Arızalar tespit edilince
GALATASARAY'a 5. hafta bakıyorum, sonra ilk haftayı hatırlıyorum.
O takım bu takım mı? Evet bu takım.
Bu işte var bir keramet demeyin.
Eğer arızaları tespit ederseniz, teşhisleri doğru koyarsanız, iyi gitmemesi için hiç bir neden olmaz. İstanbul BŞB maçında top yapamayan, savunmaya dönemeyen, hücum yapamayan ve bir takım olamayan Galatasaray, bir ayda böyle bir değişikliği yakaladı. Önemli olan bunları görebilmek ve doğru hamleler yapabilmek. Teknik direktör farkı da burada çıkıyor. Yani Fatih Terim'in.
Ama şu var. Dünkü maçtan sonra Galatasaray "olmuş bir takım" diyebilirmiyiz. Tabii ki hayır. Eğer bu ligde şampiyon olmak istiyorsa, daha çok yolu var. Hem Galatasaray'ın, hem de
Fatih Terim'in.
Dün önemli bir galibiyet aldı. Üst üste alınan bu 2. galibiyet öz güven sorununu çözmek için en önemli fırsat. Yoksa Galatasaray bu Ankaragücü'nü sabah akşam yener. Tartışmasız ligin en kötü takımı. Hiç bir amacı olmayan, sanki lütfen oynayan bir takım. Ama o çocukların suçu değil. Onları bu hale getirenlerin utanması gerekir. Başta herkesi yıldıran, bıktıran ne istediğini asla bilmeyen Ankaragücü seyircisi. Böyle bir takımı yenmek için üflemek değil nefes vermek bile yeter. Pudra şekeri gibi dağılmaya zaten hazır. Ama burada önemli olan Ankaragücü'nün yetersizliği değil, G.Saray'ın gösterdikleri, verdikleri ve gelecek işaretleri.
Sahaya çok iyi yayılıyorlar. Herkes ne yapacağını biliyor. Düzenli ve organizeler. Melo, Selçuk ve Engin şu anda 'cuk' oturmuş duruyor. Melo enerjisi ile takımın kontrol noktası. Selçuk gole gidişin silahı. Engin ise orta alanda henüz tam kapasite de değil ama tam bir top hırsızı. Hem Engin olunca Selçuk savunmasına gömülmüyor ve hücumda daha pozitif oluyor. Dolayısıyla Galatasaray daha çok pozisyona giriyor. Yani bu takımın en önemli bölgesi orta alan. Kilit noktası orası. Her şey orada başlıyor, her şey orada bitiyor. Ama elbette makine tam işlemeli.
Ama bugün onu söyleyemeyiz. Örneğin bu orta saha her zaman yeterli olmayabilir. Galatasaray baskı altında çok fırsat veriyor. Çünkü Riera, Kazım ve Elmander hiç dönmüyor. Sadece hücumda varlar. Kanatlar henüz tam çalışmıyor. Hakan Balta son iki yılın en iyi Hakan Balta'sı olmasına rağmen tam olarak hazır değil. Sabri ileriye gideceğine geriye gidiyor. O zaman da sağ ve sol tam olarak işlemiyor. Hadi sağı Eboue ile takviye edebilirsin. Gerekirse Ujfalusi'yi çekersin. Ama solda fazla şansın yok. Ya Hakan ya da Hakan. İki kanatta da teşhis edilmeyi bekleyen arızalar var. Orta sahanın teşhisi giderildi. Sıra orada. Sadece orta alanla gitmez tabii ki.
Şimdi dünyanın neresinde olursa olsun "Elmander mi yoksa Baros mu?" diye sorarsanız, yüzde yüzü Baros diyecektir. Eğer Terim onu sildiyse bir daha hayır gelmez, iş devre arası transfere bakar. Eğer silmediyse onu mutlaka kazanır. Muhtemelen bizim gördüğümüzü o da görüyordur.
Son söz de Muslera'ya. ilk yarının başında henüz berabere iken Rajnoch'un altı pasın üzerinden çok sert şutu var. Sıradan bir kaleci o golü yer. Yese de kimse sesini çıkaramaz. Ama Muslera kurtardı. O ana iyi bakın ve Muslera'nın nasıl kaleci olduğunu görün. Refleks ve çeviklik. ikisi de bir arada. Kötü goller yedi, daha da yiyecek belki. Ama işte bu topları kurtarıp çevireceği maçta çok olacak Muslera'nın. Galatasaray'ın bu tarz kaleciye uzun süreden beri ihtiyacı vardı. işte o isim Muslera.
Yukarıda Ujfalusi'yi gerekirse sağda oynatırsın dedim. Dedim ama siz bana bakmayın. Onun yeri artık stoperde. Oradan başka yerde oynamaz. Bu takımın her haliyle oradaki Ujfalusi'ye ihtiyacı var. Yanına Servet mi olur yoksa Gökhan mı onu bilemem.