Biliç-Terim Hiddink-Kocaman
GALATASARAY adına söylenecek ne kadar çok şey varsa, F.Bahçe adına da söylenecek hiçbir şey yok. Maçı dilim dilim kendi lehine doğrayan, rakibin her şeyini ve hatta dün öğlen ne yediğini tahmin ederek mücadele eden ve ona göre önlemini alan, neredeyse oyunun büyük bir bölümünde sıfır pas hatası ile oynayan, hücumda ilk kez bu kadar çoğalabilen, her oyuncu performansının bir gömlek, bazıları 4-5 gömlek üstüne çıkabilen, kulübeden bu kadar iyi yönetilen bir takımın ve arkasında 50 bin seyircinin müthiş desteği ile G.Saray'ın maçtan galip ayrılmaması, mucizenin de ötesinde bir şey olurdu.
Bugüne dek çok G.Saray-F.Bahçe maçı izledim. Ama bir takımın diğerine bu kadar üstünlük kurabildiği mücadele bir elin parmaklarını geçmez. Ve F.Bahçe'yi son 3-4 yılda yenildiği bir lig maçında bu kadar kilitlenmiş ve ezilmiş bir halde ilk kez gördüm.
Bunu sakın ola F.Bahçe'nin kötü gününe bağlamayın. F.Bahçe'yi böyle bir kötü güne iten her şeyi G.Saray yaptı. Tamam belki Bilica maçın kader anlarında ortaya çıkıp bir G.Saraylı futbolcu katkısı verdi! Goethe ya da Beethoven'in voleybolda, basketbolda iyi olduğunu hayal etmek nasıl olanaksızsa, Bilica'nın futbolcu olduğunu hayal etmek de aynı durum içine giriyor. Ama bu Bilica bile dünkü yenilginin bahanesi olamaz. Fatih Terim dünkü maçı ne kadar yaşayıp, biçip ölçtüyse ve kadrosunu ona göre kurduysa, balık tutmak için ağaca çıkmadıysa Aykut Kocaman da bunun tam tersini yaptı. Dünkü görüntü bana Biliç-Hiddink görüntüsünü hatırlattı. Burada kimin Biliç olduğunu sanırım sormaya gerek yok.
Aykut hocanın belki motivasyon olarak takımı adına söyleyebilecek sözleri olabilir. Çünkü F.Bahçeliler sezon başından beri yaşadıkları, normal insanın sırtlayabileceği şeyler değil. Ama Kocaman'ın Bienvenu'yü sağda, Alex'i forvette tek başına oynatması ve geçen haftanın yıldızı Stoch'u kulübüde oturtmasının açıklaması yok. Bir Volkan ve biraz da Yobo'nun çabaları ile skoru ancak bu kadar tutabildiler. Ve şunu söylemek lazım. 2. golde biraz hatası olsa da Volkan bu ülkenin en iyi kalecisi. Bu gerçek dün bir kez daha ortaya çıktı. F.Bahçe taraftarının maçtan sonra Samandıra'da bekleyip Volkan'ın elini öpmesi gerekir.
Emre Çolak sahaya çıktığında "Ne işi var bu maçta?" diye söylendim. Ve sanıyorum Terim bize çaktırmadan Emre kimliğinde bir dünya yıldızı getirip sundu. İddia ediyorum bu Emre, her maçta böyle oynasın, çok değil bir süre sonra G.Saray'ın değil, ülkenin baş tacı olur. Bu takımın içinden sadece Emre'yi alıp çıkardım. Dün benim gözümde çok farklıydı. Ama Melo'nun, Ujfalusi'nin, hele hele Elmander'in hakkını asla yememek lazım.
Sonuç olarak hiç kimseyi birbirinden ayıramayacağımız ve yıllardır özlenen G.Saray'ı ilk kez izledik. Galatasaray, Fenerbahçe karşısında ancak bu şekilde oynayarak 3 yıldır işleyen sayacı böyle sıfırlayabilirdi.