Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MAÇI 45 45 yorumlarsak ilk 45’te sadece bir an var yorumlanabilecek. O da tabi ki Galatasaray’ın 9. dakikada attığı gol.

        Ama ben Sneijder’in usta vuruşundan söz etmiyorum. Bir pozisyon öncesi Drogba’nın topu kontrol edişinden ve ardından Burak’a verdiği pastan söz ediyorum.

        Dikkat edin o anda Drogba tarak kemiğinin üstüne bir darbe alıyor. Futbolcuların belki de en hassas kemik alanı. Oraya gelen tekmenin acısı hiçbir şeye benzemez.

        Şimdi aynı anda oraya bir Türk futbolcuyu ya da dünyada birçok futbolcuyu Drogba’nın yerine koyun. Ama kim olursa olsun. O darbeyi alınca yüzde yüz acı içinde yere yatacak ve hakemden faulü alıp

        almadığına bakacaktır. Ama Drogba o acıya rağmen önce yapması gerekeni yaptı. Burak‘a pasını verdi ve sonra düştü. Acısına rağmen pozisyonu heba etmedi.

        İşte sadece bu an bile Drogba’nın neden Drogba olduğunun net bir işareti. Dünya yıldızı böyle olunuyor. Bağırarak, çağırarak, kavga ederek, küserek, isyan ederek, futboldan uzaklaşarak olunmuyor. Her an içinde, her an konsantre.

        İlk yarıda seyircinin homur homur homurdandığı bir Hamit vardı sahada. Aslında seyirciye şunu söylemek lazım. Hamit’ten fazlasını beklemeyin. Florya’dan bir dost Hamit için geçen sene şu yorumu

        yapmıştı. “Hamit bu. Fazlası yok. Herkes daha fazlasını istiyor. Ama çıkmaz. Hamit bu kadar” demişti. Çok da doğru söylemiş. Hamit hayatı boyunca ‘tel zımba’ kullanmaktan başka bir tehlike yaşamamış

        gibi duruyor. Öyle kayıtsız, çekingen, ürkek, depresyonlu hali var 1.5 yıldır.

        Aslında maça baktığınız zaman Galatasaray için kolay geçebilecek bir mücadele gibi gözüküyordu. Ancak muhtemelen sezon başı olması nedeniyle alıştığımız temposundan çok uzak olan Galatasaray oyunu rölantiye almayı düşündüğü anda maçı zora soktu. Çünkü bu tarz Galatasaray’ın tabiatına aykırı. Tabii burada orta alanda özellikle Erman, Engin ve Emre’nin Galatasaray kalite standartlarını

        altlara çekmesinin büyük rolü vardı. Sneijder’in son yarım saatte oyundan iyice düşmesi oyunun tam anlamıyla Gaziantep’e geçmesine neden oldu. Muhammed’in oyuna girmesiyle de etkinliğini iyice ele geçiren konuk takım neredeyse bir puanı kurtarıyordu.

        Galatasaray’ın şu anki en büyük sorunu rakip savunmaların çok kolaylıkla kendi alanlarından çıkabilmesi. Çünkü Drogba, Burak ve de Sneijder o bölgede gerekli baskıyı yapabilecek tarzda oyuncular değil. Oyunun ikinci bölümünde orta alanın iyice düşmesi ile birlikte bu sıkıntı ayukka çıktı.

        Galatasaray bunu çözmek zorunda ama nasıl çözecek bilmiyorum. Lig maçlarında bunu özgüvenle çözebilir ama Şampiyonlar Ligi’nde bu başlı başına bir dert. Ayrıca Hamit gelebilecekse kendine gelmeli, Selçuk bir an önce toparlanmalı, Engin eski formuna ulaşmalı, Hakan bölük pörçük oynamamalı, bütün yük Melo’ya bırakılmamalı.

        Dünkü maça bakınca Fatih Terim’in ısrarla Arda’yı neden istediği net bir şekilde ortaya çıkıyor. Çünkü bir takımın yabancı kalitesi en üst düzeyde olmasına rağmen yerli oyuncu kalitesi yüzde 20’lere düşüyorsa yeni kuralla bu sezon çok zorlanır Galatasaray.

        Galatasaray, Gaziantep karşısında üstün futbolu ile değil, kadrosundaki yabancı kalitesi ile galibiyeti aldı.

        Diğer Yazılar