Daha çok TV dizileriyle bilinen “Power Rangers”, 20 yıl sonra yeniden sinemada... Dean Israelite’in yönettiği film, hikâyeyi en başından alarak 5 gencin Power Ranger olma sürecini anlatıyor.

1980’li yıllarda Japonya’da popüler olan “Super Sentai” adlı TV dizisinden esinlenen “Mighty Morphin Power Rangers,” ABD televizyonlarında 1993’te yayınlandı. Çocuklara ve gençlere seslenen seri, “Power Rangers” başlığı ve farklı temalarla 24 yıldır sürüyor. 1995 ve 1997’de çekilen iki filmin ardından sinemada yeniden başlatılan seri, Power Rangers hakkında hiçbir şey bilmeyen seyirciler için hikâyeyi en başından ele alıyor. Öyle ki, tarih öncesine kadar gidiyoruz. Kâinatın hâkimiyetini ele geçirmek isteyen Rita (Elizabeth Banks) ve onu engellemeye çalışan Zordon (Bryan Cranston) dünya dışı varlıklar olarak geliyor karşımıza. Yaşananlar sonucunda Rita denizin dibine giderken, 5 savaşçı- sını birden kaybeden Zordon, android Alpha 5 (Bill Hader) tarafından bilgisayara aktarılıyor.

DÜNYAYI KURTARMA GÖREVİ

Bu kısa girişin ardından günümüze geliyoruz. ABD’nin küçük bir sahil kasabasında yaşayan 5 gencin kaderi, altın madenindeki patlama sırasında kesişiyor. Ertesi sabah uyandıklarında fiziksel olarak güçlendiklerini, bazı özel yeteneklere sahip olduklarını fark ediyor ve gizemi çözmek üzere Zordon’un yeraltındaki uzay gemisine kadar ulaşıyorlar... Gençler, Zordon’un verdiği dünyayı kurtarma görevini kabul etseler de “dönüşüm ve zırhlanma” aşamasına bir türlü gelemiyor; Power Rangers olmakta zorlanıyorlar...

UYUMSUZ GENÇLER 

Film, gençlerin bu dönüşüm sürecinde, birbirleriyle yaşadıkları çatışmalar üzerinden şekilleniyor. Beşi de farklı sorunlara sahip, aileleri ve toplumla uyumsuz gençler. Jason (Dacre Montgomery) ve Kim (Naomi Scott), okulda popüler olsalar da yalnızlar. Otistik Billy’nin (RJ Cyler) “ranger” olmadan önceki hayatı çok zor. Trini (Becky G.) ve Zack (Ludi Lin) ise toplumdan kaçan tipler...

TAKIM OLMA SÜRECİ

“Zırhlanma ve dönüşüm” aslında ekip olmakla ilgili bir süreç. Takım ruhuna kavuşmaları için, öncelikle birbirlerine karşı samimi olmaları ve korunmak için taktıkları görünmez zırhları üstlerinden atmaları gerekiyor. Dolayısıyla, film gençlerin arasındaki güven duygusunun gelişmesine odaklanıyor. Sevgi ve özveri, ekip olmanın temel anahtarları olarak sunuluyor.

STANDART BİR BİLİM KURGU

Hikâye özünde ergenlik sancılarıyla ilgili ama psikolojik bir derinlik ya da inandırıcılık yakalandığını söylemek zor. “Popü- ler, sessiz ya da yalnız ergen”, “bakıma muhtaç ebeveynler”, “aileyle iletişim kopukluğu” gibi gençlik filmleri klişelerini bire bir kullanan “Power Rangers”, herhangi bir yenilik içermeyen standart bir bilimkurgu aksiyonu olmak için elinden gelen çabayı sarf ediyor.

Filmin dişe dokunur yanlarından biri, eski ile yeninin çatışması... Elizabeth Banks’in canlandırdığı Rita, altın asasıyla büyücüler âlemine ve fantezi dünyasına ait bir kötülük figürü. Rita genç kuşakların bilmediği geçmiş zamanları, bilgisayarla bütünleşmiş Zordon ise ileri teknolojiyi temsil ediyor. Bu açıdan, film teknolojiyle geçmiş kültürlerin savaşını anlatıyor. Derindeki asıl mesele ise gençlerin makine ve teknolojiyle bedensel olarak bütünleşme özlemi... Fakat tüm bunların iyi ele alınıp işlendiğini düşünmüyorum. “Power Rangers”ın çatışma ve aksiyon açısından çarpıcı sahneler içerdiğini söylemek de zor.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!