'Düşmanımın düşmanı her zaman dostum değildir!'
BUGÜN Gazetesi’nin yazı işleri ekibi, önceki gün HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın söyleşisi önlerine geldiğinde, Demirtaş’ın “Güvenlik paketini sokakta engelleriz” lafını başlığa çıkararak, hükümetle Kürt siyasi hareketi arasındaki “barış sürecine” bir destek de kendilerinden gelsin saikiyle hareket etmiş olabilir mi?
Veya şöyle soralım.
Tarihi 1 yıl geriye alalım. 8 Aralık 2013 günü, yani henüz 17 Aralık vakası olmadan, aynı muhabir tarafından yapılan aynı söyleşi yine aynı yazı işleri ekibinin önüne gelmiş olsaydı, bu başlıkla söyleşiyi gazetenin manşetine yerleştirip içeride tam sayfa yer ayırırlar mıydı?
Herkes elini vicdanına koysun, cevap versin. Demirtaş da gardını alıp “Ben bir siyasi parti eş genel başkanıyım, istediğim gazeteye, istediğim zaman mülakat veririm ve buna kimse karışamaz” diyebilir.
Amenna...
Ama bence kazın ayağı öyle değil. Demirtaş’ın amacı üzüm yemekse, bence gazetenin amacı bağcıyı dövmektir. Gazeteye göre, “Düşmanımın düşmanı dostumdur”. Ne de olsa hükümetle ölümüne bir kavgaları var. Ama tam da bu süreçte Demirtaş ve bağlı olduğu siyasi hareket, hükümetle ölümüne bir kavga değil, ölümleri durdurmak için bir barışma kavgasındadır. Dolayısıyla Demirtaş, tıpkı gazeteyi yapanlar gibi, “Düşmanımın düşmanı dostumdur” diyemez.
Derse eğer, o düşmandan biri, ona diğer düşmandan çok daha ağır şeyler çektirmiş; bunu kendileri söylüyor. Birileri çıkar, ona KCK operasyonlarını hatırlatır, bu bile tek başına durumu açıklamaya yeter.
Bence Demirtaş, mecburiyetten Bugün Gazetesi’ne mülakat vermiş değil. Maşallah her gün bir gazetede tam sayfa röportajları yayınlanıyor, bütün haber kanallarında söyleşileri var. Yani eskiden olduğu gibi Demirtaş’ın derdini anlatma sıkıntısı yok.
O halde Bugün röportajı ve orada söylediklerinin altında birileri buzağı aramaya kalkışırsa, buzağı “Beni ne arayıp duruyorsunuz?” diyemez. Değilse, yani Bugün Gazetesi ve çevresi, yani kimilerinin “cemaat”, birilerinin “hizmet hareketi”, hükümetin “paralel yapı” dediği yapı iyi niyetli, tarafsız, Kürt hareketine sempatiyle bakan, barışa katkı yapmak isteyen bir grupsa, hükümetle ağız dalaşına girmeden önce bu yapıya karşı beslediğiniz kini, gösterdiğiniz tavrı ne ile açıklayacaksınız? Örneğin 2 yıl önce cemaate yakın imam Aziz Tan, Hakkâri’de sabah namazına giderken PKK tarafından öldürüldüğünde niye ayağa kalkmadınız? İmamın öldürülmesini HDP çevresinden kimse protesto ederek bunun terörist eylem olduğunu söylemedi. Gariban imam öldüğüyle kaldı, memleketinde taziyesine sadece akrabaları gitti.
Sahiden o günden bugüne ne değişti? Bu sürede cemaatin Demirtaş’a sempatik görünen, gazetelerine tam sayfa mülakat verecek kadar demokrat gösteren hangi davranışı ortaya çıktı da biz görmedik? Veya cemaat, birkaç sene öncesine kadar köküne kibrit suyunu dökmek istediği Kürt siyasi hareketinin hangi davranışını kendilerine yakın gördü de bugün genel başkanın sözüne itibar ediyor?
Düşmanın düşmanı her zaman dost değildir. Gerçek dost, başkasından intikam almak için seni öne atan hiç değildir. Dostluk, senin parmağın kesildiğinde onunkinin kanamasıdır.