Vites yükseltince böyle oluyor
Galatasaray'ın dün Orduspor ile yaptığı maçın ilk yarısı için ne söylemek gerekir bilmiyorum. Ordu için tabii ki iyi bir 45 dakika. Hatta onlar için bir piyangoydu. Muslera'nın hayallere bile gelmeyecek bir hata golünün ardından bir de penaltı darmadağın bir Galatasaray'ı soyunma odasına gönderdi.
Bu yanda belki Galatasaraylılar hakeme kızıyorlar, tamam haklı olabilirler ama futbol açısından baktığınız zaman ev sahibi takım oyuna ortak olacak hiç bir şeyi ortaya koymadı. Böyle durumlarda biraz da kendine bakmak lazım. Savunmada dağınık, hücumda etkisiz, Eboue'nin isteksiz futbolu, Hamit'in kötülüğü, Drogba'nın ağır kalışı ve ikinci hamlelerdeki etkisizliğinden, üstelik takımın birinci viteste oynaması yüzünden zaten bir şey çıkması mümkün değildi.
Ama ikinci yarıda her şey değişti. Bana göre Galatasaray bu lig sezonunda oynadığı en iyi futbolu bu ikinci yarıda sergiledi. Ve üstelik ilk kez fizik ve mental olarak üstüne koyarak. Yani ilk kez bu kadar kavgacı ve hırslıydı. Tabii Terim'in de doğru hamlelerini unutmamak gerekir. Daha durum 0-2'de bile bu maçın döneceğinin sinyalleri verildi. Tabii bunda Orduspor'un maçı bu şekilde götürme isteği, oyunu hiç tutamaması ve hücumda Hasan Kabze ve Stancu'nun post yapamaması otomatikman hapsetti Orduspor'u. Daha doğrusu savunmayla bu işi bitireceğini düşündüler. Futbol böyle anti oyuna asla taviz vermiyor. Şimdi karşında Sneijder, Drogba, Burak ya da Selçuk gibi yıldızları olan bir takım varsa ve buna karşılık sen gömülürsen fatura ağır olur.
Ama tabii ki dünkü kilidi açan en önemli olay Sneijder'in olağanüstü golüydü. Tam bir Sneijder klasiğiydi. Önüne alma, müthiş ayak içi her kaleci için önlenemez bir şut olabiliyor. Tabii ki Hollandalı bunları yapması için getirildi. Muhtemelen bu tip golleri daha çok atacak. Bu futbolcular işte böyle hak ettikleri paralarının karşılığını veriyorlar. İlk yarı hayaletti ama sonra maçı aldı. Bu tam bir yıldız özelliğidir. Akhisar'da Drogba dün de Sneijder. 3 artı 3 toplam 6 puan.
Tabii ki ikinci yarıda Hollandalı sadece golü atmadı. Aynı zamanda takımının orta alandaki ritmini Selçuk ile birlikte yükseltti. İlk yarıdaki ağır Galatasaray'ın ne hallere geldiği ortadaydı. Ama ikinci yarıda vites yükselince bu skor ortaya çıktı. Ama tabii ki her takım da Ordu gibi gömülmez. O yüzden Galatasaray'a sadece 45 dakika yetmeyebilir birçok maçta. Hele Schalke maçında hiç yetmez. İkinci yarıda bu kadar hızlı oynadığı için oyunu çevirdi ve farka koştu. Sanırım ilk yarıda ki Galatasaray ile ikinci yarıdaki Galatasaray'ın arasındaki farkların nedeni iyi araştırılır. Çünkü ilk yarıdaki görüntü teknik anlamda sorunlarla dolu bir G.Saray'dı.
İlk yarıya baktığınız zaman elinde Drogba gibi bir oyuncu varken dakika tuttum 28. dakikaya kadar Fildişili'ye tek orta yapılmadı. Bu adam hava toplarında dünyanın en önemli oyuncularından birisi. Ama elindeki bu oyuncuya rağmen tek orta gelmiyorsa o zaman sıkıntı var demektir. Bu sıkıntının en önemli kaynağı Hakan Balta ve Eboue'nin oraları hiç kullanmaması, G.Saray'ın yavaş, temposuz, kanatsız ve kontrolsüz oynamasıydı. Drogba da neredeyse sıfır etkiyle oynadı. Bu durumda zaten bir şey yapması çok zordu.
Eboue'de bir sorun var. Bütün isteğini kaybetmiş durumda. Böyle bir görüntüde sabahtan akşama kadar orada Sabri oynar. Sabri en azından enerjisi ve hırsı ile takımına pozitif etki yapıyor. Ama Eboue her şeyi ile tam bitik durumda. Hamit'e ayrı bir parantez mutlaka açmak lazım. Sanırım artık ona kızmaya gerek yok. Bence Hamit bu. Yani bu kadar. Eğer dünkü maç kaybedilseydi sanırım haftanın en çok konuşulanı Hamit olacaktı. En azından geride bıraktığı arkadaşları onu şimdilik kurtardı. Ama artık ben Hamit'ten umutlu değilim. Böyle geldi böyle gidecek gibi gözüküyor. Aynı F.Bahçeli Krasiç gibi. Meğerse yıllardır üç büyükler boşuna çırpınmış "Hamit, Hamif'diye.