Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ÖNCELİKLE şunu söylemek şart. Galatasaray bu maçı hakkıyla kazandı. Alın teraziyi iki takımı koyun. Bir kilo ile 20 kilo arasında ne kadar fark varsa iki takım arasında o kadar fark vardı.

        Beşiktaş çok koşan, mücadeleyi hiç bırakmayan bir ekip. Ama şu var. Ligde bu tarzıyla elbette idare edebilir, kazanabilir. Ancak G.Saray gibi bir takımla oynarken kaliteye de ihtiyacı olması gerekiyor. Bu da Beşiktaş'ta yok. Sadece Fernandes var. Onun da sadece dörtte biri oynadı. Tabi ki bunun yetmesi olanaksız. Üstelik maça neredeyse 1-0 mağlup başlıyor. Otomatikman her şey altüst oluyor. Sonunu getirememesi de normal. Bu görüntüde Beşiktaş için Almedia olmazsa olmaz olarak ortaya çıkıyor

        Galatasaray ilk 25 dakika Manchester'da oynanan maç ile hemen hemen aynı düzeydeydi. Müthiş oynadılar. Melo neredeyse olağanüstüyü yakalıyordu. Her yerde o vardı. Fatih Terim Burak'ı kenara alarak önemli bir hamle yapmıştı. Çünkü Burak'ta, Umut ve Elmander'de olan pres ve baskı gücü yok. Önde basmayı planlayan Galatasaray için ise Burak'ın kenarda oturması tabi ki normal. Ayrıca hoca Kasımpaşa maçını belli ki bir ölçü olarak almış. Burak en çok gerektiği anlarda bile oyuna alınmıyorsa Fatih Terim kafayı ona bir hayli takmış gibi gözüküyor. Bu ne kadar sürer kimse bilemez.

        Galatasaray birinci dakikadan itibaren istediği baskıyı yaptı. Elmander ve Umut'un baskılarında arkadan Melo, Selçuk ve Emre sürekli bastırdı, sıkıştırdı. Bir yudum hava bırakmadı. Sürekli hataya zorladı. Bir de Sivok ve Toraman stoper olarak topla çıkmayı bilmeyen ve sevmeyen oyuncular. Sadece kesiciler. Bu yüzden hiç çıkamadılar. Topu tuttukları anda baskıyı yediler. Panik oldular ve bu panik tüm takıma yansıdı.

        Galatasaray 10 kişi kaldığı andan sonra bile Beşiktaş oyunu bir dakika dahi tutamadı. Pas yüzdesini hiç yükseltemedi. Ama tabi Melo'nun kırmızı kartından sonra Galatasaray'ın müthiş tecrübesi sahneye çıktı. Özellikle sağ kanatta Sabri ve Hamit maçı götüren isimlerdi. Dany ve Semih o dakikalarda sıfır hata ile oynadılar. Takım savunmasını en üst düzeyde yaptılar.

        Ancak Galatasaray'da şöyle bir konu var. Sezon başından bu yana Sarı-Kırmızılılar'ın sürekliliği yok. Hep bölük pörçük. Geçen sezon 90 dakikaya bu sürekliliği yayabiliyorlardı. Ama bu sene olmuyor. Selçuk geçen seneki yaratıcılığından uzak olunca gol pozisyonu da en az seviyelerde. Sadece dün değil, her maç en kısır halde oynuyor Galatasaray.

        Tabi bir de sol bek konusu. Şart mı şart. Riera'dan oluşturulmaya çalışılan sol bek profili olmuyor. Her maçta iyi bir hücumcu olduğunu ama savunmada o kadar kötü olduğunu gösteriyor. İlk yarıda Hilbert'in kaçırdığı pozisyon Riera'nın savunma özelliğinin olmayışının net işaretiydi.

        Sneijder büyük transfer ama belli ki hazır değil. Forvet arkasında ne kadar yararlı olacağını ilerleyen haftalarda göreceğiz. Ama tabi ki Galatasaray artık tek forvete dönmek zorunda. Bildiğimiz Sneijder sahneye çıktığı zaman tadına doyum olmaz. Eğer Galatasaray puan kaybetseydi bugün oynar mıydı oynamaz mıydı tartışmaları olacaktı. Şimdi gündeme gelmez. Ama bence oynamazdı. Bu haldeyken oynamaması gerekiyordu.

        Gelelim Melo'ya. Tükürdü ya da tükürmedi. Bir hareketi var ama yakın çekimlerde ağzından tükürük çıktığı gözükmüyor. Ama konu ayrı. Saha içinde bu kadar antipatik olunca uyanık rakipler bundan istediği gibi yararlanabilir. Ayrıca o davranışları yüzünden hakemler en ufak bir anlayış bile göstermiyorlar. Oyundan çıkışında Terim'e aldırmaması ve tepki vermesi hiç de hoş gözükmedi. Melo'nun bu kafayı değiştirmesi gerekiyor. Yoksa Galatasaray Kulübü onu değiştirecek.

        Drogba gelince ne olacak? Onu sadece hoca bilebilir. Artık Fatih Terim'in elinde inanılmaz bir kalite, bolluk ve servet var. Bunu harmanlamak ayrı bir iş. Ve bir o kadar da zor. Allah kolaylık versin.

        Diğer Yazılar