Önyargıya karşı ''Kazanma Sanatı''
Bütün bir beyzbol dünyasını karşısına alma pahasına "bilgisayar destekli istatistik analizlerini" kullanmaya karar veren bir yöneticinin gerçek öyküsünü anlatan "Kazanma Sanatı" (Moneyball), Brad Pitt'in başarılı oyunculuğuyla parladığı, nitelikli bir film...
SPORCULARIN yetenekleriyle başarıları arasında doğru orantı kurmak çok kolay değildir. Yeteneğiyle göz kamaştıran bir oyuncu, skora yaptığı katkı açısından başarısız olabilir. Matematiğe başvurarak sporcuların başarılarını ölçmeyi deneyip strateji oluşturmaya çalışanlar ise hiçbir yerde hoş karşılanmazlar. Takım sporları, dünyanın her yerinde yaşlı, muhafazakâr erkeklerin denetimindedir ve önyargıları değiştirmek kolay değildir. "Kazanma Sanatı" işte bu önyargılara karşı beyzbol dünyasında savaşmayı göze almış Billy Beane'nin (Brad Pitt) gerçek hikâyesini anlatıyor: Büyük takımlara karşı çok düşük bir bütçeyle mücadele eden ve yıldız oyuncularını sürekli başka takımlara kaptıran Oakland Athletics'in genel müdürü Beane, yeni sezonda Yale ekonomi mezunu Peter Brand (Jonah Hill) ile birlikte yeni bir strateji geliştirmeye karar veriyor ve takımın sahadaki şefi (Philip Seymour Hoffman) dahil herkesi karşısına alıyor.
İKİ YALNIZ ADAM
Senaryoda, Steven Zaillian ve Aaron Sorkin gibi iki usta yazarın imzası var. Perdede bu iki ismin işbilirliğini hissetmek mümkün. Öyküyü, klasik bir başarı ya da spor filmi gibi kurmuyor; başarı ile başarısızlık arasında kesin bir çizgi çekmiyorlar. Ana öyküye paralel olarak kurgulanan "flash back" sahneleri seyrettikçe Beane'in aslında kendi geçmişiyle hesaplaştığını fark ediyor, gösterdiği direncin nedenlerini daha iyi anlıyoruz. "Kazanma Sanatı" sadece bir başarı hikâyesi değil, geçmişteki bir karardan kaynaklanan ve hiç dinmeyecek bir sızının filmi.
"Capote" ile 2006'da Oscar'a aday olan yönetmen Bennett Miller, spor filmlerinin klişelerinin aksine, beyzbol sahnelerini televizyon üzerinden göstermeyi tercih etmiş. Bu sayede belirli bir gerçeklik duygusu inşa ediyor; heyecan uyandırmayı da ihmal etmiyor. Karşılaşmalar sırasında, maçları stadyumdan seyretmeyen Billy Beane'e yaptığı ani geçişler ise spor filmlerinde alışık olmadığımız bir sakinlik getiriyor filme. Maçın heyecanından, boş mekânlarda tek başına olan Beane'in hüzünlü görüntülerine geçiyoruz. "Kazanma Sanatı", çevreleriyle uyumsuz iki yalnız karakterin filmi aynı zamanda. Beane ile Brand, maç sahnelerinin dışında da yalnızlıklarını simgeleyen kadrajların içinde çıkıyorlar karşımıza.
Yönetmen Miller, masa başında telefonla gerçekleşen ara transfer görüşmesinde olduğu gibi diyaloglara dayalı sahneleri, oyunculuğu ön plana çıkarı tan bir rejiyle çekmiş. Brad Pitt de fırsatı değerlendirip, Oscar'a dek uzanabilecek bir performans çıkartmış. Yalnız kalmayı ve kaybetmeyi göze alarak doğru bildiği yoldan vazgeçmeyen bir insanın hikâyesini etkileyici bir biçimde anlatan "Kazanma Sanatı", beyzbolu hiç bilmeyenlerin de keyif alabileceği sağlam bir film.