Bu UEFA sopası hep bize mi?
Genelde bu tip organizasyonlara gelen her Türk gazetecinin yıllardır kendi kendine sorduğu ilk soru "Biz neden yapamıyoruz?" olur. Bu otomatiğe bağlanmış gibi her turnuvada ortaya çıkan bir sorudur.
Varşova'da ilk günüm ve dün de ilk maçım. Bir günlük süre içinde Varşova'yı inceleme fırsatım oldu. Ve şu ana kadar edindiğim izlenimleri ortaya çıkardığım zaman Polonya'ya bu organizasyonun verilmesi bence bir nimet. UEFA tarafından verilen bir nimet. Çünkü bu kent bırakın yüzde 100'ü bence yüzde 50 bile bu şampiyonaya hazır değil. Bunun nedenlerini anlatmadan önce Türkiye'nin bugünkü altyapısı ile birlikte, buna köprünün üç serilinin kapalı olması bile dahil, Polonya'dan çok daha iyi yapabileceği kesin bir şekilde ortada. Eğer biz böyle bir alt yapı ile gelsek ve verilen sözlerin hiçbirisini tutmasak UEFA o meşhur sopası ile bizi hergün ıslatıp ıslatıp döverdi.
Polonyalılar ve anlattıklarına göre Ukrayna da buna dahil stat yapmakla bu işin çözümleneceğini düşünmüş. Benim onlara verdiğim yüzde 50 ise sadece statlar yüzünden. Evet gerçekten çok güzel statları var. Özellikle dün Portekiz ile Çeklerin oynadığı stat muhteşem. Ama benim söylediğim alt yapı. Yollar, otobanlar, toplu taşımacılık, konaklama ve bunun gibi gereksinimler... Polonyalılar UEFA'ya verdikleri sözleri statlar dışında kesinlikle tutmamışlar. Herşey kör topal, aksak ve oluruna bırakılmış. Daha önceden tanıdığım bir UEFA yetkilisine (kendisi Yunanlıdır) bunu sorduğum zaman işaret parmağı ile UEFA yetkilerinin kaldığı Varşova Hilton Oteli'ni göstererek olayı özetleyiverdi.
Aslında bunun nedenini UEFA'nın bu şampiyona için hazırladığı resmi kitapçıkta yer alan iki ülkenin federasyon başkanlarından Ukrayna bölümündeki Grigoriy Surkis ismini görünce çok daha iyi anlıyorsunuz. Surkislerin UEFA üzerinde etkisi çok fazla. Ukraynalı Oligark Surkisler hakkında google'da yapacağınız küçük bir araştırmanın sonuçlarından zenginliğin nerelere gittiğini ve gücünü daha iyi anlayabilirsiniz. Ve uzun zamandan beri özellikle Blatter ve dolayısıyla Platini ile çok yakın bir kanka olduklarını da zaten bilmeyen yok. Yani lafı çok uzatmadan söyleyebiliriz ki Surkis'in iki başkan üzerinde emeği çok fazla. O yüzden Platini'nin tüm açık desteğine rağmen bu turnuvayı tek başına yapamayacağı bilinen Ukrayna'nın Polonya ile birlikte bu işe girmesi de çok normal. Ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu bir borç ödeme ve geri dönüşten başka bir şey değil. Surkis'in yıllardır yaptığı yatırımın bir ürünü.
Varşova gerçekten güzel bir kent. Tarihi dokusunu koruyan eski şehir bölümü insanı hala ikinci dünya savaşının korkunç yıllarına götürüyor. Bazı binaların yanına eski resimleri konmuş. O resimlere baktığınız zaman 1945 yılındaki görüntü ile aynı. Turistik gezi için harika bir şehir. Ama hiçbir şekilde bitmeyen otobanlar, kırık dökük yollar ve toplu taşıma araçları ve yetersiz konaklama şampiyonanın ağır trafiğini götürmekten çok uzakta.
Şimdi örneğin Varşova'dan Gdansk'a maça gideceksiniz. Navigasyona Gdansk şehrini yüklediğiniz zaman doğrudan kara yoluna yönlendiriyor. Ama şehirden çıkışı asla bulamıyorsunuz. Çünkü inşaat var. Yolunuzu ancak navigasyonun göstermediği dar ve farklı ara yollardan bulabilirsiniz. Bu inşaatların aylar öncesinden bitmesi gerekiyordu. Hatta UEFA'ya yazılı söz bile verilmiş. Ama yine de bitmemiş. Bir sene sonra da ancak biter. Var olan otobanlarda da hiçbir şekilde ya bakımdan geçmemiş ya da hala bakımda. 'Bunda ne var?' demeyin. Eğer iki şehirde maç oynanıyorsa, o iki şehir arasındaki yolda hiç bir sorun olmamalıdır. 2008'de İsviçre'de Bern ile Cenevre arasında yaklaşık 13 metrelik bir asfaltlama için UEFA'dan bin tane özür dilenmişti. Gdansk yakın bir mesafe. Ama bir de arabayla Ukrayna arası var. Zaten "Oraya sakın arabayla gitmeyin" diyorlar. Yol kuralı UEFA'nın olmazsa olmazı. Ama burada tamamen almaza yatmış. Boş vermiş. İdare etmiş. Her şeye özel tölerans göstermiş. Sadece statlara "Tamam" demiş, gerisine yani alt yapıya kafasını çevirmiş ve çözümü maçlara gelen gazetecilere, taraftarlara bırakmış. Otel mi yok, "Nerede kalırsan kal" demiş. Yol mu yok, "Bul bir yer, git" demiş.
Varşova'dan şimdilik bu kadar. Şunu özellikle belirteyim. Ben Varşova'yı kötülemiyorum. Aksine mutlaka ziyaret edilmeli. Eğer geçmişi merak ediyorsanız burayı hissetmeniz şart. Statları da muhteşem.
Ama kesinlikle böyle bir şampiyona için hiçbir şekilde hiçbir alt yapısıyla hazır değil. Sadece bunu anlatmak istedim.