Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KOLAY değil. Geçen sene son maçta kaybedilen bir şampiyonluğun hemen ardından böyle bir şampiyonluk kazanmak.

        Sarı-Lacivertli renkleri tutmayan herkesin dalga konusu hale gelmesinden sonra ortaya çıkan bu performans aslında herkese ve her takıma ders olabilecek nitelikte.

        Zor günlerde ayağa nasıl kalkılır, nasıl mücadele edilir, nasıl savaşılır ve nasıl dik durulur. Bunu bize öğretti Fenerbahçe.

        Seyircisiyle, futbolcusuyla ve yönetimiyle. Zor günlerinde birbirlerine sarıldılar. Kenetlendiler. Bir büyük takım nasıl olunur onu gösterdiler.

        Zaten onlara boşuna büyük denilmiyor. Bu yüzden büyük sınıfına giriyorlar.

        Sivas maçı bir teferruat. Onlar maçı sahada değil kafada oynamışlar. Kafada şampiyon olmuşlar. İnanmışlar ve ruhlarını, güçlerini ortaya koymuşlar. Dün bir an için girdikleri tanıdık strese rağmen bu kez üstünden kalkmasını bildiler. Şu maçı eski acı anılarla yaşamak ve bu galibiyeti alabilmek bile öyle her baba yiğidin harcı değil.

        Türk futbol tarihinin en çarpıcı şampiyonluklarından birini aldılar. Son 18 maçın 17'sini kazanmak ve sadece birinde berabere kalmak olacak bir iş değil. Bu herhalde Trabzonspor'un tarihinde görebileceği en büyük şanssızlık. Ligin ilk yarısına baktığınız zaman Trabzon'un yürüye yürüye kazanacağı bir şampiyonluk kimseye garip bir durum olarak gelmezdi. İkinci yarı 11 puan kaybettiler. Bu şampiyonluğa giden bir takım için normal bir durum. Ama burada anormal olan Fenerbahçe'nin bu performansı göstermesi. 100 yılda bir daha olur mu bilmem.

        Ama Fenerbahçe bunu başardı. Kazandığı zorlu maçlara baktığınız zaman ne kadar kızarsanız kızın bir anlığına olsa da şapkanızı çıkarıp onları tebrik etmeniz gereken bir başarı

        bu. Bu başarıları hiçbir şekilde başka yollara bağlamak, hakemlere tepki göstermek veya rakiplere taş atarak, onları suçlayarak lekelemek futbol adına ayıplanması gereken bir ayıp olur. O sahaya her şeylerini koyan Sarı-Lacivertli futbolculara yapılacak en büyük hakarettir onların yaptıklarına saygısızlık etmek. Bir Aykut Kocaman'ın, Alex'in, Gökhan'ın, Volkan'ın, Emre'nin, Mehmet Topuz'un, Lugano'nun ve diğerlerinin 18 maçta yaptıklarını görmemezlikten gelip futbolun yeşil alanın dışında oynandığını iddia etmek sadece kendi sorunlarını ve zaaflarını ört bas etmekten başka bir işe yaramaz.

        Lig tarihinin en görkemli şampiyonluklarından birini kazanan Fenerbahçe'nin Sivas'ta oynadığı futbol çok önemli değil. Ancak yüzlerinde ki o korkunç ifade bile bir takımın bir maçı ne kadar çok kazanmayı istediğinin göstergesidir. Denizli'de de geçen yıl Trabzon maçında da bu ifade yoktu Fenerbahçeli futbolcuların. Sivas'a kızmanın da hiç anlamı yok. Yapabileceklerinin en iyisini yaptılar. Koca bir sezonun bedeli başkanlarının söylediği gibi sadece Sivasspor'a kesmek adaletsizliğin en büyüğüdür. İkili averajla kaybettiğin için kendi göbeğini kendin kesememişsin. Başkasının kesmesini beklemek de bir yere kadar. Böylesine bir Fenerbahçe önünde Sivas'dan mucize beklemek hayallerin en büyüğüydü zaten. Eğer Fenerbahçe'ye Kadıköy'de Sivas'dan daha kolay yeniliyorsan yapacak çok fazla bir şeyin de kalmıyor. Bir tarafta şampiyonluk için her türlü yönetim iradesini ve ağırlığını gösteren, sahada ve tribünde tamamıyla bütünleşen, gerginliği kaldırabilen bir Fenerbahçe. Diğer tarafta ise paniğe kapılan, bu panik içinde olmayacak hatalar yapan, sadece şehir baskıları yüzünden olur olmaz demeçlerle hem oynayacağı rakiplerini kızdıran, ortalığı ve kendini gerginleştiren, devre arasında iyi hazırlanamayan, iyi transfer yapamayan bir Trabzonspor. İşte bu şartlar aradaki 9 puanın kapanmasına ve Fenerbahçe'nin şampiyonluğu kazanmasına neden oldu.

        O yüzden çok fazla sağa sola bakmaya gerek yok.

        Kısacası tebrikler Fenerbahçe.

        Diğer Yazılar