Allah'ı (CC) unutmayan günah işleyemez
KIYMETLİ dostlar! Allah Teâlâ’dan rahmetini umarak korkmak lazımdır. Bir müminde olması gereken asıl korku ise, bizleri sayamayacağımız kadar çok nimetin içinde, sağlık, sıhhat, afiyetle yaratan, emir ve yasaklarını, dinini bizlere öğreten ve o dini yaşayabilecek bir ortamı sunan, kusurumuzu, günahımızı affetmek, duamızı kabul etmek için adeta bahaneler yaratan, senelerce adını anmasak, hatta bazıları inkâr etse bile, başı her sıkışanı, kapısını her çaldığında asla reddetmeyen, geri çevirmeyen Rabb’imiz Allah Teâlâ’nın huzuruna çıkarıldığımızda, günahlarımızı görüp mahcup olma korkusudur.
Hesaba, cennete, cehenneme, azaba gelmeden şu manzarayı gözünüzün önünde bir canlandırın. Melekler huzur-u ilâhiye getirdiler, amel defteri açıldı. Hazret-i Allah’ın ihsanları, ikramları bir tarafta; kulun isyanları, günahları, rezaletleri yani nankörlüğü diğer tarafta.
Bu dünyada bile, bizlere iyiliği dokunan bir kişiye nankörlük etmemek, ona karşı mahcup olmamak için yeri gelir ne zahmetlere katlanırız. Ancak “Nimetin asıl sahibine karşı mahcup olur muyuz?” diye bir kez aklımızdan geçirmeyiz.
“Şunu yaparsam şu kadar günah, bunu yaparsam, bu kadar sevap” diye hesabı kitabı kendi aciz aklımızca yaparız. Cehennemden, kabir azabından da korkarız, inkâr etmeyiz hâşâ ama “Allah Teâlâ’nın huzuruna çıkartıldığımda, sadece bu günah-sevap tüccarlığımı pazara serseler, mahcubiyetten cehenneme atlayasım gelir!” diye de düşünmeyiz.
Dostlar! Allah (CC) dostlarından bir zât, bir gün vaazda cemaate şöyle seslenmiş:
“Ey cemaat! Siz yarın kıyamet gününde Allah’ın kullarına öyle uzun uzun sorular soracağını mı sanıyorsunuz? Bir şey soracak, hesap bitecek.
‘Ey kulum, ben sana şahdamarından daha yakındım, her anında yanındaydım da, sen neredeydin!’
Başka soruya gerek kalmayacak. Tabii bu hitap karşısında artık utanır mıyız, sevap-günah tablolarımızı mı çıkartıp sunarız, ‘Bak şurada şu kadar namaz kılmıştım, burada bu kadar zekât vermiştim!’ der miyiz, Allah Teâlâ muhafaza etsin ama mahcubiyetten cehenneme atlayasımız mı gelir, orası bilinmez...
Mümin kişinin bu soruya vereceği cevabı düşünerek yaşaması icap eder vesselam...
***********
KENDİNİ GÜNAH İŞLEMEKTEN ALIKOYAMAYAN ADAM
BELH sultanı iken tacını tahtını terk ederek kendini Allah (CC) yoluna veren İbrahim Ethem Hazretleri’ne; kendini günah işlemekten alıkoyamayan ama bu durumdan kurtulmak için çareler arayan bir adam gelmiş. Adamcağız nasıl bir vicdan azabı çektiğini, derdine derman olmak üzere arz etmiş. Bu adam ile İbrahim Ethem Hazretleri arasında şöyle bir konuşma geçmiş:
- Efendim, bendeniz günahlarımdan dolayı çok sıkıntı çekiyorum. Bana bu durumdan kurtulmam için nasihat edin de günah işlemekten kurtulayım. Vicdan azabından kurtulup huzur bulayım!
- Eyvallah. Bu kadarcık nasihat ne ola ki! Siz buyurun, hemen tutarım.
- Mümkünatı yok, Allah’ın (CC) mülkü olmayan yer var mı ki? Siz diğerini buyurun.
- Ben O’nun (CC) verdiği rızkı yemeden nasıl yaşarım? Başka rızık veren yok ki onunla yaşayayım. Siz sonrakini buyurun.
- Bu nasıl mümkün olur? Allah’ın (CC) görmeyeceği yer yok ki oraya gideyim.
- Bu da mümkün değil! Azrail’i şimdiye kadar kim durdurabilmiş ki ben durdurayım? Ölümün ileri veya geri alınmayacağını bilmiyor musunuz? Siz diğerlerini söyleyin.
- Buna kimin gücü yeter? Siz ötekini buyurun.
- Mümkünatı yok! Melekler var, koskoca mahşer halkı orada. Tek günahımı bile bağışlamazlar bana. Hepsi de terazinin gözünde tartılır, benden hesabını sorarlar.
Bu sözleri duyan adam ellerini kaldırmış.
“Teslim! Ya İbrahim, teslim!” demiş. “Bundan sonra günah işleyeceğim zaman bunları tek tek hatırlayacağım, sonra da nefsime şöyle diyeceğim:
Ey nefis! Mülkünden dışarı çıkacaksan, verdiğin rızkı yemeden yaşayacaksan, görmediği yeri bulacaksan, Azrail’e dur diyeceksen, sual meleklerini kovabileceksen, günahlarından fazla gelen kısmı saklayabileceksen ben de seninleyim, işleyelim günahı. Bunları yapmaya muktedir değilsen ey nefis, hiç boşuna uğraşma, sana günah işletmem, otur oturduğun yerde.”
- İnsan, israf ederek sermayesini tüketir...6 yıl önce
- Ramazan orucu kimlere farzdır?6 yıl önce
- İnsan, israf ederek sermayesini tüketir...6 yıl önce
- Kutsal dert...7 yıl önce
- Duanın kabulünün şartı: Hamd ve salât ü selâm...7 yıl önce
- Âlemlere rahmet geldi...7 yıl önce
- Mü'minin en büyük korkusu...7 yıl önce
- İtikatla alâkalı bahisleri çok iyi öğrenmek gerekir7 yıl önce
- Efendimiz (SAS) birbirimizi sevmeyi emretmiştir...7 yıl önce
- İnsanlığın kurtuluş reçetesi...7 yıl önce