Çay bardağı ve Volkan Demirel
Artık futbolu bırakmış çok önemli bir futbolcu geçenlerde şöyle demişti.
"Eskiden içtiğimiz çayın bardağını masaya değil yere bırakırdık. Yanımızda bulunanlar ne güzel hareket diye bizi pohpohlardı. Çay bardağı yere mi konur? Tabi ki hayır. Ama bize doğruyu yanlışı anlatan hiç kimse yoktu. Hep hareketimizi göklere çıkardılar, bizi baş tacı yaptılar. Hatalarımızı doğru gibi gösterdiler. Sonra da böyle olduk."
Aslında bu sözü okuduğunuz zaman o futbolcunun ne anlatmak istediğini açıkça anlayabilirsiniz. Bu sözden Volkan olayına gelmek istiyorum. Medyanın dışında camiadan ve taraftarlardan Volkan'ın hareketlerinin yanlış olduğunu söyleyen ya da özür dilemesi gerektiğini anlatan tek bir eleştiri görmüyorum. Aksine neredeyse Vedat'ı suçlamaya kadar gidecekler. Hatta gidenlerde var. Olayı bambaşka yerlere çekenlerde var. Hatta "Vedat niye cevap vermedi. Keşke verseydi" diye üzülenler de var. Böyle yapıldığı sürece elbette Volkan her türlü davranışı kendinde hak olarak görebilir. Çünkü Volkan bu ortamda her yaptığının doğru olduğunu düşünüyor.
Öncelikle şunu söyleyeyim. Volkan medyada kavga edeceği en son adamla kavga etti. 25 yıldır bu meslekte omuz omuza çalıştığım foto muhabiri Vedat Danacı belki de şu anda çalışan foto muhabirlerinin en tecrübelisi. Tek işi fotoğraf çekmek. Geçimini makinesiyle sağlar, ailesini makinesiyle geçindirir, çocuğunu makinesiyle okutur. Acısını, sevgisini, sevincini, üzüntüsünü o makinesiyle yaşamıştır. Geçmişi de o makinedir, geleceği de. Saygısızlık onun kitabında yazmaz. Sadece işini yapar, en iyisini çekmeye çalışır.
O gün de öyle oldu. Volkan'ı ve arkadaşlarını kampın içinde değil, kampın yemek odasında ya da toplantı odasında değil sadece halka açık alanda gittikleri bir eğlence merkezinde çekmeye çalıştı. Orada bir tek bizim ekip vardı. Diğer arkadaşlar daha sonra geldi. Sonra da olay patladı. Elbette futbolcu rahat olmak ister. Ama gazetecide onları çekmek ister. Bu iş yıllardır böyle sürüp gitti. Yıllardır bu tartışmalar yaşandı. Ama bugüne kadar hiç bir futbolcu Volkan'ın gösterdiği tepkiyi göstermedi. Ve üstelik ona karşı asla ve asla ön yargılı olmayan insanlarız. Bu olay bizi yine değiştirmez. İnsanlar ne kadar hoyrat olursa olsun biz saygımızı aynı Vedat'ın oradaki duruşunda olduğu gibi göstermeye devam ederiz. O duruş aslında bizim duruşumuzdur. Kin gütmeyiz, düşman bellemeyiz ama bir adım geri gitmeyiz. Fırsatını bulmuşken televizyon televizyon dolaşıp cazgırlık da yapmayız. Fırsatını bulmuşken "Bitirin şu Volkan'ı "diyenlere de aldırmayız. Bizi en çok üzen ise bu olayın Abdullah Avcı'nın ilk kampında olmasıydı. Bazı konularda frenleyen de bu oldu. Vedat orada Erhan Telli ile birlikte yine işine devam ediyor. Milli takım antrenmanlarında yine Volkan'ın fotoğraflarını çekiyor. Bu gazetede Volkan'ın fotoğrafları yine girecek. Belki ona karşı olan içten kırgınlığımız özür dilemediği sürece devam edecek. Ancak artık iş ile kişisel duygularımızı birbirinden ayıracak kadar profesyoneliz. Eğer bu mesleği yapıyorsak kimseye küsme gibi hakkımız olamaz.
Elbette Volkan'ı içinde bulunduğu ruh halinden çıkarmak bana düşmez. Ağabeyleri, büyükleri ve hocaları var. Çay bardağının yere değil masaya konması gerektiğini ben söyleyemem. Ancak Volkan sadece orada yaşananların ve neler söylediklerinin görüntüsünü oturup bir daha izlemeli, izlemeli ki neyin doğru, neyin yanlış olduğunu görsün, insanların üstündeki formaya güvenerek her şeyi kendinde hak olarak görmemesi gerektiğini bilsin. Biz sonuna kadar ve hatta en mağdur olduğumuz durumlarda bile hep efendi olmaya çalıştık. Öyle olmaya da devam edeceğiz ve sadece işimizi yapacağız. Çay bardağını da masanın üstüne koyacağız. İnsan bu hayatta mücadele ederken ayağının altında ki gaz pedalını ne kadar kullanmak isterse arada bir de frene de basmayı bilmeli. Yoksa beton bir duvara kim toslamak ister ki!
Ayrıca, bu konuda bize destek olan TSYD'ye ve medyada ki diğer arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Bilsinler ki aynı olay onların başına geldiği zaman kendimize yapılmış gibi arkalarında olacağız. Hatta destek olmayanlarında.