Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

(Bu yazı, filmde anlatılan olayların gerçek hayattan alınması nedeniyle hikâyenin gelişimi ve filmin finaliyle ilgili yorumlar içerir.)

*

Sinema salonlarının kapalı olduğu dönemde, seyircilerle dijital ortamda ya da internette buluşan filmler arasında en beğendiklerimden biri oldu ‘Kötü Eğitim’ (Bad Education)Hugh Jackman’ın star kimliğini bir yana bırakırsanız aslında mütevazı bir gerçek hayat hikâyesi bekliyor sizi. Ama ele aldığı meseleye yaklaşımı başta olmak üzere, senaryosu, karakterleri, oyunculukları ve yönetmenliğiyle sağlam bir film…

2000’li yılların başlarında ulusal medyada fazlasıyla yer almış olayları anlatan ‘Kötü Eğitim’, ABD’li seyirciler için hikâyenin gelişimi ve finalinden ziyade getirdiği yorumla öne çıkıyor. İşte bu yüzden, HBO dahil tüm yayıncı kuruluşlar tarafından ‘ABD tarihinin en büyük okul yolsuzluğunu anlatan film’ olarak pazarlanıyor. Ama bu ifade, finalde olup bitenleri açığa çıkardığı için ‘spoiler’ konusunda hassas okurlarımı en baştan uyarıyorum… Çünkü olayların gelişimi ve trajik finalden söz etmeden ‘Kötü Eğitim’i yorumlamak biraz zor.

Filmde, eğitimci Frank Tassone’nin (Hugh Jackman) yükselişini görmüyoruz. Bunun yerine, zirveye çıkmış yerel bir kahraman olarak tanıyoruz onu. Tassone, yönetimi altındaki devlet lisesini, üniversiteye girişlerde ülke genelindeki en başarılı eğitim kurumlarından biri haline getirmiş durumda… Açılış sahnesinde tüm bunlarla yetinmediğini, daha fazlasını istediğini ve çağın ruhuna uygun yeni projeler geliştirmekte olduğunu görüyoruz.

Filmin ilk bölümü, Tassone’nin kendini işine adamış idealist bir eğitimci olduğunu gösteren sahnelerle dolu... İşinde çok başarılı olmasına karşın kibirli ve kendini beğenmiş biri değil. Tam aksine, ısrarcı ve öfkeli veliler dahil olmak üzere herkesle içten ve yakın ilişkiler kurmaya özen gösteriyor. Her yaştan öğrenciyle arası çok iyi. Onlarla bire bir ilişkiler kuruyor ve herkesi tanımaya, takip etmeye çalışıyor.

Üstelik sadece yönettiği eğitim kurumlarında sevilen biri değil. Güvenilir ve nitelikli bir devlet okulu, başta emlak değerleri olmak üzere bütün bölgenin yaşam kalitesini yükselten önemli bir unsur olduğu için el üstünde tutuluyor… Emlakçılardan gelen hediye dolu sepeti mesai arkadaşlarına bırakması itibarıyla da tokgözlü biri gibi görünüyor.

Dolayısıyla, filmin ilk bölümü, ülke tarihinin en büyük eğitim kurumu yolsuzluğuna imza atan, ahlaksız, hırslı bir kötü adam göreceğini sanan Amerikalı seyircileri şaşırtacak ayrıntılarla dolu. Hatta olay hakkında hiçbir şey bilmeden filmi seyredenlerin onun gibi bir eğitimciyi yolsuzlukla yan yana düşünmesi kolay değil… Tassone, özellikle eğitim çağında çocuğu olan anne babalar için ideal bir devlet okulu müdürü gibi görünüyor.

Filmin tanıtımını okumuş olsanız dahi ilk bölümü seyrederken ‘Tassone’nin yolsuzlukla ilişkisi olmaz’ diye düşünmeniz mümkün. Kaldı ki, yolsuzluğun ilk işaretlerinin Tassone’nin sağ kolu Pam Gluckin (Allison Janney) üzerinden çıkması, onun masum olduğunu düşündürüyor.

Hikâyenin ironik yanı, Tassone’nin dolaylı yoldan kendi sonunu hazırlaması… Lise gazetesi için sıradan bir haber hazırlamak için kendisiyle görüşmeye gelen Rachel (Geraldine Viswanathan) adlı öğrencisini ‘gaza getirmesi’ de atlanmaması gereken bir detay. Tassone, hazırladığı haberi küçümseyen Rachel’e gerçek bir eğitimci tavsiyesi veriyor ve yaptığı hiçbir işi küçümsememesi gerektiğini söylüyor.

Rachel’in yegâne motivasyon kaynağının Tassone olmadığı yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Senaryo yazarı Mike Makowsky’nin gerçek öyküden biraz uzaklaşarak yazdığı Rachel’in, filmin en karmaşık karakteri olduğu söylenebilir. Hatta hikâyeye ayrı bir derinlik getirdiğini düşünüyorum. Rachel, idare harcamalarını araştırmaya ahlakçı ya da idealist bir güdüyle başlamıyor. Yalnız ve arkadaşsız biri olduğunu, gazetenin editörünün kendini çok önemsememesine karşı tepki duyduğunu hissediyoruz. Özetle bir ergen olarak kendini kanıtlamak için haberi kovalıyor. Araştırmasını derinleştiren bir başka unsur da kuşku oluyor. Rachel, tavandaki basit bir su sızıntısını çözemeyen okul idaresinin bazı projelere neden o kadar büyük para yatırdığını merak ederek başlıyor arşivdeki araştırmasına.

Kendi sonlarını hazırlayan Frank Tassone ve Pam Gluckin, Coen Kardeşlerin kara komedilerinde gördüğümüz türde karakterleri hatırlattılar bana... Coen’lerin, maddi çıkarlarının devamı uğruna akıl ve mantıktan yoksun şekilde hareket eden karakterlerinin hiç de hayali olmadıklarını Frank ve Pam ile anlıyoruz… Özellikle Pam’in müsrif ailesinin şuursuzluğu ve açgözlülüğü, Coen’lerin suç komedilerindeki karakterleri hatırlatacak cinsten…

‘Kötü Eğitim’in Coen filmlerinden ayrılan en önemli yanı ise ahlaki yaklaşımı öne çıkarması… Frank ve Pam, bir şekilde kendilerini suçlu hissetmeyen karakterler… Her ikisi de yaptıklarına göz yumulmasının daha anlamlı olduğuna inanıyor, birer eğitimci olarak asli görevlerini yerine getirdiklerini düşünüyorlar.

Frank Tassone bir eğitimci olarak öylesine çok seviliyor ki, Rachel dışında belki hiçbir öğrencinin onun aleyhinde haber hazırlaması kolay değil. Bu arada, Rachel da kararsızlık yaşamıyor değil. Sonuna kadar gitmesinin gerçek nedeni evdeki durum aslında…

‘Kötü Eğitim’i sıradan bir gerçek hayat hikâyesi olmaktan kurtaran yanı, Tassone’yi derinlemesine ele alarak, çağdaş bir trajedi karakteri haline getirmesinde… Tassone’nin sonunu hazırlayan açgözlülük, son bölüme kadar netleşmiyor. Kaldı ki, ‘Kötü Eğitim’ açgözlülüğe odaklanmıyor. Tassone’nin sorunu başkalarının ona çok güvenmesinde, kendine hâkim olamamasında değil… İşini iyi yaptığı için kendinde yolsuzluk yapma hakkını bulmasında…

Bizi direkt olarak açılıştaki törene ve oradaki uzun çekime götüren cezaevindeki final sahnesi, bence sadece Tassone’nin pişmanlığına veya kaybettiklerine vurgu yapmıyor. Ray Romano’nun oynadığı karakterin, ‘Tassone olmazsa bunların hiçbirini yapamazdık’ diyerek övgüler yağdırdığı bir sahne bu... Tassone’nin cezaevinde o anları hayal etmesi, bir eğitimci olarak hâlâ işini doğru yaptığına inandığını gösteriyor sanki…

Tassone karakterinin bu kadar derinlikli olarak karşımıza gelmesinde Hugh Jackman’ın kuşkusuz büyük payı var. Jackman hiçbir zaman yetenekleri sınırlı bir star olmadı ama star personası bir şekilde oyunculuğunun önüne geçti… ‘Kötü Eğitim’ ise Hugh Jackman’in gerçekten çok iyi bir oyuncu olduğunun açık kanıtı…

Çekimler sırasında 51 yaşında olan Jackman’ın estetik operasyonlar ve yüz bakımı dahil genç görünmek için elinden geleni yapan, kendisinden daha yaşlı bir karakteri canlandırması, ilk bakışta bir risk gibi duruyor. Ama makyaj çalışması ve sıkı oyunculukla Tassone, unutulmaz bir karaktere dönüşüyor. Jackman, Tassone’nin olumlu ve marazi yanlarını, baskın kişiliğini ince bir dengede birleştiriyor. Özellikle Pam’in yolsuzluklarının ortaya çıkmasıyla başlayan süreçte Jackman, mükemmel bir oyunculuk sergiliyor.

Wolverine hayranları kusura bakmasın ama birçok eleştirmen gibi ben de Jackman’ın Frank Tassone’de kariyerinin en iyi performansını çıkardığını düşünüyorum.

Yeri gelmişken, Rachel’ı oynayan Geraldine Viswanathan’ın karakterin ergenlik çağı sıkıntılarını yansıtmada başarılı olduğunu belirtelim. Tecrübeli Allison Janey’in de filme çok şey kattığını unutmayalım.

Yönetmen Cory Finley ve görüntü yönetmeni Lyle Vincent, Tassone ve Pam’in yaşlarını belki daha çok hissettirmek için düz beyaz ışık tercih etmiş ve yakın planların önemli bir kısmında kamerayı oyunculara yaklaştırıp tele objektiflerden kaçınmışlar. Tassone’nin herkesten gizlediği özel hayatını anlatan sahneler dışında devlet okulunda geçen bir ofis filminin gerektirdiği aydınlık ve soğuk renk paletinden genellikle sapmamışlar.

‘Kötü Eğitim’in senaryosunu Robert Kolker’ın bir dergi yazısından yola çıkarak yazan Mike Makowsky, yolsuzluğun patlak verdiği sırada Roslyn’de ortaokul öğrencisi olduğu için Tassone’yle gerçek hayatta karşılaşmış. Lise eğitimini de yine aynı okulda görmüş. Senaryoyu yazmadan önce bölgeye gidip yaptığı ön araştırmalar, Frank Tassone’ye daha farklı bir gözle bakmasını sağlamış.

Bu arada, gerçek Frank Tassone’nin de filmi seyredip beğendiğini, ama özel hayatındaki ilişkileri yanlış yansıtmasından şikâyet ettiğini belirtelim.

Filmin yönetmeni, olumlu eleştiriler alan 2017 yapımı ‘Thorougbreds’ ile tanınan Cory Finley… Hugh Jackman da bu filmi seyredip beğendikten sonra ‘Kötü Eğitim’de oynamaya karar vermiş… Finley–Jackman iş birliğinin tatmin edici bir sonuç verdiği kesin.

Dünya prömiyerini 2019 yılında Toronto Film Festivali’nde yapan ve olumlu eleştiriler alan ‘Kötü Eğitim’, HBO’da 25 Nisan’da yayınlandı. Türkiye’de BeinConnect üzerinden seyredebilirsiniz.

7/10

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00