Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

"Godiva benim için Topkapı Sarayı'nda sakladığımız Kaşıkçı Elması".

İşte Murat Ülker'in ABD'li Campell Soup'u ikna ettiği o cümle.

Amerikalılar sordular; "Nestle, Mars, Starbucks, büyük fonlar Godiva'yı istiyor. Siz neden istiyorsunuz? Godiva'ya ne katacaksınız?".

İşte bu soru üzerine Ülker Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat

Ülker yanıtladı:

"Bakın ben, 7,5 milyar dolar cirosu olan bir şirketin başkanıyım. Benim yeteri kadar, değişik coğrafyalarda işim var. Büyük işler yapıyorum. Ben size

Godiva'da ne gördüğümü anlatayım. Bizim, Türkiye'de Topkapı Sarayı'nda sakladığımız meşhur bir elmasımız vardır, adına da Kaşıkçı Elması denir. Ve insanlar bu elması görmeye gelirler. İşte Godiva da benim için çikolata sektöründe böyle bir mücevherdir. Ben bunu alır, parlatır daha da iyi bir yere

getiririm. Gerektiğinde gerdanlık yaparım."

İşte Ülker'in bu örneklemesinden Amerikalılar çok etkilendi ve, "Bir tek siz

bizim düşündüğümüz gibi Godiva'yı siz algıladınız" diyerek anlaşmayı Noel tatili öncesine yetiştirtdi.

***

Tabii burada Ülker'in peşin olarak ödemeyi taahhüt ettiği 850 milyon dolar

da etkili oldu.

Peki 1,5 milyar dolar'dan başlanılan pazarlıkta nasıl oldu da, Campell bu fiyata razı oldu?

Yanıt global piyasalarda.

Amerikalılar'ı razı eden, şirketleri eriten mortgage krizi oldu.

Kurama süreci şöyle anlattı:

"2 önemli şey Godiva'yı satın almamızı etkiledi. Dünyada suprime krizi çıktı ve onun arkasından kredi sıkışması yaşanınca, ön yapıda olması gereken

finansal yatırımcılar bir anda sahneden çekildiler. Geriye bir tek stratejikler kaldık."

Ve, "ya şirket değeri düşer ve bu dalgayla 2 yıl eski değerine gelemezse" kaygısı ile satış hızlandı.

***

Murat Ülker ile Atilla Kurama anlaşmalarının ardından bu kez resmi davetli olarak Godiva binasına CEO Jim Goldman'ı ziyarete gidiyor. Kapıda sert görünümlü bir güvenlik görevlisi.

"Kimlik?!" diyor.

Ülker ve Kurama kimliklerini verdikten sonra, sert bakışlı güvenlikçinin ifadesi bir anda yumuşuyor... "Yoksa Godiva'nın yeni sahipleri siz misiniz?!" diyor.

Kurama anlatıyor: " Güldük.. Doğru tahmin ettin dedik!"..

***

Peki Ülker Godiva'ya ne katacak?

Basın toplantısından ilk izlenim o ki, ne katmayacak onu söyleyeyim.

Muhtemel dir ki, ismini katmayacak. Bildiğiniz gibi Yıldız Holding üzerinden satın alma gerçekleştirildi.

Ve Ülker'in logosu değil, Yıldız Holding'in logosu ile Godiva'nın kadın figürlü logosu toplantıda yan yana geldi.

Bu da önmeli bir sinyal oldu.

***

Ama şunu hemen belirtmeli...

Kurama, ne "nû" kadın logosunun, ne de likörün de içinde olduğu ürün gamının değiştireceklerinin altını ısrarla çizdi.

Zira ısrarlı sorular bunu gerektirdi.

Korkarım bu yanılgıya düşülmez.

Ve umarım; "çıplak kadın-likör ve Ülker" atıfları ile söyleye söyleye, at üzerindeki kadın giydirilmez...

Ülker yönetimi de bu konuda hassas ve bunun için CEO Kurama, her iki şirket için ayrı ayrı stratejilerini çizeceklerini söylemekte.

Pazarlık sürecinde ise hiç logo konusu dile gelmemiş. Ama kimse zannetmesin ki; bir iş adamı Godiva için 850 milyon doları gözden çıkaracak ve logosunu farketmeyecek.

Markaya yatırım yapan, değer veren bir yatırımcı, logosunu da bir anda değiştirmez.

Ve kimse yine zannetmesin ki, 850 milyon doları gözden çıkardığı bir markaya bir işadamı zarar verir.

***

Peki Ülker'in kurucusu; yeni bir ürün çıkartılırken önce mutlaka kendisi tadan Sabri Ülker'in tepkisi ne oldu?

Kurama bu soruyu şöyle yanıtladı:

"Sabri beyi doğrusu bilmiyorum. Ama Ahsen Hanımı (Sabri beyin kızı Ahsen Özokur) biliyorum. Ahsen hanım aradı ve bize hayırlı olsun çok iyi iş yapmışsınız dedi. Ben hep Duty-freelerde Godiva'yı görür almak isterdim de, babam da

-kızım ne yapacaksın Godiva'yı bizim çikolatalar daha iyi- der ve ben hiç alamazdım. Şimdi gönül rahatlığıyla alabilirim".

***

Peki Godiva mı, Godayva mı?

Belçika'da doğdu; "Godiva" oldu.

Amerikalı oldu ve adı da; "Godayva" oldu.

Pazar hakimiyetine bakınca %64.4 satış payıyla ABD öne çıkıyor.

Yani en çok yiyen, dünyaya yayan, ismini de "Godayva" diye okuyor

.

Yıldız Holding CEO'su Kurama, "Her iki okunuş da olur" derken, İstişare Konseyi Üyesi Metin Yurdagül, pazar paylarından çıkan esprili bir hesapla; "Godayva" dedi.

Ama şimdi Godiva Türk oldu; okunuşu ne olur?.. Muhtemeldir ki, Türkçe okunuşla; Godiva.

***

Godiva'nın, bir dünya markasının bir Türk tarafından satın alınmasına yalnızca aile ve grup değil, görüyorum ki herkes sevindi.

Milli maç hissiyle özgüven tazeledi.

Haydi hayırlısı...

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar