Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GALATASARAY'ın İstanbul'un dışında maç kazanmasının ne kadar zor olduğu Karabük'de bir kez daha ortaya çıktı.

        Sarı-Kırmızılıların sıkıntılı bir oyun düzeni var. Rakibi etki altına alamıyor, baskı kuramıyor, ısıramıyor ve son olarak da korkutamıyor. Ayrıca agresif değil. Dün Galatasaray bir de10 kişi kalınca üç puan kaybetmekten çok korktu. Bu da öz güven eksikliğinden kaynaklanıyor. Galatasaray gibi bir takımın elindeki futbolcuların gücüne ve tecrübesine rağmen Karabük tipi takımlardan korkmasını ben anlayamıyorum. Sercan'ın oyundan alınması çift forvetten teke dönülmesi ve ardından yenik duruma düşünce tekrar Elmander'in yanına Baros'un alınmasının başka açıklaması yok gibi. Belli ki Fatih hoca henüz takımına tam olarak güvenmiyor.

        Galatasaray zaten zor pozisyon bulan bir takım. Samsun maçında olduğu gibi sadece çift forvete dönüldüğü zaman rakip kalede daha etkili olabiliyor. Hatta diyebilirim ki çift forvette bile bu sıkıntı kısmen yaşanıyor. Ama en azından oyuna giren isimler ve çift forvete dönmek rakip takımı korkutmayı bir şekilde başarıyor. Yani fizik ve teknik olarak değil, isim ve forma olarak. Kısırlığın en büyük nedenlerinden birisi ise Melo ve Selçuk'un kendi stoperleri arasına gömülmesi. Yani forvet hattına destek olmamaları. Savunma dörtlüden altılıya dönünce de orta alanda koca bir boşluk oluşuyor. Hele bir de Selçuk ve Melo'nun çabuk dönüşü gerçekleşmeyince her kazanılan top yeniden zorunlu olarak rakiplerin ayağına gidiyor. Bu durumda ise Galatasaray'ın sadece duran toplardan gol bulma ve maçı koparma şansı oluyor. Kısacası Galatasaray ciddi bir şekilde çabuk adam sıkıntısı çekiyor. O yüzden Elmander yerine Sercan'ın çıkması bence 10 kişi kalmanın verdiği panikten dolayı alınan bir karar. Örneğin Baros. O da takımın en çabuk iki adamından birisi. Yaptırdığı penaltıda onun çabukluğu sayesinde. O anda onun yerine Elmander olsa penaltıda olmazdı. O yüzden anlayamadığım bir konu da Baros ve Sercan gibi iki çabuk adam varken Elmander'in tercih edilmesi.

        Şimdi son maçlara bir bakın. Galatasaray'ın kanatlardan gelen tek ortası ve bu ortalardan doğan bir pozisyonu var mı? Hayır yok. Dün sadece Kazım'ın ikinci yarıda bir tane ortası var o kadar. Hakan Balta yıllardır orada. Bana bir tane soldan asist yapıp gol attırdığı bir maçı kimse söyleyemez. Keza Sabri de öyle. Eboue de çok içe katedince Galatasaray kanatları her şekilde etkisiz kaldı. O zaman da Elmander gibi uzun boylu bir forveti tutmanın anlamı

        da yok.

        Hal böyle olunca da Galatasaray sadece kendi sahasında kendi seyircisinin baskısı altında maç kazanabilir. Ya da deplasmanda top şansı gerekecek.

        Dün oyuna baktığınız zaman sahanın en iyisi olarak Kazım'ı görebiliriz. Ancak şu var. Ne kadar etkili olsa da sonuca giden bir oyunu kesinlikle yok. Maç boyunca sadece bir tane ortası var. Tek başına desteksiz bir şeyler yapmaya çalıştı. Ancak onlarda zaten kalabalık Karabük savunması arasında kaybolup gitti. Onun dışında Melo'nun hırsının çok az futbolcuda olduğunu gördük. Kaleci Muslera'nın kırmızı kartı tartışılabilir. Ama Muslera gibi bir kalecinin o şekilde çıkması hiç bir şekilde açıklanamaz. Aynı çıkışı kaleci Ufuk yapsa muhtemelen Galatasaray seyircisi "Bundan kaleci olmaz" diyecekti. Ufuk ise oyun boyunca iyiydi. Yediği golde top kalabalık arasından çıktı. O yüzden çok geç gördü. Ama onun dışında iki üç pozisyonu kurtarmasını bildi.

        Sonuç olarak Galatasaray gibi takımların Karabük gibi vasat takımlar karşısında on kişi kalsa da çekinmemesi ve korkmaması gerekir. Aynı tepkiyi Manisa Kadıköy'de gösterebiliyorsa Galatasaray o kadrosu ile rahat bir şekilde gösterebilir.

        Diğer Yazılar