Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        AVRUPA'NIN en önemli statlarını gördüm. Ama bugüne kadar gördüğüm statların en önemlisi ve en güzeli hiç şüphesiz Varşova'da bir sanat harikası olan National Stadı. 58 bin kişilik eski stadın üstüne kurulan National Stadı tamamen yeni teknoloji ile yapılmış. Her bir koltuğu bile insan omurunun durumuna göre ayarlanmış. 58 bin kişilik statta sahayı tam olarak görmeyen koltuk sayısı sıfır. Bu oran dünyanın en önemli statlarında bile yüzde iki ya da üçlerdedir. Çok da özenli yapılmayan statlarda ise bu rakam yüzde onlara kadar çıkar. Örneğin Olimpiyat Stadı'nda yapılan Şampiyonlar Ligi final maçında neredeyse beş ile on bin koltuğun ölü bölgede olduğu anlaşılmıştı (Stadın tamamını görmeyen koltuklar). Bu dert hem Telekom'da hem de Kadıköy'de vardır. O yüzden UEFA yeni statların kendi standartlarında yapılmasını istiyor. Tabi ki National Stadı'nın tek özelliği bu değil. Çatısı açılır ve kapanır muhteşem bir çatı. PVC'den yapılmış teflonla desteklenmiş. Ağır bir kar yağışında veya yağmurda her türlü birikintiye dayanıklı. Galiba Polonyalılar bu şampiyona için elindeki tüm parayı bu stada harcamış. Çünkü yolların halini görünce insan bu duyguya kapılıyor. Ama National Stadı Türkiye'de yapılacak olan yeni statlara örnek olmalı. Ve tabi ki dış yapısı, inanılmaz güzel bir görüntü. Polonyalılar bu görüntüye tamamen Polonya bayrağının siluetini aktarmış. Geceleri yapılan ışıklandırmada inanılmaz bir görüntü elde ediliyor.

        Almeida

        Almeida ile bir maç sonrası ayak üstü " sadece bir dakika özel konuşma fırsatım oldu. O sürede de ağzımın payını bir güzel verdi. Ben kendisine Samet Aybaba'yı sorunca önce yüzüme baktı sonra boynumdaki kartıma. Eh kendisiyle de pek akraba yakınlığım olmayınca da "Burası milli takım. Bana milli takım sorusu sorun" dedi ama sonra arkasını dönüp gitti. Yanımdaki Çinli mi Moğol mu anlayamadığım gazeteci arkadaş da bana "Ne dedi ne dedi" diye ısrarla sordu. Ben de ona Almeida'nın bana baktığı gibi baktım. Ama şu var. Gazeteci olarak bizim de görevimiz soru sormak. Yanıtını alırsın ya da alamazsın. Ben alamadım. Ama biraz da bozuldum tabi ki.

        Mixed Zone

        Türk spor medyasının en büyük sorunlarından birisi maç sonlarında hazırlanmayan Mixed Zone bölgeleridir. Özellikle UEFA tarafından şart koşulan bir sistem. Ama ne hikmetse bizim ülkemizde bu kurala hiçbir zaman uyulmamakta. Mixed Zone bölgeleri maç sonlarında gazetecilerin futbolcularla konuşabileceği bir ortam. İsteyen futbolcu konuşur, istemeyen konuşmaz. Kimse kimsenin gırtlağını sıkmıyor. Ama bugün Türkiye’de böyle bir sistem yok. O yüzden her gazete maç sonunda yayıncı kuruluşun yaptığı röportajları takip etmek zorunda. Ama milli maçlarda ve kulüplerimizin Avrupa kupaları maçlarında bu bölgeler zorunlu olarak hazırlanmakta. Çünkü yapmazsan ağır cezayı yiyebilirsiniz. Kendi ligimizde yapılan maçlarda bu kuralı kimse dinlemiyor. 2012 Avrupa Şampiyonası Mixed Zone bölgelerini görünce bu konu yine aklıma geldi. Yine bir hatırlatayım dedim.

        Galatasaray

        Tabi ki burada da Türkiye'deki gündemi takip etme fırsatım oluyor. Galatasaray'daki bir gelişme beni rahatsız etti. Galatasaray Televizyonu'nun Genel Müdürü Hasan Tankaya, Habertürk'e haber sızdırıyor gerekçesiyle görevinden alınmış. Hem de Galatasaray Kulübü gibi bir camiaya hiç yakışmayacak şekilde. Tatildeyken, haber vermeden. Ekmek parası ile oynamak bu kadar kolay mı? Hele suçsuz bir insanı hiç araştırmadan görevden almak ne kadar insani bir davranış. Ama bu bir bahane. Benim üzüldüğüm bizi alet etmeleri. Orada o kadar çok haber var ki bizim kimseye ihtiyacımız yok. Bakmamız yeterli olur. Ama niyetlerinin bambaşka olduğunu herkes biliyor. Tankaya'nın Fatih Terim ekibinin en önemli ismi olduğunu düşünürseniz fotoğrafı daha iyi anlayabilirsiniz. Bir yıldır bekliyorlardı, ilk fırsatta bizi bahane ederek operasyonu çözdüler. Şimdi sırada başkaları da var. Yakında o da bir bahaneyle ortaya çıkar. Tabi olan Galatasaray'a oluyor. Bu işin böyle gitmeyeceğini bir yerde patlayacağını herkes biliyor. Tabi ki "Amaç bu mu" diye insan düşünmeden edemiyor. Ama biz Habertürk olarak bu olayın peşini bırakmayacağız. Habertürk'ü alet ederek suçsuz insanların işinden atılması bizi çok üzdü. Hiç merak etmeyin ortamı yaratmak için bu asılsız dedikoduyu çıkaranları da çok iyi biliyoruz. Zaten sadece biz değil bütün camia biliyor.

        Diğer Yazılar