Gekas'ın tavernası
O kadar rahat gidebilecek bir maçı bu hale getirmek herhalde Fenerbahçe’nin gizli kalmış yeteneklerinden kaynaklanıyor. Stoch golü attıktan sonra direnci iyice azalmış bir Samsunspor önünde topu hiç bir şekilde tutamayan, pas yapamayan, kontrolü ele alamayan Fenerbahçe böylesine bir yenilgiyi sonuna kadar hak etti.
İBB maçından sonra Aykut hoca ve futbolcular “Hatalarımızdan ders alacağız” diye bir açıklama yapmıştı. Ama o maçtan sonraki ilk deplasman maçında görüldü ki futbolcular değil ders almak yan gelip yatmış bugüne kadar. Bir maçı kazanmadan bir diğer maçı düşünmek nasıl bir mantıktır bilemiyorum. Ligin ikinci yarısında kolay rakip var mı ki rakibini bu kadar çok boşlayabiliyorsun. Hele Stoch’un attığı golden sonra maçın bittiğini düşünmek nasıl bir şeydir? Özer’in 10 dakikalık, Caner’in 15 dakikalık, Volkan’ın, Cristian’ın, Serdar’ın, Orhan’ın sıfır dakikalık futbol gösterisiyle, düşmemek için çırpınan bir takım karşısında ne kadar mücadele edebilirsin ki? Bu küçümsemek değilde nedir! Tamam bu seneki psikolojik sorunlar konusunda tamamen haklı Fenerbahçe. Ama bu demek değildir ki dünkü maçta bu kadar sorumsuz ve etkisiz oynama hakkını sahipsin. Hiç bir direnç olmadan sadece formanın gücüyle kimse maç vermez. Hele Gekas gibi bir oyuncuyu bu kadar pasif bir şekilde marke edip sirtaki yapmasına izin vermek özellikle Serdar ve Yobo’nun maçın en kötüleri olmasını sağladı. Öyle ki Gekas, Atina’da bir tavernada bile bu kadar rahat sirtaki oynayamaz. En azından yanında diğer oynayanlar rahatsız eder. Rakibin tek ve yegane silahını bu kadar rahat oynatırsan olacağı da budur. Ama tabii ki Gekas, bir golcünün neler yapması gerektiğini çok iyi gösterdi. ‘Bugün golcüyüm’ diyen bir çok futbolcunun onu “duruş, pozisyon alma, rakibi kollama ve son vuruş” konusunda iyi izlemesi lazım. Bienvenue’ye ders verme konusunda ise Gekas’ın ömrü yetmeyebilir.
Aykut Kocaman bu rahatlığı muhtemelen Play-Off yüzünden buluyor. Ama sonuçta olan takımın deplasmanlarda yaşadığı özgüvene oluyor. Şimdi Alex’in durumu iyiyse bu oyuncuyu kulübede oturtamasın. Bu kadro yapınla böyle bir lüksün olamaz. Tamam belki hocanın değerlerine aykırı bir durum. Ama Fenerbahçe’nin gerçeği bu. Alex varsa var, yoksa yok. Üstelik takımın kayıtsız şartsız lideri. Ve oyuna hemen ısınamayan bir Alex’i ikinci yarının ortalarına doğru almak biraz da sorumluluğu ona atmaktır. Şöyle bir baktığın zaman Fenerbahçe boşu boşuna şark kurnazlığı yapayım derken üç puanı verdi. Bir de şu var... İBB maçında yediği ilk gol ve dün yediği ikinci golde Fenerbahçe’nin futbol şansının bu sene sıfır olduğunu da gösteriyor.
TFF kanadında ki son gelişmelerin ardından belli olan bir şey var; Bu sene bu lig sonuna kadar oynanacak. Yani suçluysa Fenerbahçe’nin lig bitmeden ceza alması çok zor. O yüzden Fenerbahçeli futbolcuların ve teknik heyetin artık tamamen futbola odaklanması gerekiyor. Bunu söylemesi bizim için tabii ki kolay. Ama aylardır bu kadar baskı altında oynayan ve hala zirveye çok yakın olan futbolcuların bu odaklanmayı
yapabilmesi çok da zor olmamalı.
Bu sene lig ne olur bilemem. Şu ana kadar “kesin şampiyon olur” diyeceğimiz tek takım yok. Tamamen futbol dışı bir sezon geçiriyoruz. Aklımız fikrimiz hep diğer konularda. Ama şu var. Ben Play-Off maçlarının bütün sezonu unutturacağını düşünüyorum.