Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Kudretli şair Ahmed Arif’in meşhur mısraını neden yazıma başlık yaptığımı yazının sonunda açıklayacağım, mamafih Suriye’de işler iyice arapsaçına döndü.

        Kim kimin yanında, kim kime karşı, kim kiminle dost, kim kiminle düşman? Anlayana aşk olsun!

        Rusya İran’la işbirliği halinde rejim muhalifi grupları havadan vuruyor, İran’ın kara birlikleri harekete geçti bile. Amerika, öteden beri müttefiki bildiği Türkiye’deki üslerini kullanarak IŞİD’i vuruyor. IŞİD, hem Suriye rejimi hem muhalifler hem de Suriye’deki Kürtlerle savaşıyor.

        Amerika’nın İran’la arası pek iyi değil, yine de IŞİD ikisinin de ortak hedefi... Rusya Amerika’dan pek hazzetmiyor ama Amerika’nın IŞİD’i vurması onların da hoşuna gidiyor. Fakat Rusya öncelikli hedef olarak IŞİD’i görmüyor, onun derdi daha çok Suriye rejimini zayıflatan muhalif İslamcı gruplarla... İran’la birlikte rejim muhaliflerinin belini kırarsa güçlenen Esad’la birlikte bölgede bir “Alevi devleti”nin eli kulağında demek... Böyle bir şey olursa İran’ın da canına minnet...

        Amerika’nın öncelikli hedefi ise IŞİD’in Rakka’dan sökülüp atılması... Ama Amerika kara birliklerini harekete geçirmeyi göze almıyor, bu işi Kürtlerin PYD’si yapsın istiyor. O yüzden PYD’ye silah yardımı yapıyor. Bu durum, “Silahlar PKK’nın eline geçer” diye Türkiye’yi endişelendiriyor. Türkiye Amerika’nın müttefiki... PKK’dan dolayı PYD de Türkiye’nin düşman adayı... IŞİD hem Türkiye’nin hem de PYD’nin düşmanı... Bu arada Türkiye hem düşmanı hem de düşmanının düşmanı IŞİD’i vuruyor. IŞİD canlı bombalarla Türkiye’yi vuruyor.

        Anlayacağınız ilişkiler karmakarışık...

        Bu arada dünya şampiyonu ağır sıklet boksörler maça çıkmışken, soyunma odasında ısrarla “ringe çıkmak isteyen” bir de PKK var. Kâh Amerika’ya, kâh İran’a, kâh Suriye rejimine yanaşıyor ama her defasında yaptıkları hesap bir şekilde Ortadoğu çarşısına uymuyor.

        PKK, elindeki “barış süreci” gibi güçlü silahın kıymetini bilmeden, (artık hangi akla uyduysa) bir anda her şeyi feda ederek Türkiye’ye karşı “devrimci halk savaşını” tekrar ilan etti ancak çok geçmeden savaş için kazdığı “hendeklere” kendisi düştü. Çünkü yine yanlış bir hesap yapmıştı. Kürtlerin HDP’ye verdiği yüzde 80’lik desteğin kendisine verildiğini sanmış, halkı ayaklandırarak isyana sürükleyeceğini, isyan sonucunda da “Kürdistan’ın” Türkiye’den koparak Suriye’deki “özgür kantonlara” bağlanacağını varsaymıştı.

        Bu yanlış hesabın acısını, ne yazık ki şu anda bölgede yaşayan bütün Kürtler çekiyor. 2 ay içinde yüzlerce kişi öldü, 100 bine yakın insan da bölgeden kaçarak, Suriye’deki “özgür kantonlara” sığınmak yerine Türkiye’nin Batı şehirlerinin varoşlarına sığındı.

        Bu arada PKK Türkiye’ye saldırmakla yetinmedi, hızını alamayıp Türkiye’nin “dostu” Barzani’ye de bir “sol kroşe” indirdi. Bu işi yaparken Goran ve KYB gibi iki Kürt partisiyle işbirliği yaptı. İkisi de Barzani’ye düşman ve İran’la dost... PKK bu iki gücün yanına yanaştığında elinde Türkiye’den götürdüğü “Seni başkan yaptırmayacağız” sloganı vardı; Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinde “sağlamasını” yapmışlardı bu sloganın, tutmuştu; onu bu kez Barzani’ye karşı kullanıyorlar. Barzani’nin ise bölgedeki tek “dostu” Türkiye... Zaten Türkiye ile ilişkileri onu da hedef haline getirdi.

        Peki bu karmaşadan ne çıkar?

        Suriye parçalanabilir. Irak Kürdistan’ında “istikrar” bozulabilir. Ama ne olursa olsun, Kürtlerin lehine hiçbir olumlu sonuç çıkmaz. Çünkü büyük devletlerin çıkarları ortaklaştığı an, Kürtler bir anda kendilerini aldığı darbelerle her tarafı cılk yaralar içinde ringin dışında inler halde bulabilir ve bu durumda imdadına Türkiye’den başka hiçbir devlet koşmaz. 1974 yenilgisinde de böyle oldu; Irak’ta Camp David anlaşmasıyla büyük devletler Barzani’yi “sattığında”, Irak Kürtleri Türkiye’ye sığındı, 1990’ların başında Enfal Harekâtı sonrasında Saddam’ın zulmünden kaçarken de öyle, yakın zamanda IŞİD Kobani’ye saldırınca da aynı şey oldu.

        Barzani, yakın bir zamanda bir Türk devlet yetkilisine, “Eğer Türkiye uyanıksa, biz rahat uyuyabiliriz” demişti.

        Tarih sahnesine çıktığından beri “başı rahat bir yastık yüzü görmemiş” bir halkın en içten, en samimi duygusu, tam da budur işte.

        Evet, Kürtler “müsterih” olsun, Anadolu hepimizin ortak yurdu.

        Şimdi anladınız mı kudretli şairin meşhur mısraını yazıma başlık yapmamın nedenini?

        Diğer Yazılar