Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        "BU lig oynanmaz" demişlerdi ama aslan gibi oynanıyor. Ve herkes pazar günkü maçı bekliyordu. Kavga kıyametin beklendiği bir maç. Ama belki de bu ülkede ilk kez sahadaki futbolcular sorumluluk aldı. Fenerbahçe-Trabzonspor mücadelesinde iki takımın tüm oyuncularına fair-play ödülü verilmeli. Birbirlerine futbol dışı bir fiske bile vurmayan, hatta bağırmayan, sadece futbollarını oynayan ve en önemlisi kesinlikle seyircileri tahrik etmeyen iki takım futbolcularının bu hali, belki de krizden beslenenler için rahatsız verici olmuştur. Ve ilk kez futbolcular, futbolda

        direksiyona geçtiler. Bu maçın teknik yanı beni hiç ilgilendirmedi. Bu manevi yönü bana yetti de arttı bile.

        ***

        Sadri başkan eskiye dönebilir mi?

        Trabzonspor Başkanı Sadri Şener Kadıköy'de Kazım Koyuncu'nun şarkısı çalınmasına çok içerlemiş. Neyine içerledi anlayamadım. Bir şarkıya bile bu kadar tepki göstermesi onu kamuoyu önüne farklı bir şekilde koyuyor. Huzursuz, keyifsiz, tatsız, tuzsuz, sinirli, alıngan, kavgacı. Oysa bu özelliklerin hiç birisi yoktu Sadri başkanda. Benim tanıdığım Sadri başkan bir yıldır çok değişti. Bu süreçten en olumsuz şekilde etkilenen isimlerden birisi. Oysa Sadri başkan bildiğimiz Sadri başkan olsa bu sıkıntıları çok daha kolay atlattır. Trabzon'un ve Türk futbolunun o Sadri başkana ihtiyacı var. Bugünküne değil. NOT: Ama şu var. Duydum ki başkan sadece şarkıya çıldırmamış. Şarkıyla birlikte söylenen küfürlere isyan etmiş. Tabii ki biraz isyanında haklılık payı oluyor. Ama ben yine de Sadri başkanın eski Sadri başkan olduğunu düşünmüyorum.

        ***

        Şu başımdaki doktor derdi

        Galatasaray şu anda en huzurlu kulüplerden birisi. Zaten böyle de olması gerekiyor. Ama son yıllarda sıkıntıyı ve krizi seven bir kulüp oldu. Böyle zamanlarda bile olmadık sıkıntıları başlarına dert ediyorlar. Örneğin şu doktor krizi. Koca kulüp bir doktor sıkıntısını çözemedi. Halının altına süpürmeye çalışıyorlar ama kriz orada duruyor. Bugüne kadar da bir kulüpte ilk kez doktor sıkıntısı görüyorum. Olayı yazan arkadaşımız Erhan Telli'ye kızacaklarına, hedef

        gösteren komik yalanlamalar geçeceklerine olayı çözmek için çaba harcamaları gerekiyor. Benim en tuhafıma giden şu. Bir sıkıntıyı bile bile yalanlama yazmak nasıl bir şeydir. Acaba hangi ruh haliyle yazıyorlar. Yazanın ya da yazdıranın kimliğini gerçekten çok merak ediyorum. Neyse biz aldırmıyoruz. Yazması bizden çözmesi sizden. Bari ona da yol gösterelim. Eğer takım futbolcusu yönetimin gösterdiği doktora gitmiyorsa takımın ve teknik heyetin istediği doktora ameliyat oluyorsa yapacak fazla bir şey yok. İnadın da anlamı yok. Gereksiz yere kriz yaratmanın

        da anlamı yok.

        ***

        Arıboğan'ın huzursuz yaşamı

        Öyle hassas bir dönemi yaşıyoruz ki insanlar ne söylediğine ve neyi işaret ettiğine çok dikkat etmeli. Hemen bir örnek verelim. Lutfi Arıboğan... Eşiyle birlikte Etiler’de yemekte. Hem de nezih bir yerde. Yan masadan bir kadın üstüne uçuyor “Fenerbahçe düşmanı”diye. Korumalar devreye giriyor kadını önlüyorlar. Ama tabi ki yemek zehir oluyor. Aradan bir kaç gün geçiyor. Bu kez Üsküdar’da bir yerde. Bu kez yalnız Arıboğan. Eşi yanında yok. Yoldan geçen bir adam saldırmaya çalışıyor bu kez. “Yaktın Fenerbahçe’yi” diye. Yine korumalar araya giriyor. Ve Arıboğan böyle bir yaşam sürüyor artık. Korumaların arasında huzursuz bir yaşam. O yüzden dikkat diyorum. Konuştuğumuz ve yazdığımız her şeye dikkat. Tabi ki herkesin canı yanıyor. Ama “can yakan” olmak en kötüsü.

        ***

        Kupa kime verilecek?

        Ahmet Çakar "Trabzonspor şampiyon" dedi ama neye dayanarak diyor onu bilemiyorum. Çünkü yönetmelikler belli. Yani futbol hukuku. O apayrı bir şey. Futbol yönetmeliğinde teşviğe ve şikeye teşebbüs edenin bile küme düşürülmesi gerektiği yer alıyor. Tamam belki iddianamede Trabzonspor'un suçu öyle ağır cezalık değil. Ama teşebbüs var. Futbol hukukuna göre Trabzonspor'un bu durumda küme düşmesi gerekiyor. En olmadı puanları silinir. Şimdi nasıl diyebiliriz ki "Kupa Trabzonspor'a verilmeli" diye. Ama futbol yönetmelikleri değişirse onu bilemem. Belki Çakar onu kastetti. Bence o bile zor. Çünkü sonuçta bir şekilde bu işe karışmış Trabzonspor. Şu anda ibre Bursaspor'u gösteriyor. İkinci yol ise şu bela olan sezonu yok saymak. Galiba iş oraya gidecek. Ayrıca şu da var. Bu tabi benim fikrim. İnsanlar teşviğin suç olup olmamasını bile tartışırken teşviğe teşebbüsün cezasının bu kadar ağır olması da ayrı bir vaka.

        Diğer Yazılar