Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Öncelikle Zekeriya Alp röportajı için Atilla Türker’i gerçekten kutlamak gerekir. Böyle bir zamanda MHK Başkanı’nı konuşturmak kolay bir iş değil. Ama o yaptı.

        Ancak şu var. Bu röportajın bizde çıkması, benim Sayın Alp’in görüşlerine katıldığım anlamına kesinlikle gelmiyor.

        Benim anlamak istediğim başka bir konu var.

        Ben hala Galatasaray-Fenerbahçe maçının gecesindeyim.

        Çünkü ne olduysa o akşam oldu. Ve hatta şunu iddia edebilirim; o gece yaşananlar, Sayın Zekeriya Alp’in dışında gelişen olaylardı.

        O gece Atilla’dan hemen hakem raporu konusunda harekete geçmesini istedim. Atilla, telefon trafiği sonunda hakemin raporunun büyük bir bölümünü aldı ve gazeteye yazdı. Zaten o raporun ana hatları da ilk kez bizde yer aldı.

        Atilla haberi yazmadan önce tükürük konusunu özellikle inceledik. Ve tekrar tekrar sorduk. O gece kesinlikle Meireles’in doğrudan Halis Özkahya’nın yüzüne tükürdüğü söylenmedi. Sadece konuşurken

        ağzından çıkan tükürüklerin Özkahya’nın yüzüne geldiği belirtiliyordu. Bu durum üç dört kere soruldu ve okeylendi. Haber bizde de öyle yer aldı.

        Ancak durum ertesi gün değişti. Ve bu değişiklik, doğrusu bizi de çok şaşırttı. Bu kez yaptığımız araştırmada Halis Özkahya, raporunda Meireles’in doğrudan yüzüne tükürdüğünü yazıyordu.

        Zaten olayın püf noktası burası. Yani o gece. Dolaylı tükürük nasıl doğrudan tükürük oldu? Fenerbahçe Kulübü’nün de takıldığı nokta burası. Tabii sadece biz değil herkes kendine göre araştırma yapıyor. Ve hep aynı durum ortaya çıkıyor.

        Ama başta da söylediğim gibi, o sır kalan bölümden Zekeriya Alp’in haberi olduğunu sanmıyorum. Onun dışında gelişen olaylar olduğunu tahmin ediyorum. Tabii ki burada birilerini suçlamak da hata olur. Bu sadece kafamızı kurcalayan soru. Çok araştırdık ama şu ana kadar çözemedik. Hala araştırıyoruz. Bunu bizim çözmemiz ne kadar zorsa, MHK’nin çözmesi de o kadar kolaydır. Ama tabii isterse. Bence istemesi lazım. Bunu başardığı takdirde birçok sıkıntı ya da bu tür hallerin köküne inilmiş olabilir. Ortada bizim kafamıza takıldığı gibi bir sıkıntı da olmayabilir. İnşallah öyledir. Ama bu konu beni çok rahatsız ediyor. Ve burada en büyük görev sayın Zekeriya Alp’e düşüyor.

        Zekeriya Alp’in Habertürk’e verdiği röportaj ise bir gazeteciliktir. Ne söylediği, ne düşündüğü sadece Sayın Alp’i bağlar. Bunu çok ayrı tutmak lazım.

        Hatalar zinciri

        Kısacası ben, raporun hir şekilde değişikliğe uğradığını düşünenlerdenim. Ayrıca tükürük olmamasına rağmen ille de "tükürdü" diye konuşmanın dayanılmaz bir hafiflik olduğu gerçeği var. Ama hu olayın iç

        yüzü sümen altı edilemez, edilmemesi gerekir. Kimsenin görmediği hir tükürüğü "hayır tükürdü" diyerek geçiştirmeye çalışmak Halis Özkahya'ya destek olmak değil, köstek olmaktır. Hatanın arkasında durmak hiç kimseyi yüceltmez. İnsanların bundan sonra huzurlu olması için o gece ne olduğu aydınlatılmalı.

        Özet olarak şu var; Disiplin Kurulu ile Tahkim Kurulu, bu işte birer hata yaptı. Disiplin Kurulu acele etti. Bir kaç gün daha beklese o görüntülere göre karar verecekti. Tahkim Kurulu görüntülere göre doğru olanı yaptı. Ancak Meireles'e tükürükten değil, hakaretten üst sınırdan ceza vermeliydi.

        Son olarak da; olayı hiç takip etmeden yüzeysel bir şekilde 'ceza indi' diye ortaya çıkan Galatasaray ile Trabzonspor'un ve sıcağı sıcağına federasyona giden Fenerhahçe'nin de hatalar zincirine eklenmesi gerektiğini de unutmamak lazım.

        BASKI VAR MI YOK MU?

        Şimdi gelelim sonuç bölümüne. Aşağıda yazdıklarım tamamen tahmin. Bu tahminler doğru da olmayabilir.

        1- Her ne kadar ‘hayır’ deselerde; ben, hakemlerin kritik maç günleri yoğun bir telefon trafiği içinde olduğunu düşünüyorum. Bu telefonlar genelde eski hakemler ve kendi aralarında oluyor. O gece de öyle oldu. Lig TV’de ilk tükürme olayının görüntüleri yayınlanınca herkes Meireles’in gerçekten tükürdüğünü düşündü. Ve bu yüzden Halis Özkahya’nın telefonları kilitlendi ve etkilendi. Tükürdüğü

        halde ‘tükürmedi’ diye yazarsa büyük tepki çekeceğini anlattılar. O da öyle olduğunu düşündü. Raporunuda ertesi gün tükürdü diye gönderdi. Oysa gece konuşurken, ağzından çıkan tükürüklerin yüzüne geldiğini düşünüyordu. Disiplin Kurulu’nun kararından sonra diğer görüntüler ortaya çıktı. Ancak Özkahya’nın değiştirme şansı kalmadı. Zorunlu olarak arkasında durdu. Aynı haftasonu oynanan Beşiktaş maçında Özkahya’nın yüz ifadesinin dışa yansımasının son derece kötü olduğunu da unutmamak lazım.

        2- Bu ikinci olasılık ne kadar olabilir bilmiyorum. Ama bence mümkün. Özkahya ilk verdiği bilgilerde yüzüne tükürükten söz etmedi. Ama sonra televizyondan ilk videoları görünce Meireles’in pilot kameradaki görüntülerinden tükürdüğünü ama kendisinin farkına varmadığını düşündü. Bir anda şöyle bir şey aklına gelmiş olabilir. “Ben tükürdüğü halde tükürmedi diye yazarsam insanlar bana ne der?” deyip raporunu böyle yazmış olabilir. Baskı altında kalmadan sadece kendi inisiyatifini kullanmış olabilir.

        Ben, bu iki şıktan birinin yüzde yüz doğru olduğunu tahmin ediyorum. Tabii ki MHK ya da Özkahya bunun aksini kanıtlayana kadar.

        Diğer Yazılar