Son Dakika

Düşman tıpkı 'biz'im gibi

22.03.2019 - 02:15 | Güncelleme:

(UYARI: Yazıdaki bazı yorumlar, "Biz" filminin hikâyesindeki gelişmeleri ele verebilir...)

İkizi ya da benzeriyle karşılaşan insanlar, edebiyat ve sinemada defalarca işlenmiş konulardan biri... Konu üzerine yeni bir hikâye anlatmak kolay değil. Ama Jordan Peele, “Biz” (Us) ile hatırlanmaya aday bir filme imza atmayı başarıyor.
Film, 1986 yılında televizyon seyreden bir kız çocuğunun, Adelaide'in (Madison Curry) görüntüsüyle açılıyor. Adelaide aynı akşam, anne ve babasıyla okyanus kenarındaki lunaparka gidiyor. Ortamda, her an kötü bir şey olacakmış hissi veren uğursuz, tekinsiz bir hava var. Adelaide, kapısında “Kendinizi bulun” yazan Merlin's Forest (Merlin'in Ormanı) adlı mekâna girince gerilim daha da artıyor. Aynalarla dolu, labirent gibi bir yer burası... Sahne, Adelaide'in, kendisine çok benzeyen bir kızı sırtından görmesiyle kesiliyor ve günümüze geçiyoruz. 

Yıllar sonra iki çocuk annesi olan Adelaide (Lupita Nyong'o), eşi Gabe Wilson'ın (Winston Duke) ısrarına dayanamayarak aynı sahile yeniden geliyor. Gün boyu huzursuz ve rahatsız olsa da kötü bir şey olmuyor. Ama aynı gece, orman içindeki evlerinde otururken, garaj yolunda dört siluet beliriyor... Bir süre sonra, onların da bir aile olduğunu ve kendilerine benzediklerini fark ediyorlar...İnsanların kendi benzerleriyle verdiği mücadelenin hikâyesini anlatan “Biz”, daha ilk anlardan itibaren sizi içine alan, gerilim yaratan bir dünya kurmayı başarıyor.
Jordan Peele'in, 1986'da geçen lunapark sahnesini, korkutucu hiçbir şey göstermeden huzursuz edici kılabilmesi, gerçekten etkileyici. O sahne filmin kalbi gibi... Orada her ne olup bittiyse, Adelaide'in ruhunda bıraktığı etkinin hiç geçmediğini hissediyoruz.
Peele, “görünmeyen ama korkutucu bir şeyleri” hissettirme konusunda plaj sahnesinde de çok başarılı...  “Kötü bir şey olacak” duygusu o kadar güçlü ki bütün bir sahneyi huzursuz duygularla seyrediyoruz. Peele, güneş ışığı altında, kalabalık plajın rahatlatıcı atmosferine kontrast oluşturan nedensiz, gizemli bir gerilim yaratmayı biliyor.
Ailenin oğlu Jason'ın (Evan Alex) tişörtündeki resimle “Jaws” filminin plaj sahnesine gönderme yapıldığı kesin. “Jaws”daki plaj sahnesinde de ana karakter dışında herkesin keyfi yerindedir. Steven Spielberg, o sahnede köpek balığının varlığını bilen karakterin gerginliğini yansıtırken dünyaya onun gözünden bakmamızı sağlar. Burada da dünyaya Adelaide'in gözünden bakıyor ve geriliyoruz. Ama bu kez neden gerildiğimizi bilmiyoruz...  
Tulum benzeri kırmızı giysiler giymiş ikizlerin, gecenin karanlığında bahçede belirmesiyle başlayan sahneler de  gerek kadrajları, gerek mizansenleri ve görsel düzenlemeleriyle birçok korku filmini hatırlatıyor. Ama bir bütün olarak bakıldığında her şeyin özgün bir fikrin etrafında döndüğünü söyleyebilirim. 

Jordan Peele, filmin ritmini, gerilimini finale kadar hiç düşürmüyor. Finalde Merlin's Forest'e girmemiz ve yeraltına inmemizle birlikte filmin ruhu ve görsel atmosferi değişiyor. Jordan Peele önceki filmi “Get Out”da da benzer bir değişim gerçekleştirmiş; gerilim hikâyesini bilimkurgusal motiflere bağlarken görsel atmosferi de biraz değiştirmişti...
“Biz”deki değişim, mekânın kendisi ve kadraj düzenlemelerindeki genel çekimlerle hissettiriyor kendini. Daha aydınlık ama kasvetli bir ortam çıkıyor karşımıza. Özellikle zamanlar ve boyutlar arasında gidip gelen dans sahnesi akılda kalıcı ve çok estetik. Peele dansla dövüşü sadece şık bir koreografiyle değil, ritmik bir kurguyla buluşturuyor. Filmin son bölümünde paralel kurgu tekniği sıkça karşımıza çıkıyor. Özellikle bizi yeniden açılıştaki lunapark sahnesine götüren bölümdeki kurgu geçişlerini çok sevdiğimi söyleyebilirim.
Jordan Peele, filmin son bölümünde hikâyeye iki kez “takla attırıyor”. İlkinde,  ikizlerin nereden ve nasıl geldiklerine dair bir açıklama getiriyor. Öyle kapsamlı, teferruatlı bir açıklama değil. Biraz yüzeysel kalıyor ve bence, filmin inandırıcılığına zarar veriyor. Filme tepeden inme gelen bu bilimkurgusal boyutu sevdiğimi söyleyemem.
Buna karşılık, finaldeki beklenmedik gelişmeyi sevdim. Bu sürpriz hem “ötekileştirme”yle ilgili şablon düşüncelerimizi sorgulamaya yol açıyor hem de Adelaide'in ikizinin diğerlerinden farklı olmasına mantıklı bir açıklama getiriyor. Yine de Peele, her şeyi bilinçdışında geçen bir kâbus olarak tasarlasa “Biz” belki daha sağlam bir film olabilirdi.
Sonuç olarak, hikâyenin güçlü olduğunu söyleyemem. Ancak filmleri sadece hikâye üzerinden değerlendirmekten yana değilim. Filmler, imgelerin oluşturduğu  görsel yapılardır aynı zamanda...
İşte tam da bu noktada, “Biz”in sahip olduğu imgeler açısından farklı okumalara ve analizlere açık bir film olduğunu düşünüyorum.

KARAKTERLERİN VE BAZI İMGELERİN ANALİZİ
Öncelikle ilk bölümden başlamak istiyorum. Evet, Adelaide ana karakter olarak öne çıkıyor ve eşi Gabe Wilson, öyküdeki işlevi itibarıyla pasif kalıyor ama bu, Gabe'in bazı açılardan anahtar karakter olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Gabe, beyaz arkadaşı Josh Tyler'ı (Tim Heidecker) kendine model alan bir aile babası... Belli ki, “Tyler'ın evi orada” diye göle yakın bir yerde ev almış. Ama hâlâ Tyler'ın evini, teknesini kıskanıyor. Onun sahip olduğu her şeye sahip olmak istiyor. Kendisi olmak yerine zengin beyazlara özeniyor... Sırf Tyler'larla birlikte olmak için Adelaide'i plaja gitmeye ikna ediyor.

Gabe Wilson ve ailesinin filmin ilerleyen bölümünde Tyler ailesinin evinden teknesine ve otomobiline kadar tüm varlığını  "ele geçirmesi", bence sadece hikâye gereği tesadüfen oluşmuş bir durum değil... Çünkü “sahip olmak” ve “model almak” kırmızı giysili ikizler için de geçerli. Onlar da benzerlerini model alıp, sahip olduklarını ele geçirmek istiyorlar.
“Kırmızılılar”dan devam edersek iki farklı imgenin yan yana geldiği söylenebilir. Giysi, tulumu andırıyor ve işçi sınıfını akla getiriyor. Aynı amaç çevresinde toplanmış üniformalı bir ordu oldukları kesin... Kırmızı ise içlerindeki şiddeti, benzerlerinin yerine geçmek için sahip oldukları arzuyu temsil ediyor. Dünyayı değiştirmek istedikleri kesin. Devrimi ABD'den başlatıp dünyaya yaymaya çalıştıkları dahi söylenebilir. Çünkü bir eylem planları var.
Yeraltından yanlarında getirdikleri tek silah makas... Makas, iğdiş etme dahil bütün korkutucu temsilleri barındırıyor içinde. Aynı zamanda,  filmde karşımıza çıkan şömine demiri, beyzbol sopası gibi diğer nesnelerle birlikte ikili bir işlevi var: Hem  ev eşyası, hem silah... Savaşın coğrafyası geniş alana yayılsa da “silahlar” ev sınırlarının ötesine geçmiyor.

Kırmızılıların elektrik kesintisiyle geldiğini hatırlatmak istiyorum. Karanlıkta kalmak, ilkel çağlara dönme korkusunu tetikliyor. Herkes ikiziyle fiziksel anlamda mücadele etmek zorunda. Devlet tümüyle devre dışı... Kaldı ki, devletin insanı kendi içindeki ilkellikten koruması mümkün değil. Kırmızılıların uygarlığı bitirmek gibi bir amaçları olduğu kesin. Dolayısıyla, kıyametin ilk anlarındayız ve film, biraz da kıyamet korkusuyla, yani orta sınıfın sahip olduğu her şeyi kaybetmesiyle ilgili...
“Get Out”da olduğu gibi Jordan Peele, insanların bilinçdışındaki korkuları hikâyelere dönüştürmeyi seviyor. Kuşkusuz, “Biz”deki her olayın matematiksel bir kesinlikle, sembolik olarak yazıldığını iddia edemem ama hikâye üzerine düşündükçe başka veriler de çıkıyor karşımıza...
Mesela, kırmızılıların “yeraltı”ndan gelmesi... Yeraltı pekâlâ bilinçdışını temsil ediyor olabilir. Çünkü onlar, bilinçdışına ittiğimiz, bastırdığımız ilkel içgüdülerimizin cisimleşmiş hali gibiler... Konuşamıyor, hırlıyorlar. Sadece içgüdüleri var. İlkel benlikleriyle yaşıyorlar. Öldürmek ve kendi ikizlerini avlayarak onların yerine geçmeyi hedefliyorlar. Bize oranla korkusuzlar. Zombileri, klonlanmış ruhsuz kopyaları andırıyorlar...
Burada asıl anahtar kelime galiba “ruhsuzluk”... Uygarlığın tedrisatından geçmemiş durumdalar. Kişilik olarak benzerlerinin olumlu olumsuz özelliklerini taşıyorlar.
Mesela, Gabe'in ikizi, direkt öldürmeye odaklanıyor. Zora Wilson'ın (Shahadi Wright Joseph) benzeri ise rekabet etmek hatta biraz avans vermek istiyor. Çünkü rekabetin anlamını bilen bir koşucu... Jason'ın ikizi ise iletişim kurmak, oynamak, vakit geçirmek istiyor... Kumsal sahnesinde, Tyler çiftinin kızlarının Jason'ı tuhaf bulduklarını unutmayalım.

Kitty Tyler'ın (Elizabeth Moss) ikizi eline fırsat geçmesine rağmen Adelaide'i öldürmüyor çünkü Adelaide'den ziyade kendiyle sorunu var. Makasla yüzünü çiziyor. Yeraltından gelenler, ikizlerinin karanlık yanlarını taşıyorlar.  
Kırmızı tulumlular arasındaki en ilginç kişilik kuşkusuz Adelaide'in ikizi... Diğerlerinin hayvansı yanlarına karşı daha insansı. İkizini ve ailesini hemen öldürmemesi önemli. Nefretine odaklanıp, sahip olduğu gücün tadını çıkarmak istiyor. Benzerinin zaaflarını, zayıf noktalarını biliyor. Onunla kedi fareyle oynar gibi oynamak, öldürmeden önce onu psikolojik olarak ezmek istiyor. Çünkü “öteki” olarak yer altına itilmekten dolayı öfkeli. Tam bir isyankâr. Zaten isyanın lideri... Bir anlamda kırmızı tulumluların Spartakus'ü. Sadece ikizine değil, tüm dünyaya bir ders vermek, “biz buradayız” demek istiyor.... Bütün kırmızı tulumluların el ele tutuşarak bir dayanışma zinciri oluşturmasına önderlik ediyor.
“Yeraltı” sadece bilinçdışını değil, devlet kurumlarını da akla getiriyor. Kırmızı tulumlular kötü gitmiş bilimsel bir deneyden arta kalan varlıkları andırıyorlar. Kopya olarak yaratılmış ve yer altına hapsedilmişler, Orada yukardakine paralel bir hayat yaşıyorlar. Ama çok daha kötü, kalitesiz, zor bir hayat... Yer üstüne çıkmaları yasak... Öte yandan, hapishane, hastane, okul gibi kurumları akla getiren bir düzen içinde yaşıyorlar. Yatakhane, yemekhane ve sınıf gibi mekânlar var... Sanki özel mülkiyetin olmadığı bir yerdeler... Yer üstü ise özel mülkiyetin cenneti gibi... Film, Soğuk Savaş döneminde çekilseydi kırmızı tulumluların komünizm korkusunu temsil ettiği dahi söylenebilirdi. 

Tavşanlarla aralarında bir bağ olduğu kesin... Açılış jeneriğinde her bir tavşanın kendisine ait bir kafeste tutulduğunu görüyoruz. Onlar da tavşanlar gibi kendi deliklerinde, yani yeraltında yaşıyorlar. Deneylerde kullanılan tavşanlara benziyorlar.. Tavşan deliği “Alis Harikalar Diyarında” olduğu gibi alternatif dünyaları, paralel evrenleri de akla getiriyor...
Sonuç olarak, “Biz” farklı okumalara açık bir film. Jordan Peele'in ikizleriyle yüzleşen ve hesaplaşan insanlar fikrini iyi geliştirdiğini düşünüyorum. “Get Out” hikâyesi ve alt metinleri itibarıyla daha sağlam, derin bir filmdi. “Biz” belki daha muğlak bir film ama verdiği sinemasal haz açısından “Get Out”tan aşağı kalmıyor.
Filmin notu: 7


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300