Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


Züleyha balkon duvarının üzerine bulgur, pirinç, buğday Allah ne verdiyse itinayla seriyor her sabah. Hava soğukmuş, kuşlar aç kalmasınmış…
İlk başlarda ‘serçişler’ (Züleyha böyle sesleniyor onlara) birer ikişer geliyorlardı. Telaşlı ve ürkektiler. Kendileri için hazırlanan ziyafete gömülmektense sürekli etrafı kolaçan ederek, ufacık başlarını bir sağa bir sola çevirip, en küçük kıpırtıda arkalarına bakmadan kendilerini boşluğa bırakıyorlardı.
Bir süredir daha kalabalıklar...
Hüdhüd’ün peşine takılıp Simurg’u bulmaya giden kuşlar misali; ilk gelenler, eş dost, hısım akraba kim varsa getiriyorlar bizim balkona son günlerde. Gelir gelmez de kendilerini bekleyen, bulgur, pirinç, buğdayı gagalamaya başlıyorlar. Küçük balkonumuz çevredeki serçeler için bir sosyalleşme mekanına dönüştü sanki.
O eski tedirginliği üzerlerinden attılar, aramızdaki güven duvarını da yıktık. Başlarda onları, karınlarını doyururken, görüntülemek için elimde telefon bir o pencereye bir diğerine koşturuyordum gizlene gizlene. Camın arkasından, elinde telefonla, onlara bakan bana alıştılar artık; ben de onlara alıştım. Her iki taraf için de günlük bir rutine dönüştü bu seremoni.
Geçen ‘serçişler’ kahvaltılarını yaparken “Acaba hep aynıları mı geliyor?” diye düşündüm. “Muhtemelen öyledir!” diye de kendi sorumu kendim cevapladım. Öyle ya ta en başından beri yavaş yavaş ‘ayakları alıştı’ bizim balkona... Başka balkonlara niye gitsinler ki! Serviste bir kusurumuz da yok; eminim yani, onlar bizim balkonun müdavimleri artık. Bizim onları görmediğimiz zamanlarda muhtemelen serçe dostlarına bizim balkondan bahsedip ertesi gün onları da yanlarında getiriyorlar.
Balkonumuz serçeler için 3 Michelin yıldızlı bir restoran, onların 'Central Perk'i bence!

57 GÜNDE 13 BİN KİLOMETRE UÇTU

Avustralyalı Kevin Celli-Bird de bir süredir, bizim ki gibi onlarcasıyla değil belki ama bir kuşla geçiriyor günlerini... Yok onun ki ‘serçiş’ değil bir güvercin, Joe!
Kevin, geçtiğimiz günlerde yemin edip ABD’nin yeni başkanı olan Joe Biden’dan esinlenmiş ‘Joe’ya adını verirken...
Joe 26 Aralık’ta Kevin’ın Melbournde’deki evinin arka bahçesine konmuş. “Bitkin bir haldeydi” diye anlatıyor Kevin, Joe ile ilk karşılaşmasını: “Bir deri bir kemik kalmıştı... Bahçedeki küçük havuzdan su içiyordu. Yemesi için bisküvi kırıntıları bıraktım bahçeye!”

Joe
Joe

Uçacak hali olmayan Joe, bizim ‘serçişler’ gibi seke seke bisküvi ezmesinin yanına geldiğinde Kevin, ayağındaki mavi bandı görmüş. Bir süre sonra da banttaki ‘29 Ekim 2020’ tarihini fark etmiş. İnternette yaptığı araştırma sonrası da ‘mavi bandın ve tarihin’ ABD’nin Oregon eyaletinde düzenlenen posta güvercini yarışına ait sıra numarası olduğu ortaya çıkmış.
ABD Posta Güvercini Yarışları Birliği’ne durumu sorup banttaki numaradan ‘Joe’nun Albama’da bir güvercin severin adına kayıtlı olduğunu öğrendiğini söylüyor Kevin.
Oregon’dan havalanıp, 13 bin kilometre uçarak, tam 57 gün sonra bahçesine konan Joe’nun durumu hakkında yerel basına konuşan Kevin, sonrasında yaşanacakları ise aklının ucundan bile geçirmemiş.
Covid 19 nedeniyle zaten diken üstünde olan Avustralyalı yetkililer haberi görür görmez Kevin’e ulaşmışlar. Eğer Joe gerçekten ABD’den geldiyse hem koronavirüs hem de ülkedeki kuş türleri ve kümes hayvanları için ‘biogüvenlik riski’ taşıdığı için yakalanıp ‘ötenazi’ yapılması gerektiğini anlatmışlar. Kevin şaşkın: “Benden Joe’yu yakalamalarına yardım etmemi istediler ama ona yaklaşmaya çalıştığımda uçup çatıya konuyor!”

“JOE’NUN ÖLDÜRÜLMESİNİ DESTEKLİYORUM”

Avustralya Tarım Bakanlığı, Joe’nun yakalanması için profesyonel bir kuş avcısıyla anlaşması için Avustralya Karantina ve Denetim Servisi’ne görev vermiş. Avustralya Güvercin Derneği Başkanı Brad Turner ulusal bir mesele haline gelen Joe’nun durumu için açıklama yapıp ötenazi konusunda yetkilileri desteklemiş: “Bu uygulama sert ve acımasız gelebilir ama Joe’nun öldürülmesini destekliyorum. Hastalık taşıyor olabilir!”
Evinin arka bahçesindeki bitkin güvercine bisküvi kırıntıları veren 67 yaşındaki Kevin Celli-Bird (böyle bir hikaye için daha iyi bir soyadı düşünülemezdi) son birkaç haftadır yaşadıklarına inanamıyor: “Her şey kontrolden çıktı!”
The New York Times’tan BBC’ye dünyanın saygın medya kuruluşları kendisiyle görüşmek için sıraya girmiş. TV’ler canlı yayına alıyor, yerel gazeteler Joe’nun değerinin 500 bin ila 750 bin dolar olduğunu yazıyor. Dünyanın dört bir yanındaki güvercin severler Joe’nun ‘en uzun güvercin uçuşu’ rekorunu kırıp kırmadığını tartışıyor.
Eğer Joe, Oregon’dan Melbourne uçtuysa 1931’de, 24 günde, Fransa Arras’tan Vietnam Saigon’a 11 bin 600 kilometre uçan güvercinin rekorunu tarihe gömmüş olacak. Ancak bazı uzmanlar Joe’nun bir korgo gemisine ‘binerek’ Melbourne ulaştığı tezini ortaya atıyor.
Herkes Joe’yu konuşuyor o Kevin’ın arka bahçesinde olanlardan habersiz kendisi için bırakılan bisküvi ezmesini gagalıyor...

“KEŞKE ADINI ‘DONALD’ KOYSAYDIM”

ABD’den Avustralya’ya, Avrupa’dan Asya’ya internet üzerinden birbiriyle bağlantı kuran binlerce insan Joe’nun öldürülmemesi için Avustralya hükümetine çağrı yapıyor bir süredir. Ancak Avustralya Başbakan Yardımcısı Michael McCormack zavalı güvercine merhamet göstermek şöyle dursun, Joe’nun durumu için ‘şanssızlık’ deyip ekliyor: “Ya evine geri uçar ya da sonuçlarına katlanır!”
McCormack’in açıklaması sonrası çok üzgün olduğunu ve Joe’yu kurtarmak için yapacak bir şeyin kalmadığını düşünen Kevin, “Keşke adını ‘Donald’ koysaydım. Belki bir başkanlık affı ya da diplomatik dokunulmazlık alabilirdik onun için” diyor...
Herkesin Joe için ümidinin tükendiği anda bir sivil toplum kuruluşu, Melbourne Güvercin Kurtarma Derneği, yepyeni bir teoriyle Joe’nun hayatını kurtarmak için bir umut ışığı yakıyor. Dernek geçen hafta Facebook sayfasından yaptığı bir açıklamayla Joe’nun ayağındaki mavi bandın benzerlerinin Avustralya Tarım Bakanlığı’nın gözetimindeki yerel güvercinlerde de kullanıldığını belirtiyor. Güvercin üreticilerinin bu bantları sürülerinin üyelerini tanımlamak için internet üzerinden satın aldığını söyleyip Joe’nun ‘yerli’ bir güvercin olduğunu iddia ediyorlar.
Dernek gönüllülerinden Kirsten Macleod, Joe’nun bir yarış güvercini olmadığını söyleyip ekliyor: “Joe kesinlikle Amerikan güvercini değil! O Avustralya’da doğmuş bir Türk taklacı güvercini... Gökyüzünde takla atmak için yetiştirilmiş bilmem kaç bin kilometre uçmak için değil!”
Bu arada Oregon’daki yarışın organizatörleri kendilerine kayıtlı güvercinin ayaklarının arkasında Joe’nun ki gibi tüyler olmadığını bildiriyor.

JOE’NUN ÖYKÜSÜ PANDEMİ GÜNLERİNDE UMUT OLDU

Yaşanan gelişmelerin ardından geçen cumartesi günü Avustralya Tarım Bakanlığı’ndan bir yetkili Kevin Celli-Bird’e bir mesaj atarak, Joe’nun bacağındaki mavi bandın bir kopya olduğunun anlaşıldığını söyleyip, Joe hakkındaki ölüm kararının iptal edildiğini onun artık özgür bir kuş olduğunu bildiriyor.
Geçen yıl Çinli bir güvercin severin 1.9 milyon dolara Belçikalı bir yarış güvercini satın aldığını hatırlatan uzmanlar, “Yarışçı posta güvercinleri çok değerlidir. Bu yüzden de Joe’nun bacağındaki mavi bandın sahte olması ihtimali çok güçlü” diyor.
Tüm bu yaşananlardan ve hakkında istenen ötenaziden habersiz Joe, Kevin’ın kendisine aldığı kuş yemini yiyor arka bahçede...
Kevin’in Joe’nun istediği kadar bahçesinde kalabileceğini söylüyor: “O özgür bir kuş, uçup gitmek isterse gidebilir ama kalıp bahçedeki küçük havuzda banyo yapmak isterse de hayır demem...”
Son birkaç haftadır dünyanın her yanından insanların Joe için seferber olmasını pandemi nedeniyle yaşadığımız sıkıntılı günlerin bir sonucu olduğunu düşünüyor Kevin: “Sanırım insanlar bu zor günlerde kendilerini umutlandıracak, mutlu edecek bir şeyler yapmak istedi...”
Joe’nun mutlu sonla biten öyküsünü Züleyha’ya anlatmak için kafamı kaldırdığımda o balkonda etrafını sarmış ‘serçişler’e akşam yemeklerini servis ediyordu...
Bilgisayarı kapatıp, karantina günlerimizin neşesi, minik dostlarımızla günlerinin nasıl geçtiğini konuşmak için ben de onların yanına, balkona çıktım!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00