Futboldaki gerçekler
ŞAMPİYONLAR Ligi'nde bir Türk takımı buralara geldi ise onu başarı olarak sayacaksınız.
Çeyrek final sonrası sadece hayallerimiz bizi bir yerlere getirir.
Biz, Schalke maçından sonra çok büyük hayaller kurduk. Real Madrid çıktı, yine hayal kurduk. Hatta Mourinho, Ronaldo, Mesut Özil, Benzema ve diğerlerine rağmen.
Karşımızdaki 650 milyon Euro'luk güce hiç aldırmadan finali, yani WEMBLEY'İ düşündük.
Ama tabii karşında böyle bir güç varsa futbol mucizesi aramak ayrı bir mucize oluyor.
O yüzden ben Galatasaray'ın kötü oynadığını düşünmüyorum. Gücü ve standardı bu kadar.
Ama üstünde durmamız gereken başka konu var. Bu tip takımlara karşı hedefin varsa üst düzey konsantrasyon gerekiyor. Bir de üst düzey mücadele. Ancak böyle kafa tutabilirsiniz.
Zaten aradaki fark belli. Galatasaray, bunları hiç yapamadı. Sanki boynu bükük, kaderine razıydı. Bu maçın da havasına giren sadece biraz Drogba, biraz da Melo vardı hepsi bu. Sneijder'ın sahada ne yaptığından kendisinin dahi haberi yoktu. Burak, iyi marke edilirken onun da bu markajdan hiç kurtulmaya niyeti yoktu. Hamit top çalamadı hep top kaptırdı, Selçuk bir var bir yok durumundaydı. Galatasaray 'takım olarak oynarsak belki' diyordu ama bu oluşumdan çok uzaktılar.
Real Madrid'in dün çok iyi oynadığını söyleyemeyiz. Durgun, temposuz bir görüntü vardı. Ama son noktalarda iş bitiriciydiler. Turu garantiye aldılar ve hiçbir şekilde riske girmediler, hata yapmadılar. Ama Galatasaray, bu hataları fazlasıyla yaptı. Örneğin; ilk golde Muslera'dan başlayıp tüm savunmaya kadar her türlü hata yapıldı. Terim'in de belirttiği gibi "Real Madrid önünde böyle hatalar yaparsanız, tur gidiverir." Ama şu var; ilk yarıda Drogba ve ardından Eboue'nin kaçırdığı gol, bu maçın kırılma anlarından birisiydi. Zaten o pozisyonlardan sonra Galatasaray, kaleye de gidemedi.
Sonuç olarak; Galatasaray'ın kaliteli ve standart olarak Real Madrid tarzı takımlara karşı çok eksik kaldığı ortaya çıktı. Gerek kadro yapısıyla, ekonomisiyle, Şampiyonlar Ligi'nde üst seviyelere çıkması için daha çok yol katetmesi gerekiyor!
Teknik olarak da dün Galatasaray'ın en zayıf yönleri Madrid'in en güçlü yanıydı. Karşısında dünyanın en hızlı atağa çıkan bir takımına karşı ağır ve sürekli hata yapan savunmanın içine düştüğü sıkıntılara şaşırmamak lazım. Bu savunmayla ancak buraya kadar gelebilirsin. Kim bilir; belki de Fatih Terim, bu maçları düşünerek savunmaya takviye istiyordu.
Sonuç olarak; bu takıma karşı artık şansımız, İstanbul'da sıfıra indi. Ama en azından Galatasaray, buralara gelirken üstüne düşen görevi çok iyi yaptı. Tabii futbolun kaçınılmaz gerçekleri asla değişmiyor.
Dün akşam maçın hakemini görenler herhalde Cüneyt Çakır'ı eleştirirken, iki dakika daha düşündü! Real Madrid'in hakeme dün hiç ihtiyacı yoktu, ancak heralde maçın hakemi Real Madrid'in isminin büyüklüğünden korktu.