Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Fotoğrafa baktığınız zaman Galatasaray'ın kesinlikle Cluj'dan daha iyi bir takım olduğu ortaya çıkıyor.

        Şöyle düşünün: Bu Cluj'dan adam seçsen sadece belki Bastos'un dışında tek bir oyuncuyu alıp Galatasaray'a koymazsınız.

        O yüzden bu skor normal bir skor. Asıl İstanbul'daki skor normal skor değildi. Binde bir olacak olay Telekom'da gerçekleşti. Yoksa iki takım her gün oynasa Galatasaray her gün yener. Arada o kadar kalite farkı vardı.

        Dün yapması gereken her şeyi doğru bir şekilde yaptı Galatasaray. Gaflet ve delalet yoktu. Moral bozukluğu yoktu. Hep disiplin vardı. Ve tabii bir de Burak vardı.

        Cluj defansını yerden havadan perişan eden Burak'ın attığı ilk gol belki Şampiyonlar Ligi'nin en güzel gollerinden birisiydi. Topa bakarak kafasını boynunun içine sokup, sıyırtıp, topu köşeye bıraktı. Ama tabii ki ortanın kalitesi de çok yüksekti. Bu vuruş öyle her babayiğidin harcı olmayan bir vuruş. Fırsatçılığı, topu kovalaması, rakibi yıpratması Trabzonspor'daki en iyi günlerinde estirdiği fırtınanın aynısıydı.

        Böyle bir golcün olunca da her şey daha iyi oluyor. Ama tabi ki sadece Burak değil tüm takımın hakkını vermek gerekiyor. Kontrol futbolun en iyisini yaparken kendi zaaflarını bilerek oynaması en dikkat çekici noktaydı. O yüzden dün Yekta'ya ayrı bir parantez açmak lazım. Savunmanın en önemli yardımcısıydı. Ayrıca orta alanda dağıtımı ve hücumda da en yapıcı desteği verdi. En azından Yekta'nın bu durumu Melo'nun asla vazgeçilmez olmadığını gösterecek. Melo bundan sonra ayağını daha iyi yere basacak.

        90 dakikanın sadece 10 dakikasında kısa bir şaşkınlık geçiren ve bu arada da golü yiyen Galatasaray, 80 dakika topu çok iyi tuttu. Daha önceki maçlarda yaşadığı anlamsız telaşı yaşamadı. Sakin ve soğukkanlıydı. Hamit belki oyunun genelinde çok öyle göze batmadı. Ama İBB maçının ikinci yarısından itibaren yükselişe geçti. Yaptığı iki asist bunu gösterdi. Özellikle ikinci asist Hamit'in yoktan yarattığı bir gol pasıydı. Orada Burak'ın attığı gol kadar Hamit'in o pası da çok önemliydi. Ve Hamit'in iki asistine rağmen bildiğimiz Hamit olmadığının farkındayız. Orta alanda yükselen enerjinin en önemli aktörlerinden biriside tabi ki genç Emre'ydi. Hiç düşürmediği temposu ve top çalmadaki görünmezlik özelliği Cluj'un başına büyük dertler açtı. Terim, Emre için riske girdi ve bu riski kazandı. Eğer Emre dün kötü oynasaydı bu sezon o kulübeden zor çıkardı. Kim bilir belki de bunun bilincindeydi dün Emre. Bu bölgede sadece Selçuk'un özellikle Avrupa maçlarında daha etkili olması lazım. Ama bugüne kadar o etkiyi Selçuk'ta göremedik.

        Maçın kesin olarak hakkı tartışmasız Galatasaray'ındı. Rakibi ezerek ve aciz duruma düşürerek yenmeyi başardı. Hakkı olan üç puanı aldı ve grupta yeniden iddialı oldu.

        Ancak şu var; Eğer Galatasaray Şampiyonlar Ligi ya da Avrupa Ligi'nde yoluna devam ederse kesinlikle savunmaya takviye gerekiyor. Bu savunma ile Galatasaray'ın işi çok zor. Çizgiyi bile oluşturamayan, bolca kademe ve hamle hatası yapan Dany ve Cris el bombası gibi sahada dolaşıyorlar. Eboue'de ki düşüş zaten belli. Şu anda çözümü olmayan bir hastalık gibi duruyor. Ama Galatasaray yürümek istiyorsa orayı da mutlaka çözmeli. Sanıyorum Fatih Terim de bunun farkında.

        Bu maçta Riera'dan söz etmemek olmaz. Sanırım dünkü performansı ile Hakan Balta'yı belki de sezon sonuna kadar kulübeye gönderdi. Ayrıca Riera'nın hiç alışkın olmadığı bir yerde inanılmaz tecrübesi ile böyle başarılı olması ancak futbol karakterinin ne kadar düzgün olduğu ile açıklanabilir.

        Dünkü maçtaki en önemli imza tabii ki Fatih Terim'indi. Bir takım bir maça hem psikolojik, hem de fizik olarak ancak bu kadar iyi hazırlanabilir. Ve bir oyun ancak bu kadar maç öncesi çözülebilir. Özellikle Emre tercihi belki de maçı getiren en önemli faktördü. Korku filmi gibi geçmesi beklenen sahneleri sonu mutlu biten bir serüven filmine çevirdi.

        Diğer Yazılar