Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HALKOYUNA sunulan anayasa değişiklik paketine “evet” demeyi gerektiren en önemli neden bireysel olarak kişinin kendisini yetkilendirilmesine giden yolda atılan tarihsel bir adım olması ve hukukun toplumun ortak paydası olarak birleştirici bir rol üstlenmesini sağlamaktır.

        Demokrasi tarihimizde bu olay kadar neredeyse bireylerin veya halkın doğrudan yetkilendirildiği başka bir olay yoktur. Bizim ülkedeki klasik devlet vatandaş ilişkisi hep yukardan aşağıya doğru devam eden bir egemenlik biçiminde olmuştur. Vatandaş sadece seçim zamanlarında oy vermek üzere hatırlanmış ve oyunu verdiği partinin nasıl politikalar izlediği de hemen hemen hiç sorgulanmamıştır. Hani meşhur halk arasında söylendiği gibi vatandaş sadece tahıl yetiştirmek, oy kullanmak ve askere çağırılmak için hatırlanmış ve yetkilendirilmiştir.

        Ama ilk kez vatandaş kendi kaderini ve geleceğini belirlemek üzere yetkilendirilmektedir. Kendi kendisini kilitleyen sistemin anahtarı vatandaşın eline verilerek sistem açılmak istenmektedir. Bu halk iktidarının ilk adımı olacaktır. Aklı selim olan hiçbir bireyin kendisini yetkilendiren bir dönüşümü kendi eliyle durduracağını anlamak gerçekten kolay değildir.

        Bizim gibi farklı etnik, dini, siyasi ve ideolojik yapılardan meydana gelen toplumların birlikte barış ve kardeşlik içinde bir arada yaşatılmasının sihirli formülü tüm kesimlerin ortak vicdanında kabul gören bir hukukun egemen kılınmasıdır. Ama bizim ülkede uzun süreden beridir hukuk sadece güçlünün hakkını koruyan bir işlev görmüştür. Oysa birliğin ve dirliğin korunması için hukukun yapması gereken tek şey güçsüzlerin, dezavantajlı konumda olanların, garip gurabanın hakkını korumaktır ki o zaman her kes sistemin içinde kendisini güvende hissedebilsin. Aksi halde vatandaş hiçbir zaman kendisini var olan sistemin bir parçası olarak da görmeyecektir.

        AĞLAYAN KADININ ÖYKÜSÜ

        Bu durum muhalefetin söylediğinin aksine ülkenin geleceğinin de teminatıdır. Fransa’da milliyetçiliğin giderek etnik bir faşizme dönüşme sürecinin başlangıcı hukukun adil olmayan uygulamaları olduğunu unutmamak gerekir. Belli bir zümrenin veya ideolojinin hakkını koruyan bir yargı asla tüm vatandaşların sığınacağı bir liman olmayacaktır. Herkesin sığındığı ve tüm farklılıkların ortak paydası olan bir hukuk sistemine giden yol aslında ülkenin giderek ayrışan birliğinin de teminatı olacak yaşana pek çok soruna da çare olacaktır. Farklılıklar, ancak hukuk ortak paydasında bir arada yaşatılabilirler.

        Meşhur hikâyedir. Ünlü Çinli düşünür Konfüçyüs’e atfen anlatılan bir hikâye vardır bu konuyu özetleyen. Hikâyeye göre Konfüçyüs bir gün yolculuk yaparken yolda tek başına içli bir biçimde ağlayan bir kadına rastlar. Kadına neden ağladığını sorar. Kadın sahip olduğu tek evladının aslanlar tarafından parçalandığını belirtir. Yüreğinin dağlanmış olduğunu ve evlat acısının dayanılmaz bir noktaya vardığını söyler ona. O da bu acıyı anladığını ama sabretmesi gerektiğini ve tekrar evlat sahibi olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurup sabretmesini söyler ve yoluna devam eder. Belli bir süre sonra yine aynı yerden geçerken kadının tekrar ağladığını görür. Nedenini sorduğunda kadın ikinci evladının da aslanlar tarafından parçalandığını söyler. Aynı tavsiyelerde tekrar bulunup daha çok sabretmesi yönünde bazı tavsiyelerde bulunup yine yoluna devam eder. Üçüncü kez aynı kadının tekrar ağladığını görünce şaşırır ve tekrar nedenini sorar. Kadın üçüncü oğlunun da aslanlar tarafından parçalandığını söyler. O zaman Konfüçyüs de der ki neden buradan göç etmiyorsun?

        EGEMENLERİN HUKUKU

        Kadın der ki çünkü burada adil bir kral vardır.

        Adaletin tecelli etmesine giden yol tüm toplumsal kesimleri içine alan bir düşüncenin egemen olmasıdır. Belli bir zümrenin hukukunu gözeten bir adalet birlileştirici olamaz. Bunun sağlanmasına giden yol tüm kesimlerin inançlarına, düşüncelerine ve dünya görüşlerine az çok saygı duyan ve bilen bir yargı bürokrasinin oluşmasından geçer.

        Egemenlerin hukukunu koruyan bir yargı düzen değil düzensizliğe neden olur. Elbette her kes hukukun kararlarına uymak zorundadır ama ideal olan hem yargı kararlarına uymaktır hem de saygı göstermektir. Bugüne kadar saygı duyulmayan yargı kararları ülkede haddinden fazla vardı bunların son bulmasına giden yolda atılacak olan bu adım ülkenin geleceğinin de teminatıdır.

        Diğer Yazılar