Evet, bizi korkutmayı başardılar!
Eskiden terör eylemlerine kalkışanların bir “amacı” vardı. Rehin alırlardı bazı insanları, birtakım talepler ileri sürerlerdi. Bir yere saldırırlardı, o saldırıyı başka bir saldırıya misilleme olsun diye yaptıklarını söylerlerdi. Bir devlet birilerine “zarar” verirdi, onun karşısında bir grup çıkar, o devlete daha vahşi bir yöntemle “zarar” verir, bunu da ilan ederdi.
Hasılı eskiden terörün, şiddetin bir amacı, bir hedefi vardı ve devletler o amaç ve hedeflere göre önlemlerini alırlardı.
Şimdi artık o devir kapandı.
Artık amaçsız, hedefsiz, kuralsız bir terör çağına girdi insanlık. Yine çağın hesapları farklı, bu yeni çağda teröristin amacı yok, hedefi belirsiz...
Sanal bir amaç yaratmışlar, herkesi hedef haline getirmişler, üzerlerine bağlamışlar bombaları, ellerine almışlar otomatik ölüm kusan makineli tüfekleri, dalmışlar kalabalıklara...
Lokantada yemek yiyenler, statta maç seyredenler, konser salonuna doluşanlar, markette alışveriş yapanlar, sokakta gezenler, turistler, yabancılar, yerliler, kadınlar, erkekler, yaşlılar, çocuklar... Hiç fark etmez, herkes onların hedefi.
Tek bir amaçları var artık; daha çok insan öldürmek... Biraz daha, bir kişi daha fazla...
Pazarlık yok... Talep yok... Korku yok...
Ölenle birlikte ölüyorlar...
Üzerine bağladıkları bombaları patlatıp yarattıkları sanal cennete doğru paramparça bir halde yolculuğa çıkıyorlar...
Giderken geride gözyaşı mı kalmış, korku mu kalmış, yılgınlık mı kalmış, matem mi kalmış, yetim, öksüz, çaresiz, yaralı, eli kolu kopuk insan mı kalmış... Umurlarında değil...
Dün Ortadoğu ülkelerinde cadde ve sokaklarda...
Fas’ta plajda...
Türkiye’de Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da...
Bugün Paris’te...
Bugün Paris’te lokantada yemek yiyenlerin üzerine rastgele ateş açmak neyse, dün Diyarbakır’da bir çorbacıya saldırıp askerden yeni dönmüş garson Şeyhmus’la yaşlı bir amcanın boğazına lokmaları dizmek aynı şeydi..
Dün Suruç’ta onlarca gencin kanını bir kültür merkezinin avlusuna dökmek ne kadar insanlık dışı bir terör eylemiyse, bugün Paris’te bir konser salonunda yüz insanı katletmek aynı şeydir...
Dün Ankara’da tren garında, bugün Paris’te bir metro istasyonunda...
Dün Diyarbakır’da bir mitingde, bugün Paris’te bir futbol stadında...
Dün Fas’ta bir plajda güneşlenen turistler, bugün Paris’te bir konserde müzik eşliğinde eğlenenler...
Önceki gün onlardaydı, dün bizde, bugün Paris’te...
Korkarım ki önümüzdeki günlerde dünyanın başka bir yerinde...
Ölenlerin sayısı çoğaldıkça, çaresizliğimiz artıyor. Bir süre sonra istatistik devreye giriyor, o yüzden “bir insanın ölümü dramatik, bir milyon insanın ölümü istatistik”tir.
Ölümleri kanıksadığımız andan itibaren, sayamayacak sayıya ulaştığında ölülerimiz biz de ölürüz...
Evet şu anda hepimiz, bütün dünya çaresiziz...
Kaos her geçen gün büyüyor.
Ama Fransa gibi ülkeler örgütlü toplumlardır. Çabuk organize oluyorlar. Hızlı karar alıyorlar. İşleyen doğru düzgün bir mekanizma var onlarda.
Eylemin üzerinden bir gün geçti...
Henüz Elysee Sarayı’nı suçlayan tek bir muhalefet lideri ortaya çıkmadı Fransa’da. Henüz “Saray Gladyosu”ndan bahseden yok. “Katil devlettir, hesap verecek” diyen tek bir politikacı çıkıp esip gürlemedi henüz Paris sokaklarında... Halkı “eyleme”, “galeyana”, “direnişe” çağırmadı.
Sarayı, muhalefeti, hükümeti, bütün halkıyla Fransa şu anda aynı, benim, senin, hepimizin yaşadığı duyguyu yaşıyor...
Birbirlerini suçlamıyorlar. Kin ve nefreti büyütmüyorlar. Yüksek sesle devletlerini katil ilan etmiyorlar.
Hadiseyi soğukkanlılıkla değerlendiriyor, bütün insanlığın başına bela olmuş bu “fitneyi”, bu “kara büyüyü” defetmek için çare arıyor şimdi herkes hep birlikte.
Evet, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande haklı: “Bizi korkutmayı başardılar.”
Hepimizi... Bütün insanlığı...
Paris saldırısından sonra hepimiz biraz daha savunmasız, daha sahipsiz hissediyoruz kendimizi...
Ama insanlık tarihi aynı zamanda “varta atlatma” tarihidir de bir bakıma...
Vebayla baş edebilmişse atalarımız, biz de bu kara belayla baş edeceğiz.
Yeter ki dünyanın her yerinde ölen her insanın acısı, hepimizin ortak acısı olsun...