Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Manastır ya da Monesterion, kelimesi Yunanca yalnız anlamına gelen Monos’tan gelir. Dünya ile irtibatlarını kesen rahiplerin yaşadıkları münzevi yaşam biçimidir. İlk uygulamaların Mısır kaynaklı olduğu kabul edilmektedir. Sahip olunan dini öğretinin daha çok anlaşılıp yorumlanması çalışması için başvurulan temel yollardan birisidir Manastır hayatı ve çalışması.

        Tüm fani olandan arınıp onunla bütünleşerek onun buyruklarını anlama ve yaşama çalışmalarının somut mekanlardır Manastırlar. İşin dünyevileşmeye karşı durmayı da içeren bir boyutunun olduğu unutulmamalıdır. Elbette sosyolojik olarak dünyevileşmeye karşı direnmenin yolu tümden dünyayı dışlamak değil ama bu tarz bir yaklaşımı benimseyenleri de anlamak mümkündür.

        Aslında Manastırlar daha önce var olan dini mimarinin daha çok işlevsel hale getirilmesi ve yeni bir tarzın oluşturulması çabasının sonucunda doğmuşlardır.

        Anadolu, Hıristiyanlığın doğuşu ve yayılışında en önemli coğrafyalardan birisidir. Ve pek çok mütedeyyin Hıristiyan bu coğrafyaya farklı bir gözle bakar. Bu bakış sanıldığı gibi hep emperyal bir proje ekseninde de değildir. Şahsen bu bakışların kahir ekseriyetinin “hin” bir plan çerçevesinde olduğunu da düşünenlerden değilim. Her dindar insan kendi dininin kutsal mekanları ile arasında ontolojik bir ilişki kurar ve bu durum onun en tabi hakkıdır da. İlk kilisenin inşa edildiği bu coğrafya pek çok dindar Hıristiyan için “nihai bir menzil” olarak da hayal edilir. “Keşke Türkiye’de ölüp defnedilebilsem” hayalini dile getirenlere sıklıkla rastlamak mümkündür.

        Bu gerçeğin farkında olan Osmanlı, tüm inançlar için bir ittifak alanı oluşturdu ve bu ittifakın tarihte bilinen adı da Pax Ottomana’dır. Dahası bu birliktelik, tarihte görülen diğer iki anlaşmadan, Pax Romana ve Pax Americana’dan daha kalcı izler bırakmıştır.

        Ancak bütün bunlara rağmen Türkiye’deki ulusalcılar, özellikle de ülkede kendi ideolojisi dışında hiçbir farklılığa tahammülü olmayan faşist solcular, memlekette ancak homojen bir kültürün oluşturulması ile güvenli bir atmosferin oluşacağı yönünde çok yönlü bir propaganda yürüttüler. Kendilerinin varlığını bir başkasının yokluğu üzerinde inşa ettiler. Bu durum doğal olarak farklı olandan korkmayı ve onu bir tehdit olarak görmeyi beraberinde getirdi. Korkular sürekli başka korkuları besledi. Oysa her bir unsurun varlığı ötekinin farklılığı ile anlam kazanabilir. Kendimin farkına varabilmemi sağlayan asıl parametre benden farklı olan bir ötekisinin varlığıdır. Bu gerçeğin göz ardı edildiği politikalar artık dünyanın hiçbir yerinde devam yok ve Türkiye de bu konuda büyük bir adım atarak her inanç için güvenli ve kutsal bir mekan olduğunu gösteren yolda önemli bir girişimde bulundu. Bu ötekisinden korkup kendi içimize kapanmamızın son bulması için de tarihi bir öneme sahiptir.

        Eğer her gayri Müslim’ vatandaşın Türkiye’ye karşı düşmanca bir projenin içinde olduğunu ve kendi inancını yaşamasını da kendi inancımıza yönelik bir tehdit olarak algılarsak bu tüm Hıristiyan vatandaşlarımıza yönelik büyük bir haksızlık olur. Aslında bu haksızlıklar sadece onlara da yapılmış değildir. Tek parti sadece Manastırları kapatmadı, aynı zamanda camileri de kapattı.

        İnsanların ibadethanelere istediği gibi giriş çıkışını bile kontrol eden bu anlayışın ülkede yarattığı tahribatı telafi etmenin vakti geldi ve geçti bile.

        Bu coğrafyada var olan her kutsal mekanın bu coğrafyanın derinliğine işleyen bir ruhu vardır. Onu buradan aldığınızda ruhsuz bir mekan kalır elinizde. Bir mekanı bizim için anlamlı kılan sadece fiziki varlığı değildir elbette, onun içerdiği hatıralardır, anlamlardır ve kutsallıklardır. Mekan ile insan arasındaki ilişki de bu nedenden dolayı hep romantik bir çağrışıma sahiptir. Her kutsalın çağırdığı ruh, yeni bir dirilmeyi beraberinde getirecektir. Kendi iç dinamikleri ile bu coğrafya kendi insanlarına mutluluk ve coşkulanım bahşederek hepimizi içine çeken bir cazibe merkezi olacaktır.

        Diğer Yazılar