Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Son girişimleri de akamete uğradı.

        Son umutları da suya düştü.

        Son girişimleri de halkın tükürüğünde boğuldu.

        Son bir hareket de gelip halkın iradesine çarptı.

        Bitti, yapı paydos!

        Şimdi marş marş herkes kışlasına... Suçlu olanlar adaletin huzuruna, suçsuzlar görevinin başına!

        *

        Yönetime el koyacaklarını sanan o teröristler, neye uğradığını şaşırdı.

        O iktidara geldiğini sanırken, halk çoktan yönetime el koymuştu bile.

        Halk, kendi vergileriyle satın alınan uçaklarla, tanklarla, ağır silahlarla korkutulmaya çalışıldı ama korku çoktan korku olmaktan çıkmıştı. TRT’yi ele geçirince her şeyin biteceğini sanan o eski kafa, bu memlekete demokrasinin geldiğini, çok sesliliğin egemen olduğunu, birbirimizle kavga etsek bile darbeler karşısında yekvücut olmayı becerebilen bir halkın yönetime geldiğini, birden çok medya kuruluşunun var olduğunu, hepsinin kendilerinin önünde hazırola geçmeyeceğini bilmiyordu. İlk andan itibaren tereddütsüz seçilmiş hükümet ve Cumhurbaşkanı’nın arkasında duran, darbeye karşı demokrasi için TV yayını yapan, gazeteler hazırlayan başta Habertürk olmak üzere basın, muzzam bir iş çıkardı. Habertürk ailesinin bir üyesi olmaktan gurur duydum.

        *

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duydukları kin ve nefretin herkese bulaştığını, herkesin Erdoğan’ı kendileri kadar sevmediğini sanıyorlardı. İki köprü başını tutarak, iki havaalanı yolunu işgal ederek, iki uçak uçurarak, iki tank yürüterek emellerine ulaşacaklarını sanıyorlardı.

        Tehditle, ellerini arkadan bağlayarak TRT spikerlerine okutacakları “solcu, devrimci, Fethullahçı, Kemalist” dille yazılmış bir bildiriyle her şeyi bitirebileceklerini sanıyorlardı.

        Ama hesaplayamadıkları bir şey var, Türkiye eski Türkiye değildi.

        Memleketine sahip çıkmaya azimli, demokrasiyi korumaya yeminli, seçtiği sivil yöneticileri o teröristlere teslim etmemeye ahdetmiş bir millet vardı.

        Yüzünde korkunun zerresini taşımayan, ilk andan itibaren yerini belli ederek darbecilere meydan okuyan, hemen arkasından uçağına atlayarak İstanbul’a doğru yola çıkan, kendisini seçen milyonları “işgal altındaki” havaalanına çağırarak, orada, o teröristlerle hesaplaşmaya giden bu ülkenin halk oyuyla seçilmiş kahraman Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan vardı.

        Onurunu korumak için milletvekilleriyle birlikte bombalanan Meclis’te bulunan Meclis Başkanı İsmail Kahraman vardı.

        Tanklar sokağa çıkar çıkmaz televizyonlara çıkarak bu girişimin terörist bir grubun girişimi olduğunu ve en ağır bir şekilde cezalandırı- lacaklarını söyleyerek milleti rahatlatan, o teröristlere gür bir sesle kafa tutan Başbakan Binali Yıldırım vardı.

        En sıcak saatlerde televizyonlara bağlanıp o vakur edayla darbecilere meydan okuyan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu vardı.

        En heyecanlı sesiyle, Mehmetçiği kışlasına geri göndermeye ikna etmeye çalışan eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül vardı.

        Haberi duyar duymaz, Başbakan Yıldırım’ı arayarak partisiyle birlikte hükümetin yanında, darbecilerin karşısında olduğunu ilan eden Devlet Bahçeli vardı.

        Söz birliği yapan ve terörist darbecilerin tehditlerine pabuç bırakmamaya söz birliği etmiş bir basın vardı.

        Ve halk vardı.

        Göğüslerini tanklara siper eden demokrasi mücahitleri vardı; Erol Olçak vardı, şehit oğlu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Varank’ın şehit ağabeyi İlhan Varank vardı... 161 şehit vardı.

        Yeni Türkiye’nin yeni insanları vardı.

        Yekvücut olmuş emniyet teşkilatı vardı.

        Babalarının eteklerine yapışıp “Darbe nedir?” diye soran küçük çocuklar vardı.

        Topyekûn ayaklanmış bir halk vardı.

        *

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı kısa süre içinde memleketin dört bir yanında yankılandı.

        Halk isyan eden teröristlere, isyan etti!

        Memleketin minarelerinden selalar yükseldi aynı anda.

        Salavat getirdi dağ dağ, şehir şehir, kasaba kasaba, köy köy kalabalıklar.

        Başkomutan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan komutasında halk tekrar yönetime el koydu.

        *

        İşleri bitti.

        Bundan sonra istedikleri kadar “Yurtta Sulh” terörist grubunun yazdığı bildiriye benzer yazılar kaleme alsınlar gazetelerinde, sitelerinde.

        İstedikleri kadar haki üniformaya bel bağlasınlar.

        İstedikleri kadar ağızlarına kadar batmış oldukları kin ve nefretin herkese bulaştığını sansınlar.

        İstedikleri kadar kutuplaştığımızı, memleketin “Erdoğan’ı sevenler ve sevmeyenler” diye ikiye ayrıldığını söyleyip bizi korkutup dursunlar.

        İstedikleri kadar kışkırtsınlar Mehmetçiği.

        İstedikleri kadar bel bağlasınlar elinde ilah olanlara.

        Bundan sonra işleri bitti.

        Bu son girişimleri, bu son darbeleriydi.

        Tepemize darbe indirmeye çalışırlarken, o darbe tepelerine indi!

        Diğer Yazılar