'Dangerous Lies': Ahlakçı bir gerilim
Netflix gibi ‘streaming’ servislerinin özellikle ‘yeni film’ konusunda pandemiye hazırlıklı olduğu söylenemez. Başrolünde Chris Hemsworth’un oynadığı ‘Extraction’, beğenmesem de prodüksiyon kalitesi açısından sinema salonlarında gösterime giren aksiyonları aratmıyordu. Pandeminin ilk günlerinde karşımıza gelen İspanyol yapımı ‘Platform’ tatmin edici bir distopya denemesiydi. Önceki yazımda ele aldığım ‘Bir Bilsen’ (The Half Of It) ise Sundance Film Festivali’nden gelmiş Amerikan bağımsızlarının havasını taşıyordu. Ama ‘Dangerous Lies’ ne yazık ki tam bir hayal kırıklığı oldu…
Gerçi daha en başından öyle çok iddialı bir film olarak tasarlandığı söylenemez. Eski usul ‘TV filmi’ geleneğine uygun bir iş ‘Dangerous Lies’… Olayların nereye bağlanacağını merak ettiğiniz için sonuna kadar seyredeceğiniz, sonra da unutup gideceğiniz filmlerden…
Başroldeki iki oyuncusu itibarıyla özellikle genç seyircilere hitap ettiği kesin. Son dönemin popüler gençlik dizilerinden ‘Riverdale’in yıldızlarından Camila Mendes filmde Katie rolünü canlandırıyor. Onun üniversite öğrencisi eşi Adam rolünde ise ‘The Shaft’ (2019) filminde izlediğimiz Jessie T. Usher var…
Bir kafede geçen açılış sahnesinde, Adam’ın bir silahlı soygun sırasında Katie’nin gözleri önünde hayatını tehlikeye attığını görüyoruz. İkinci sahnede 4 ay sonrasına geçiyoruz. Yaşlı ve bakıma muhtaç Leonard’ın (Elliott Gould) evinde yardımcı olarak çalışmaya başlayan Katie, o gece yüzünden Adam’a hâlâ öfkeli ve çiftin maddi durumu hiç iyi değil… Leonard onlara yardımcı olmak için Katie’nin bağlı olduğu ajansın kurallarına aykırı olarak Adam’ı bahçıvan olarak işe alıyor…
‘Dangerous Lies’da olaylar gerilim, gizem unsurlarını barındıran bir suç öyküsü olarak gelişiyor. Ne var ki, senaryoyu yazan David Golden ile yönetmen Michael M. Scott’un tam olarak ne tür bir film yaptıklarına karar veremediklerini hissediyoruz. Hikâyeden bir Hitchcock gerilimi çıkabilirmiş ama nedense oradan ilerlememişler. Bazı açılardan, 1990’lı yılların sürprizlerle ilerleyen karanlık gerilim filmlerini andırdığı söylenebilir ama onlar kadar şaşırtıcı ya da marazi olmadığı kesin.
‘Dangerous Lies’ merak öğesini sonuna kadar ayakta tutan dram ağırlıklı bir suç filmi olmaya gayret ediyor. Genç çift belirli bir noktadan sonra sürekli ahlaki ikilemlerle karşı karşıya geliyor. Ahlaken doğru olanı yapmakla maddi sorunlarını çözmek arasında kalmaları itibarıyla 1940’lı yılların kara filmlerini hatırlatan bir yanı da var. Hatta yönetmen Scott’un daha çok bu ahlakçı damardan ilerlemek istediği söylenebilir. Belirli bir noktadan sonra olayları sadece tek karakterin bakış açısından vererek, çift arasında yaşanan güven ve samimiyet krizini büyütüyor; ahlaki anlaşmazlığı öne çıkarıyor.
Sonuçta seyrediliyor ama hiçbir anında derinleşip etkili olamıyor. En ciddi sorun, Katie ve Adam’ın iyi işlenmiş, ilgiye değer karakterler olamaması… Oyunculuk performansı olarak etkileyici bir film değil. Bıçkın polis olarak olaylara dahil olan Detektif Chesler (Sasha Alexander) başta umut verse de daha sonra filme önemli bir katkıda bulunamıyor.
Filmin en iyi performansı, Leonard rolündeki 82’lik Elliott Gould’dan geliyor. 1960’lar ve 1970’lerdeki yenilikçi Amerikan bağımsız sinemasının simge oyuncularından biri olan Gould, performansıyla karakterine derinlik getirmeyi başarıyor. Ama onun da rolü çok kısa. Özetle ‘Dangerous Lies’, Netflix’in son dönemdeki en zayıf filmlerinden biri…