Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        PERŞEMBE günü Ali Dürüst ile Bülent Tulun arasında patlak veren olayın ilk olarak Habertürk'e yansımasının ardından neredeyse 4 gün geçti. Dün bakıyorum birçok gazetede jeton yeni düştü. Tabii olaya geç vakıf olunca da detaylarda eskimiş bir konu oluyor. Diyorum ki biz biraz daha ileriye gidelim. Eskimiş konulardan yeni konulara yelken açalım.

        TULUN, DÜRÜST'E BAĞIRDI

        Öncelikle Ali Dürüst ve Bülent Tulun kavgasına bir ayrıntı koyalım. ayrıntı çok önemli. Aradaki tartışma Mecidiyeköy'de oldu. Aslında buna tartışma demek olmaz. Tek taraflı bir olay. Bülent Tulun orada Ali Dürüst'e bağırdı ama Ali Dürüst tek bir yanıt bile vermedi. Sadece dinledi ve sakin durdu. Hiç sesini çıkarmadı. Sonra ortalık yatışınca Bülent Tulun hatasını anlayıp Ali Dürüst'ün yanına geldi. Dürüst sadece "Sakın yanıma gelme" dedi. Aslında ikisinin arasında olsa bu haber belki sızmazdı. Ama o kadar çok kişi önünde yaşanınca haliyle gizli kalmadı.

        Tulun görevden bu kavga yüzünden alınmadı. Çünkü olayın ilk yansımasından sonra 2. Başkan Ali Dürüst'ün bu olay yüzünden Tulun'u görevden aldığı şeklinde bir hava oluştu. Ama öyle olmadı. Bu işin asıl önemli başlangıcı Madrid yolunda oldu. Aslında o gün özel uçakla Madrid'e gidilirken belki Yunanistan belki de İtalya hava sahası üzerinde yaşanan olayın Florya'dan duyulması Tulun olayında sonun başlangıcı oldu. O gün uçağa binmeden önce ekip Florya'ya uğradı. Burada başkan Ünal Aysal, Fatih Terim ile görüştü. Bu görüşme biraz can sıkıcı geçti. Çünkü Terim henüz sözleşmesini imzalamamıştı. Ancak hocanın sözleşmeyi imzalamaması Aysal'ın keyfini kaçırdı. Ama kesinlikle bir tartışma yaşanmadı.

        HAVADA SÖZ DÜELLOSU

        Uçakta ise Ünal Aysal'ın keyifsizliği devam etti. Sonra yanına Bülent Tulun gitti. Biraz dertleştiler. Sonra Tulun şöyle konuştu. Kelimesi kelimesine doğru değil belki ama buna benzer sözler kullandı:

        Tulun - Sayın başkanım kafanıza takmayın. Hoca imzalamazsa imzalamasın. Ortada bir sürü hoca var. Eğer hoca bırakmak isterse bıraksın. Hemen bir tanesini indiririz.

        Ünal Aysal hiç yanıt vermedi. Öyle sessizce oturdu. Ama bu sözleri uçakta bulunan Abdürrahim Albayrak duydu. Hemen ayağa kalktı, Bülent Tulun'un yanına gitti ve çok sert bir şekilde ona çıkıştı:

        Albayrak - Bunlar nasıl söz. Neler söylüyorsun? Ne yapmaya çalışıyorsun?

        Tulun da Albayrak'a aynı sertlikte cevap verdi?

        Tulun - Sen hocanın avukatı mısın?

        İşte bu sert diyalog yüzünden yolculuk bir anda zehir oldu.

        TERİM SORDU, ONAYLATTI

        Ve olay 1-2 gün sonra Florya'da duyuldu. Terim'in kulağına gitti. Terim önce inanmadı. Bir iki yere daha sordu onaylattı. Emin olduktan sonra da Tulun konusunda kesin tavrını koydu. Ve bu tavrında da sonuna kadar haklıydı. Bu olaydan sonra hocanın bırakın Tulun ile birlikte çalışmayı yüz yüze bakması bile çok zordu. Yönetiminde bu duruma karşı çıkması herhalde beklenemezdi. Bir de Ali Dürüst ile Tulun arasındaki olay buna eklenince Aysal'ın da söyleyecek sözü kalmadı.

        SÜREN ACEMİLİĞİNE VERDİ

        Şimdi burada kafaya takılan birkaç konu var. Öncelikle Tulun böyle konuşurken Ünal Aysal'ın orada devreye girip "Sen ne diyorsun?" demesi gerekirdi. Ama demedi. Bu önemli. Çünkü Florya bunu da biliyor. Eski Başkan Faruk Süren olayı bilenlerden. Ve başkanın son olaylarda ki tutumunu 'acemilik' olarak nitelendiriyor. Ama "Öğrenecek" kelimesini de ekliyor. Süren asıl vahim konuya değiniyor. "Uçakta ki olay nasıl duyuldu?" ya da "Florya'nın kulağına nasıl gitti?" Süren'in bu düşüncesi gerçekten çok önemli. Acaba bu haber hocanın sinirlerini bozmak ya da "Lanet olsun" demesini sağlamak için mi sızdırıldı. Eğer öyleyse sızdırma tamamen ters tepti. Bumerang geri geldi. Bir de şu var. Haberin Albayrak'tan çıkmadığı kesin. Çünkü bu konuda hiç konuşmuyor. Sessiz ama hala çok öfkeli.

        YÖNETİM DELİK DEŞİK

        Uzun zamandır içi dışı bu kadar delik deşik olan bir yönetim kurulu görmemiştim. Hem de daha 1. ayında. Tamam şeffaflık dedik ama bu biraz fazla oldu. Her şey ortada. Tabii bir de bilgi kirliliği var. Her kafadan bir ses. Başkana dikkat ettim. Coşkun Ağabey'in cenazesinde 40 derece sıcağın altında 40 televizyon kamerasına ayrı ayrı konuşuyor. Otelinde yaptığı gizli görüşmelerinde ise tekneler gazeteci taşıyor. Herkes kendi cephesinden medyaya farklı bilgi veriyor. Olan da G.Saray'a oluyor.

        Neyse bugün her şey sona erecek. 15 günde oluşan bir yönetimin başına bunların gelmesini de doğal karşılayalım. Ve tabii ki bunların başlangıçta yaşanması aslında iyi oldu. Taşlar yerine oturacak. Bugünden itibaren herkes kendi mıntıkasında yer alacak. Herhalde başkana da Galatasaray Kulübü Başkanı olduğunu hatırlatacaklardır. Yani "Biraz sakin ve sessiz olun başkanım" diyeceklerdir. Bir de şu gerçek var. Yaşananlardan sonra özellikle Florya'da medya ile ilişkiler derlenip toparlanacak. Tabii yönetimde de. Çünkü medya-yönetim ilişkisinin de 1 ayda cıvığı çıkmış durumda. Bu konu çok önemli. İnşallah düzelir diyelim ve bugünü yönetimin görevdeki birinci günü olarak kabul edelim.

        Diğer Yazılar