bir kalem hareketi ile şampiyonu belirlediği iddia edilir. Hele Futbol Federasyonu Başkanı zaten her şeyin suçlusudur. Şimdi böyle bir ortamda bu 3 takımın küme düşmesi ne iştir? Hem de başbakanın, bakanın ve başkanın elinin altında bütün güç varken. Özgener istese Altay'ı kurtaramaz mıydı? Kurtarırdı. İnanın iki düdüğe bakardı. Ama yapmadı. Yapmadılar. O zaman bu insanlar doğru olanı yapıyorsa, her şeyi sahadaki kramponlara bırakıyorsa peki neden yanlış olanı yani politikayı sahaya çekmeye çalışıyoruz? Neden milletvekili adaylarına kürsülerde oy baskısıyla zorla komik sözler verdirmeye çalışıyoruz? Belki bize anlatılanlar ve inanılanlar eskiden oluyordu. Ama artık yaşanmıyor. Bu belgelendi.

        Diğer Yazılar