Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ABD gizli servislerinin vatandaşlarını ve dünyayı nasıl takip ettiğini ortaya çıkaran Edward Snowden’in hikâyesini anlatan “Citizenfour”un gösterime girdiği hafta sinema tarihinin en iyi belgesellerini hatırladık ve seyrettiklerimiz arasından bir seçki yaptık...

        Kuzeyli

        Nanook 1922

        (Nanook of the

        North) Yönetmen:

        Robert J. Flaherty -

        Fransa / ABD

        İlk antropolojik belgesel. Bir yıl boyunca Kuzey Kutbu’nda Nanook ile ailesiyle birlikte yaşayan Flaherty,

        uygarlığın birçok nimetinden uzakta avcılık ve takasla hayatlarını sürdüren Eskimoların yaşamından

        kesitler aktarıyor; doğayla ilişkilerini yansıtıyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ eskimeyen,

        sıcaklığını, duygusunu ve anlamını koruyan bir film.

        Kameralı

        Adam 1929

        (Chelovek s Kinoapparatom)

        Yönetmen: Dziga

        Vertov - SSCB

        Bir sinema salonunda projeksiyon lambasının önünden film şeridinin akmasıyla başlayan “Kameralı

        Adam”, sinema ve hayat üzerine bir deneme. Vertov, kameranın işlevi üzerine düşünürken, sabah saatlerinden başlayarak şehirdeki hayatın akışını takip ediyor, modern hayatın ritmini arıyor.

        The Thin Blue

        Line 1989

        Yönetmen: Errol

        Morris - ABD

        İşte belgesel sinemanın gücünü yansıtan bir başyapıt. İşlemediği bir suç nedeniyle 12 yıl hapishanede yatan

        bir adamın yeniden yargılanmasını ve beraat etmesini sağlayan bir film bu. Morris, ABD’nin Texas Eyaleti’nde

        sahnelenen bir hukuk trajedisini, Philip Glass’ın müzikleri eşliğinde son derece etkili bir sinemayla görselleştiriyor. 103 dakikanın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz.

        Yakın Plan

        1990

        (Nema-ye Nazdik)

        Yönetmen: Abbas

        Kiorastami - İran

        Çağdaş belgesel sinemanın mihenk taşlarından biri. Kiorastami, İranlı ünlü yönetmen Muhsin Makhmalbaf

        olduğunu iddia ederek bir aileyi dolandıran Hüseyin’in hikâyesini gerçek karakterlerle filme çekiyor. Deneysel

        nitelikteki bu çaba, sinema ile gerçeklik arasındaki ilişkileri sorgulayan, Batı’da büyük ilgiyle karşılanan bir filme dönüşüyor.

        Baraka 1992

        Yönetmen: Ron

        Fricke - ABD

        Fricke, saf sinemanın gücüne başvuruyor. Görüntü, kurgu ve sesi kullanarak gezegenimiz üzerindeki hayatın

        renkliliğini, farklılığını görselleştirirken, yolunda gitmeyen şeyleri de gözlerden kaçırmıyor. Seyirciye dünyayı gezdiren ve gezerken “görüntülerle düşünmesini” başaran bir film. Ses ve müzik filmin önemli bir parçası

        ama anlatıcı yok. 70 mm’lik geniş ekran doğa ve insan görüntüleri ise büyüleyici.

        Crumb 1994

        Yönetmen: Terry

        Zwigoff - ABD

        Amerikalı ünlü çizer Robert Crumb ve ailesini anlatan film, bildiğimiz sanatçı belgesellerinden farklı bir rota

        izliyor. Zwigoff, Crumb’ın sanatçı kişiliğinden çok sanatı kullanarak kendini nasıl deliliğin sınırlarından

        kurtardığını anlatıyor. Crumb; depresif, sadist ve zalim bir babanın büyüttüğü 5 çocuktan biri. Zulmün acı

        sonuçlarını yaşayan iki erkek kardeş de filmde yer alıyor. Belgesel tarihinin en şaşırtıcı, çarpıcı filmlerinden biri. Seyrettikten sonra bir süre etkisinden kurtulamıyorsunuz.

        Fahrenheit

        9/11 2004

        Yönetmen: Michael

        Moore - ABD

        “Belgesel ahlakına” uymayan tarzı nedeniyle sık sık eleştirilen Moore, çağımızın en popüler belgesel sinemacısı. Alaycı tarzıyla kendini filmlerinin anlatıcısı, röportajcısı ve yorumcusu yapan Moore, keskin

        muhalif ve politik tavrıyla bu listede en azından bir filmle anılmayı hak ediyor. Bush’a ve onu lider yapan

        “derin Amerika”ya getirdiği sert eleştiriler; 11 Eylül ve Irak Savaşı’nı bir bütün olarak değerlendiren

        analizleriyle “Fahrenheit 9/11”in Amerikan halkı için bir çeşit uyandırma servisi işlevi gördüğünü de

        unutmayalım.

        Beşir’le Vals

        2008

        (Vals Im Bashir)

        Yönetmen: Ari

        Folman - İsrail

        Her şey bir barda iki arkadaşın kâbuslardan söz etmesiyle başlar. İkisi de kâbusların 1982 Lübnan

        Savaşı’yla ilgili olduğuna inanırlar. Ancak Ari savaşta yaptıklarına dair çok az şey hatırladığını fark eder ve

        hafızasındaki boşluğu doldurmak için savaşa katılan arkadaşlarını arar. Animasyon tekniğiyle gerçekleştirilen

        film, bilinçdışı imgelerle başlıyor ve Ari’nin hafızasındaki karanlık bölge aydınlandıkça savaşın vahşetine

        götürüyor bizi. Animasyonla belgesel film anlayışının birleştiği şaşırtıcı bir

        Bir Şarkının

        Peşinde 2012

        (Searching for

        Sugar Man)

        Yönetmen: Malik

        Bendjelloul - İsveç

        Sixto Rodriguez, 1970’lerde iki albüm çıkarmış ve sonra ortadan kaybolmuş bir müzisyen. ABD’de adını

        hatırlayan çok az insan var. Buna karşılık. Güney Afrika’da Elvis Presley kadar sevilen bir star. Rodriguez’in

        nasıl öldüğünü araştıran iki hayranı, sürprizler ve hiç beklemedikleri gerçeklerle karşılaşırlar. İsveçli yönetmen

        Bendjelloul, Rodriguez’in hüzünlü şarkıları eşliğinde neredeyse bir konulu film ritmi ve heyecanı yakalıyor. Bir

        filmin çok şey değiştirebileceğinin bir başka ispatı.

        Meydan 2013

        (Al Midan)

        Yönetmen: Jehane

        Noujaim - Mısır

        Mısır asıllı Amerikalı Noujaim’in yönettiği film, Gezi olayları sırasında Türkiye’de de karşımıza çıkan, siyaset yapmayı bilmeyen örgütsüz eylemcilerin zihniyetini yansıtan bir film. Artık meydanlardan başka güvenecek

        hiçbir şeyi kalmayan, ülke yönetiminde “lider değil vicdan” arayan insanların organik ve doğal isyanlarının

        öyküsü. Olay yerinde sıcağı sıcağına yapılan söyleşiler, eylem görüntüleri, televizyon kayıtları, polemikler, itiraflar, isyan çığlıkları ve şarkılardan oluşan “Meydan”; kurgusu, kamerası ve getirdiği belgesel konseptiyle de önemli bir çalışma.

        Diğer Yazılar