Kiev'deki Almanlar
Bugün final var. Hem de ne final. Varşova’dan Münih üzerinden aktarmayla Kiev’e gelirken uçak silme Alman doluydu. Sanki finalde onlar oynayacak. Ama hiçbirinde neşe yok. Hepsinin suratı asık. Yanımdakine “hayırdır ne işiniz var” diye sordum. Bir dokundum bin işittim. “Biz finali garanti diye görüyorduk. İtalya maçından önce paralarımızı yatırdık, otellerimizi ayırttık, biletlerimizi aldık. Ama şimdi yokuz. Bizim yerimize İtalya burada. Gitmesek olmaz. Her şey yanacak. Bari gidelim Kiev‘i görelim. Ben şahsen maça bile gitmek istemiyorum.” Dortmundlu bu arkadaşın Löw için salladıklarını ise buraya yazmıyorum. Sadece uçakta değil Kiev’de de komik şekilde birçok Almanı üzerlerinde milli formaları ile kös kös dolaşırken görebilirsiniz. İtalyanlar da onlara sürekli laf atıyorlar. Allah kimseyi böyle durumlarda insanı İtalyanlar’ın eline düşürmesin!
İtalyan isyanı herkesin isyanı
Basın merkezinde İtalyan gazeteciler çoğunlukta. Ama bir tanesi bile halinden mutlu değil. Genelde Polonya tarafında kalmışlar. Şimdi Kiev’e yerleşmiş durumdalar. Bir tanesi “Bu şehir korkunç. Burada nasıl final yapılır?” diyor. Korkunç derken şunu söylemeye çalışıyor. Dün tüm gün insanlar ellerinde valizlerle şehirde dolaşıyorlardı. Çünkü otel kapasitesi hiçbir şekilde yeterli değil. Zaten 5 yıldızlıları UEFA kapatmış. Diğer otellerin sayısı ise az. Şehir dışında normalde bir çayını içerken bile şüpheyle yaklaşacağın bölgelerdeki otellerde bile yer yok. Diyelim ki 10 dolarlık otel şu anda geceliği 200 dolar. Ayrıca duşu ve tuvaleti de yok. Banyo yaklaşık 5 oda birlikte kullanılıyor. O yüzden tek çözüm ev kiralamak. Ama bulursan şanslısın.
Platini'nin çılgın projesi
Platini Kiev'de yaptığı basın toplantısında "çılgın projesini" açıkladı. Ama kimse anlamadı. Bence kendi de tam çözemedi. 2020 Avrupa Şampiyonası'ndan itibaren turnuvayı bir ülke yerine Avrupa'nın geneline yaymak bu şampiyonanın ruhunu elinden alacak bir düşünce. Zaten basın toplantısından sonra ki gazetecilerin ortak görüşü de bu. Oldu olacak Dünya Kupası' öyle yapılsın. Bütün dünyaya yayılsın. Bana biraz organizasyonu çok zor anlaşılmaz , heyecanı düşüren ve gereksiz bir proje gibi geldi. Sadece bir veya iki ülkenin birlikte yaptığı organizasyonlarda futbol tek başına önemli olmuyor. İnsanların bu ülkede buluşması, tanışması, onca ülke vatandaşının birlikte yollarda eğlenmesi, yürümesi, yaşaması futbolun en güzel yönlerinden birisi. Platini elbette beni dinlemeyecektir. Ama ben bu projeyi tutmadım. Ya da UEFA 2020'yi bize versin sonra da ne halt ederse etsin.
Yine Platine'ye dönmek istiyorum. Basın topqlantısında dedi ki "Ey Ukrayna ve Polonya birlikte tarih yazdınız. Toplantıda herkesin bir gülesi geldi ama tabi ki gülemedi. Ama bir yerde haklı Platini. Bence de tarih yazdılar. Çünkü bu tarih bir daha böylesine hazır olmayan ülkelere bu organizasyonların verilmemesi için bir tarih olmuştur. Yani tarihi tersten yazdılar. Size en kısa şekilde şöyle anlatayım. Ukrayna ve Polonya'ya Avrupa Şampiyonası verilmesi. Papau Yeni Gine'ye olimpiyat oyunlarının verilmesi ile aynı.
Mister No
Kiev'deki stadın hemen önünde Ukraynalı bir organizasyon yetkilisi ile ben ve diğer gazetecilerin yaptığı kısa görüşmenin tam içeriğini yazınca organizasyona sürekli sallamamın nedenlerini tam olarak daha iyi anlayacaksınız. Ve bu konuştuğum görevli aylardır eğitimden geçen bir görevli. Yani tarihin yazıldığı bir ülkede Avrupa Şampiyonası için yetiştirilmiş bir eleman gazetecilerle şöyle yardımcı oluyor. Bu diyalog stat çevresinde tüm yolların kapatılmasıyla oluşan kargaşa yüzünden yapılıyor. Ve kendisi UEFA tarafından yerleştirilen Ukraynalı bir görevli.
Basın merkezine hangi yoldan gidiliyor?
No (hayır)
Soldan mı sağdan mı?
No
Bu kapıdan girebilirmiyiz?
No
Neden kardeşim
No
Ama basın toplantısına geldik
No
Kardeşim toplantı bitecek yolu göstersene
No
İnanın adamın ağzından tek bir başka kelime çıkmadı. Adamın ismini zaten Mister No koydum. Yolu da daha önce ki maçlara gelen diğer gazetecilerin yardımıyla bulduk.