Özgüven dozu fazla kaçmış
Galatasaray'ı rakiplerinden ayıran en önemli faktör oyun içindeki bitmeyen tutkusuydu.
Tutku önemli bir silah. Hatta oyun sisteminin üstünde yüzde yüz etkisi olan bir silah. O tutku olmayınca Galatasaray savunmasız ve çıplak kalabiliyor.
Dün o tutkudan eser yoktu. Heyecan yoktu, hırs yoktu. Kim bilir belki de aşırı güven Galatasaray takımını bu hale getirdi. Ancak şu var. Orduspor dün Galatasaray'ın bu ligde nasıl yenileceğinin ip uçlarını diğer takımlara verdi.
Tabi ki bu tür yenilgilerde her şey üst üste gelir. Örneğin taç atışından yenilen gol. Selçuk'un uyanamaması, Semih'in geç kalması ve Muslera'nın sanki su molasına gitmiş gibi o köşeye uzak kalması ve Hasan Kabze'nin muhteşem vuruşu Galatasaray'ı skor olarak geri düşürdü. Antalya'da attığı golün hemen hemen aynısını yiyen Galatasaray için o andan itibaren işler ters gitmeye başladı. Ancak yüksek standarda sahip takımların bu tip goller yemesi göze pekte hoş gelmiyor.
Orduspor önünde geri düşmek Amrabat ve Burak gibi boş alanlarda oynayan oyuncuların bir anda sırıtmasına neden olabiliyor. Çünkü Orduspor bu ligde savunma oyununu en iyi oynayan takım. Derin kademeler, topun hep önünde olmaları, çok koşmaları ve rakibin presini presle bozmaları, hiç bir boş alan bırakmamaları Galatasaray'ın oyun tarzını da derinden etkiledi. Eğer o golü Galatasaray atsaydı dün Burak ve Amrabat şov yapabilirdi. Ama olmadı. O yüzden her iki oyuncu da ortadan kayboldu. Fatih hocada doğrusu çok sabırlı. "Belki bir şey yapar" diye 60 dakika Amrabat'ı oyunda tutması bu sabrını gösteriyordu. Ama hocanın o sabrı bir kereye mahsustur. Onu daAmrabat'ın bilmesi gerekirdi.
Tabi bir de Elmander olayı var. Bana sorarsanız Elmander sabaha kadar çıkmazdı. Çünkü Elmander'in savunmayı dağıtma ve rakibi yorma gücü Burak'ta kesinlikle yok. Onun tarzı belli. Elmander ve Umut ikilisi daha yıpratıcı olabilirdi. Kim bilir belki de Trabzon'un efsane üçlüsünü bozmak istemedi Fatih Terim.
Ama tabi ki bu maçın tüm yükünü Amrabat ile Burak'a yıkmak olmaz. O zaman insanlar diğerleri iyi mi oynadı diye sorabilirler. Ben dün biraz ama biraz Selçuk'un dışında etkili olabilen, giden üç puanın anlamını kavrayabilen tek bir oyuncu bile görmedim. Öz güvenin dozu sanki fazla kaçmıştı. "Nasıl olsa alırız" havası bütün takım üstünü kaplamıştı. Ama öyle olmuyor. Rüya takım bu havada kabusun en kötüsünü rahatlıkla görebilir. Nitekim gördü de.
Bir de şu var. Hiç kimse "futbolcuların aklı Braga maçındaydı" diyemez. Daha doğrusu dememeli. Bu Orduspor'a haksızlık olur. Kötü futbolun karşılığını görmemezlikten gelme olur. Daha doğrusu kendini kandırmak olur.
Orduspor rakibi temposuzluğa iten, yoran, bıktıran, mücadeleci ve çok koşan futbolunu bütün sezon sergilerse inanamayacakları yerlere gelebilir. Ama tabi Nizamettin, Ali Çamdalı, Munjo, Hasan Kabze ve Stancu'nun performansları bu haliyle devam ederse. Ben özellikle Nizamettin'i çok beğendim. Bir de savunmada oynayan Levent. Onu da unutmamak ve bir yere not etmek lazım.
Braga için bu maç kötü bir sinyal olabilir mi? Bence olamaz. Çünkü o maçta hatalarından ders almış bambaşka bir Galatasaray'ın sahne alacağını düşünüyorum. Hatta bundan sonraki haftalarda bu yenilgi için "hayırlı yenilgi" yorumu da yapılabilir.