Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        1975 doğumlu Haluk Piyes'in yazıp yönettiği ‘Kanımdaki Barut', şiddetin çözümsüzlüğü üzerine bir hikaye anlatıyor. Film, senaryosundaki ciddi sorunlara rağmen, enerjik anlatımıyla ayakta kalmayı başarıyor.

        Bazı filmlerin iyi niyetinden, samimiyetinden şüphe etmezsiniz. Yönetmenin söylemek istediği şeyi anlar, derdine vakıf olmakta güçlük çekmezsiniz. 16 yaşından beri sosyal danışmanlık yapan ve filmde oynadığı Barut gibi gençlere yardımcı olmaya çalışan Haluk Piyes'in derdi de çok açık. Şiddet karşıtı bir film çekmek, şiddetin çıkışsızlığını göstermek ve tek çözümün sevgide yattığını vurgulamak.

        Kendisinin de altını çizdiği gibi ‘Kanımdaki Barut' aslında bir sosyal sorumluluk projesi... Namus uğruna karısını iki oğlunun önünde öldüren bir babanın oğlu olan Barut, şiddeti tek çıkış yolu olarak görmekte, intikam hesapları yaparken, bir tuzağın içine sürüklenmektedir.

        Filmin başlangıçta umut vadeden, ilgiye değer bir hikayesi ve yaşayan, soluk alıp veren karakterleri var. Ama senaryonun iyi yazıldığını ve geliştirildiğini söylemek mümkün değil. Amerikan ekolü senaryo tekniği, bir filmin birbirini takip eden kısa film sekanslarından oluşması esasına dayanır ki merak unsuru ayakta tutulsun, seyirci sıkılmasın, ana fikir ağır ve sağlam bir biçimde geliştirilebilsin. ‘Kanımdaki Barut'taysa ana fikir senaryoyla gelişmiyor, didaktik bir biçimde yerli yersiz yüzümüze vuruluyor.

        Yeni bir şey söylemeden ilerliyor ve ilgiyi ayakta tutamıyor. Mesela sondaki ‘büyük hesaplaşma'nın neden o kadar geciktiğini, herkesin neden o anı beklediğini, olayların neden oraya geldiğini anlamak kolay değil. Haluk Piyes finalde ya da başka bölümlerde istediği gibi etkili, vurucu, duygusal sahnelere ulaşamıyor çünkü senaryo filmi taşımıyor.

        Anlatım da neredeyse bir yabancılaştırma unsuru gibi fazlasıyla stilize ve hesaplı. Aslında Haluk Piyes'in yönetmenliği kötü değil. Bazı sahnelerde çok parlak buluşları var. Kavga sahnelerinde sade ve basit çözümleriyle orijinal sonuçlara ulaşabiliyor. Yer yer gayet iyi kadrajlar yakalıyor. Montajı vasatın üstünde; filmin bir ritmi, bir akışı var. Şehri, mahalleyi ve mekanları profesyonelce kullanmasını da biliyor. Ama tüm bunlar, tuhaf bir biçimde filmle seyirci arasına bir mesafe koyuyor, filmi uzun bir rap klibi haline getiriyor.

        Genel olarak oyunculuklar iyi olmasına rağmen, Luk Piyes'in kendisini iyi yönetemediğini, özellikle söylediklerinin bir kısmının pek anlaşılamadığını da belirtmek zorundayız.

        ‘Kanımdaki Barut' iyi niyetli ve samimi de olsa, hedeflerine ulaşamayan bir ilk film.

        Diğer Yazılar