Bir musibet...
“Bir musibet, bin nasihattan faydalıdır” demiş atalarımız.
İzmir’in ÇED krizi sürecinde yaşananlar da gösterdi ki, çok da isabetli bir söz etmiş büyüklerimiz.
Katı Atık Bertaraf Tesisleri konusunda ortaya çıkan çözümsüzlük süreci ve karşılıklı suçlamalar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun “acil zirve” çağrısı ve Binali Yıldırım’dan sıcağı sıcağına gelen “Ankara’ya bekliyorum” cevabından çıkardığım sonuç hatırlattı bu sözü bana.
ÇED sürecinin hatırlattığı sadece bir atasözü değil elbette.
Bu sayede, İzmir’in sorunlarının üstesinden gelebilmek için en çok ihtiyacı olan şeyin “uzlaşma kültürü” olduğu gerçeği ile bir kez daha yüzleşmiş olduk.
Yaşanan olaylar, krizin iki cephesine de çözümün ancak aynı masa etrafında buluşarak çözülebileceğini gösterdiği için, yaşanması gereken bir bir süreçti diye düşünmeye başladım ister istemez.
***
Bu bakımdan bugün gelinen noktada Aziz Kocaoğlu’nun “çözüm zirvesi” çağrısına, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın “bekliyorum” yanıtı son derece anlamlı.
Tabi ki önemli olan çağrıların da, davetlerin de askıda kalmaması, tarafların sıcağı sıcağına buluşarak “kangrenleşmeye” yüz tutan soruna çözüm bulması gerekliliği.
Yokla bu hamleler insanların kafasında sadece yeni bir “siyasi manevra” algısı oluşturmaktan öteye geçmez.
Dahası, iki tarafın da o buluşma sonrasında, birlikte İzmirli’nin karşısına çıkıp gecikmenin hangi hatalardan kaynaklandığını açıklaması da çok önemli.
Zira bu kentte yaşayan insanların bu gecikmeden kaynaklanabilecek sorunların sorumluluğunun kime ait olduğunu bilmesi hakkı.
***
Katı Atık Bertaraf Tesisi konusundaki girişimler sonuç verirse eminim pek çok konuda İzmir’in önü açılacaktır.
Uzlaşma kültürünün sorunları çözdüğü gerçeği ortaya çıktıktan sonra halının altına süpürülen, sadece siyasi malzeme olarak kullanılan pek çok konu için de çözüm yolu açılacaktır.
Körfez’in temizlenmesinin önündeki en büyük engel olarak gösterilen ÇED Raporu dahil, stadlar, tüp geçitler ve şu anda aklıma gelmeyen bir alay sorun o uzlaşma masasından yatırım olarak çıkabilir.
Yeter ki, bu hamle sonuçsuz kalmasın, o zirveden ortak akılla ulaşılmış bir çözüm çıksın.
Çünkü İzmirli bunu istiyor.
Çünkü İzmirli sonu gelmeyen kavgalardan bıktı usandı.