Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Daha önce de belirtmiştim, bizim ülkede medya, asıl işlevinin dışında bir iş icra etmektedir. Bu durum hem algılarımızla olgular arasında derin uçurumların oluşmasına neden olmakta hem toplumsal dokuyu zedelemekte hem de siyaseti seviyesiz bir hale getirmektedir. Bu seviyesiz medyanın servis ettiği kirli bilgiler kimi siyasi partiler tarafından da sahici bir bilgi olarak halka sunulmakta ve ülkede zaten kırılgan olan toplumsal doku çok büyük zarar görmektedir. Ülkenin en etkin olduğu iddia edilen medya organlarından birisinin alt başlığı ayrıştırıcı, başyazarı etik değerlerden uzak, köşe yazarları ise hakaretten başka bir şey bilmiyorlarsa orada çok büyük bir sorun var demektir. Etik konusunda yapılan tartışmalardan tamamen habersiz, etiğin kaynağını sadece katı ve ilkel bir pozitivizmde arayan bir kafadan başka türlü bir yaklaşım da beklenemezdi zaten.

        Tabi bütün bunların oluşmasında halkın oyları ile değil, başka operasyonlarla iktidar olmak isteyen muhalefet partisinin düzeysiz propagandası da katılınca gerçekten de iş tam anlamıyla çığırından çıkıyor. CHP Gençlik Kolları tarafından “AKP Eziyetleri” adı altında açılan sergi bahsi geçen ruh halinin bir devamı ve yansıması olarak da görülmelidir. Aslında bu sergi bana kalırsa tam da CHP’nın kasaba politikacısı tarzındaki genel başkanının hem görüntüsüne hem de vizyonuna çok uygundur. Seçime az bir zaman kalmışken yıllardır muhalefette olan ve iktidar alternatifi olma durumuna ilişkin hiçbir emare bulamayan bir siyasi parti gündeme gelmek için maskaralıktan başka ne yapabilir ki? Ülkede var olan sorunların herhangi birisine yönelik bir tek çözüm projesi dahi olmayan bir parti ancak böyle düzeysiz bir muhalefet yapabilir. Bu durum esasında CHP’nın esas olarak neyin üzerinde yoğunlaştığını da gösteren çok önemli bir referanstır da. Gölge kabine, yeni raporlar, halkçık söylemleri ve Gandicilik üzerine yoğunlaşan CHP’nın üretmiş olduğu muhalefet söylemi ülkenin siyasi, toplumsal ve dini açıdan önemli bir konumda olan aktörlerine hakaret dolu bir sergi açmak olmuştur.

        Çözüm üretecek bir kapasite olmayınca da halk ifadesi ile söylemek gerekirse ya çamurluk yapacaklar ya da çamura yatacaklardır. Galiba burada her ikisi de var.

        Peki neden bu iki aktör kendileri gibi olmayan birileri iktidar olduğu zaman bu kadar agresifleşmekte ve basiretleri bağlanmaktadır? Bu kadar kontrolsüz bir biçimde saldırganlaşmalarına neden olan asıl düşünce nedir? Hep söylemişimdir, tekrar edeyim: Bana göre hem Doğan Medya grubu hem de CHP, öyle olmadıkları halde kendilerini sürekli ve her koşul altında bu ülkenin tek sahibi ve daimi yöneticisi olarak görmektedirler. Söz gelimi yönetici olmadıkları halde sürekli bir yönetici kipi ile insanlara hitap ederler. Ey vatandaşlarım, kıymetli okurlarım gibi ifadeleri hep duyarsınız bunlardan.

        Medyanın eleştiri hakkı dedikleri ise iktidarın yanlışlarının hatırlatılmasına matuf bir talep de değildir, getirmek istedikleri iktidar için kamuoyu oluşturma kudretine sahip olmalarıdır. Ancak bu kudretleri elinden alınınca onlar da tıpkı CHP gibi agresifleşmeye başladılar. Çünkü amaçları iktidarı eleştirmek değil, değiştirmektir. Bugüne kadar da hep böyle davrandılar ve bunun devamlı olmasını istemektedirler. Ancak halktan aldığı yetkiyi bir başkasına peşkeş çekmeyen bu iktidar döneminde arzu ettiklerini elde edemediler. Bu gidişle bu hedeflerine ulaşmaları da artık kolay olmayacaktır. Bu kindarlık ve ahlaksızlığın sebebi de budur işte. Onların asıl amacı iktidarı değiştirmektir.

        Bu medya ile ruh ikizi olan partinin iki temel özelliği vardır. Birincisi halka saygısızdırlar ikincisi de kendilerinde olmayan bir alana, akla referanslarda bulunurlar. Bu da doğal olarak durumu hep aleyhlerine işleyen bir sürece dönüştürmektedir. Bunca yıldır gelinen nokta da bu durumu çok net bir biçimde ortaya koymaktadır.

        Türkiye’de iktidar hesapları yapan medya artık şunu fark etmelidir ki iktidarlar medyatik manipülasyonlarla değil, halkın iradesi ile değişecek bir düzeye gelmiştir. Bugüne kadar elde ettikleri tarihsel başarılarına güvenip bu yönde çalışmalara devam ederlerse gittikçe daha da batacaklardır.

        Diğer Yazılar