Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Öncelikle Galatasaray'ı kutlamak istiyorum.

        19. şampiyonluğun her anını hak ettiler. Yöneticisiyle, taraftarıyle futbolcusuyla. Ve tabii ki teknik heyetiyle.

        Belki de son yılların en rahat şampiyonluklarından birini kazandılar.

        Tabi ki bunu vizyon ve kalite ile elde ettiler.

        Parayı harcarsan, kaliteyi çekersen, yatırım yaparsan, elini korkak alıştırmazsan, borçtan çekinmezsen böyle şampiyon olursun. Böyle Şampiyonlar Ligi'ne gidersin, harcadığın paraları da fazlasıyla çatır çatır geri alırsın.

        G.Saray, bir ara çok geri kaldığı rakibi Fenerbahçe'yi iki senede sollayıp geçti. 4. yıldızına da bir şampiyonluk kaldı.

        Peki son iki yılda Galatasaray'ın ezeli rakibine nasıl üstünlük kurdu?

        Hemen söyleyelim.

        İki sene önce en iyi yabancılar Fenerbahçe'deydi.

        En iyi Türk oyuncular yine Fenerbahçe'deydi.

        Stat üstünlüğü de Fenerbahçe'de bulunuyordu.

        En iyi yönetim de rakiplerindeydi.

        Şimdi bütün bunlar Galatasaray'ın elinde. En iyi Türk oyuncular, en iyi yabancılar, iyi yönetim hepsi Galatasaray'da. Tabii buna bir de rakibinin bolca hataları ve bu hatalardaki ısrarı eklenince sonuç kaçınılmaz oldu.

        Ama asıl önemli olan tartışılmaz teknik direktör üstünlüğü.

        Sevin ya da sevmeyin.

        Fatih Terim bu ülkenin en iyi teknik direktörü.

        Bu ligi en iyi bilen teknik direktör. Bir marka. Ve çok özel bir insan.

        Futbolcusunu, üstelik rakip oyuncuyu ve hatta rakip teknik adamları en iyi bilen hoca.

        Son iki yıldaki şampiyonluklarda en büyük rol onun.

        En kritik kırılma noktalarında sanki futbolcu gibi sahneye çıktı. Maçları aldı, maçları çevirdi. Enerjisini olduğu gibi sahaya yansıttı.

        Şimdi şu var. Hiç kimsenin hakkını yememek lazım.

        Biliyorum Terim ile yönetim arasında öyle sıcak sevgi yok.

        Ama iki tarafta birbirlerini çok iyi anlamalı. Bu soğukluğu sıcaklığa çevirmeli.

        Drogba ve Sneijder'in ligin ikinci yarıdaki katkısı tartışılmaz. Belki başta sıkıntılar oldu ama sonra hiç bir şekilde tartışılmadılar. Hatta Galatasaray'ı bazı kritik virajlardan bu iki oyuncunun sihiri aldı götürdü. Yönetim Terim'in teknik katkıları kadar bu transferlerde yüksek bir beceri sergiledi. Rüya gibi duran transferleri gerçeğe çevirdi.

        Yani demek istediğim hem yönetimin Terim'e, Terim'in de bu yönetime ihtiyacı var. Aslında vizyonu yüksek bu yönetimle vizyonu yüksek Terim'in arasında ki uyum mükemmel olmalı. Çünkü birbirlerini tamamlıyorlar. Bence olacaktır. Bunu anlayacaklardır. Bu gerçekleştiği taktirde gelecek yıllar bu iki yıldan çok daha iyi olacaktır. Hele bir de rakipler, içinde bulundukları durumun farkına varmamakta ısrar ettikçe birleşen ve büyüyen Galatasaray'ın yükselişi uzun bir süre durdurulamaz.

        Sivasspor maçını çok fazla konuşmanın anlamı yok.

        Selçuk İnan maçı aldı götürdü. Şampiyonluğu bu maçla belli olacak bir Galatasaray'ın önünde Sivas'ın hiç bir şansı yoktu. Olmadı da.

        Galatasaray'ı tekrar kutlamak istiyorum. Bu kadar kalite ayağın olduğu yerde şampiyonluğun kaçması sadece büyük tesadüflerle gerçekleşebilirdi. Ve üstelik bu sene ligde bu tesadüfleri zorlayacak tek bir takım bile yoktu.

        Diğer Yazılar