Bir bip'in hikayesi
Konu malum bip olayı... Yapılması gereken bir açıklama bu açıklama. Hıncal Uluç diyor ki, “Aykut Kocaman için ben ‘bip’ demedim. Halil telefonun kapanış sesini öyle sanmış” El insaf deyip olayı olduğu gibi anlatmak şart oldu. Olayın gelişimi doğru... Konserde oluşu, arada arayışım, oraları doğru. Aslında konunun buralara gelmesi pek hoş değil. Ama son bir kez olayı toparlamak istiyorum. Aykut hocanın teknik direktörlüğü konusundaki soruyu Hıncal abi’ye sormak için aradım. Telefonu açtı. “Konserdeyim” dedi. “Abi zaten uzun bir şey istemiyoruz. Kısa bir yorum verebilirsen iyi olur” dedim “Biiiiip” deyip güldü ve telefonu kapattı. Ardından bir daha aradım, kapalı çıktı. Konsere girdi diye ısrar da etmedim. Aldığım yanıtın yazılmayacağını düşünerek üstünde durmadım. Aykut hoca ile ilgili görüşler arasında tabii ki yer almadı. Ama ertesi gün Hıncal Uluç aradı. “Halil niye yazmadın” dedi. “Abi biiip diye yanıt olur mu, o yüzden yazmadım” “Hayır benim yanıtım o biiip” Aradan üç dört gün geçti, bu kez mesaj attı. “Yazmıyorsan ben yazacağım”dedi. “Tamam, salı günü yazıyorum”dedim. Sonra yazdım...
Aykut hocanın açıklamasından önce ben kendisini aradım. Dedi ki: “Yazının içinde iki biiip yan yana olmuş. Keşke tek biiip yazsaydın...” Ben pek çözemedim ama Hıncal abi için tek bip ile iki bip arasında fark varmış. Ama zaten yazının başlıkları onun dediği gibiydi. Olay tamemen böyle gelişti. Sonra Aykut hoca açıklama yaptı. Ertesi gün Hıncal Uluç kendi iç dünyasında neler yaşadı bilmiyorum ama bırakın iki bip’i tek bip’i bile söylemediğini ilan etti. Hatta olayı da tespit etmiş! “Halil, telefonun kapanma sesini bip sanmış” dedi. Dün telefonumu bir çok kere kapadım, özellikle dinledim, ama hiç bip sesi gelmedi! Hıncal Uluç’u uzun yıllardır tanırım. Ama ilk kez böyle bir manevra yaptığına şahit oluyorum. Benim bu yazdıklarımdan sonra ne yazarsa yazsın olayın gerçeği budur.
Bu konuşmalarımız haberleşme uydularında bir yerde duruyordur. Ama bu olay kendisinin gazetecilik hayatında ki en önemli bölümlerinden biri olarak kalacaktır.Tabi benim de. Şimdi ben durup dururken Hıncal Uluç’un Aykut hoca için yaptığı bir açıklamayı kafamdan uydurup “bip” nasıl diyebilirim? Neden diyebilirim? Bu bip’in açıklamasını Hıncal Uluç’un yapması gerekiyordu ama bana düştü. Bu bip’i küfür amaçla söylemediğini biliyorum. Zaten bunu bildiğim için yazdım. Ama bu kadar geri adım atmasını, inkar etmesini, yalanlamasını anlayamadım. Aykut hoca bunu eğer bir hakaret olarak algıladıysa, söylediğini kabul etmese bile Hıncal Uluç adına ben özür dilerim. Demeç alan gazetecinin demeç veren kişinin söyledikleri yüzünden özür dilediği de herhalde ilk kez oluyordur. Ve hayatımda ilk kez böyle bir şey başıma geldi.
Gelelim neden yazdığıma. Bir çoğunuz bu görüşüme kızabilir. Kabul edin ya da etmeyin, Hıncal Uluç önemli bir isimdir. Elbette ondan görüş alınıp sayfalara konulur. Benim yaptığım sadece bu... Ve yıllardır usta dediğim bir insanın söylediğinin aksine olayı bir günde“telefon kapanmasını bip anlamış” ya da “soruya sadece “değil” şeklinde yanıt verdim” diye çevirmesi son derece şaşkınlık verici. Ve beni en iyi tanıyanlardan birisi olan Hıncal Uluç asla yanlış anlamayacağımı çok iyi bilir.
Demek ki bu meslekte hala öğreneceğimiz çok şey var. Bazen insanları tanımak için bile bu kadar yıl gerekebiliyormuş. Bizlerin nelerle karşılaşacağı asla belli değil. Yaşaya yaşaya öğreniyoruz. Ama gerçek olan tek şey var. Bu da asla değişmez. Biz hiç bir zaman hiç bir kimseye hakaret ettirmeyiz.