Türkçe elden gidiyor, Türkçeee!
Anayasa değişikliği, terör yahut Suriye derdi ile meşgulüz; dolardaki artışla uğraşıyoruz, kulağımız bir tarafta Donald Trump’ın yeni maceralarında ve çok daha öncelerden başlayan ama son zamanlarda gittikçe artan bir bozulma dikkatimizi hiç mi hiç çekmiyor:
Türkçe elden gidiyor, Türkçe! Düzgün konuşmayı çoktandır zaten unuttuk, meramımızı 100-150, haydi bilemediniz 200 kelime ile anlatıyoruz, üstüne üstlük yazı dili de artık yerlerde ve sıradan bir haberi bile doğru dürüst kaleme alamıyoruz!
Hâl-i pür melâlimizi gösteren birkaç örnek vereyim:
Gazetelerde belki okumuşsunuzdur: Kuveytliler, cinayet suçundan ölüme mahkûm edilmiş olan Faysal Abdullah El Caber El Sabah adındaki bir prensi geçen gün idam ettiler.
İnternetteki bir haber sitesi idamı şöyle duyuruyordu:
Haberi yazan her kim ise cümle kurmaktaki ve imlâdaki aczi bir tarafa, “bahşetme” sözünün mânâsından ve nerede, nasıl kullanılması gerektiğinden de bîhaberdi!
Aynı haber, bir başka sitede şu berbat Türkçe ile yeralmıştı:
Google hani “Translate” diye bir program yaptı, tercümesini istediğiniz yabancı dildeki metni güya çeviriyor ama ortaya Türkçe’nin kafasını gözünü yaran dangıl dungul bir kelimeler yığını çıkıyor ya...
Haber sitelerinin editörleri tarafından kaleme alınmış olan yukarıda verdiğim haber metinleri Google Translate’ten de beter; “Translate”in çevirisi bu editörlerin Türkçelerinin yanında nefis bir Yahya Kemal gazeli gibi kalır!
Haydi, bu internet siteleri amatör, haber yazma işinde uzman değiller diyelim...
Dünya kadar abonesi olan ve öncelikle de kendi grubunun TV’leri için çalışan profesyonel bir ajansın geçtiği şu haberi okuyun:
Ajans bu kerih kelimeler yığınını abonelerine “haber” diye servis etmiş; gazetelerin, televizyonların yahut internet sitelerinin editörleri veya redaktörleri yollanan bu garabeti okumadan, belki de okumalarına rağmen anlamadan aynen kullanmışlardı!
Geçen gün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kültür Daire Başkanlığı’na bağlı Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü’nden mail ile program duyurusu mu yoksa davetiye mi olduğunu anlayamadığım “Bahariye Mevlevîhânesi’nde Semâ Meşk-i” diye bir mesaj geldi.
“Semâ Meşk-i” ibâresi ne demektir, tasavvufta derûnî ve gizli bir mânâsı mı vardır, bilmiyorum. Yoksa sadece “semâ meşki” demek istemişler fakat Türkçeleri mi yetmemişti, kimbilir?
Konuşamıyoruz, yazamıyoruz, meramımızı anlatamıyoruz ve bu işe özen göstermek, düzgün yazıp konuşmak mecburiyetinde olan basın bile Türkçe’yi artık nerede ise unuttu ve kelimeleri ardarda dizmeyi “haber yazmak” zanneder hâle geldi!
Bu içler acısı vaziyetin bir sonraki aşaması dumanla haberleşmektir, odunlarımızı ve battaniyelerimizi şimdiden hazır edelim!
- Süleyman Şah'ı asıl yerine, yani Caber Kalesi'ne nakletmenin zamanı artık geldi!7 dakika önce
- Basın yine "Molla gidiyor!" havasına girdi ama İran'da rejim mejim değişmez!1 hafta önce
- Özgür Özel, İstanbul'da 1908'e kadar vârolan ama sonraları unutulan "Ayyaşlar Bayramı"nı canlandırıp Bekrî Mustafa'nın ruhunu şâd eyledi!2 hafta önce
- Londra'da yarın, denizcilik tarihimizin en büyük bozgunu olan İnebahtı ile ilgili belgeler mezata çıkıyor!1 ay önce
- Papa'nın gelişi, lâik ve muhafazakâr kesimdeki cahillerin saçmalama seviyelerini hayli yükseltti!1 ay önce
- Şehid olan askerler için yas ilân edilmesi geleneğimizde yoktur!1 ay önce
- Suriyeliler'i Harp Okulları'na almayalım da İsrail yahut Yunanistan mı yetiştirsin?2 ay önce
- Cumhuriyet'in ilânının 102. yıldönümünde bir akademik cehalet ve ilmî sefalet örneği2 ay önce
- Suriye, neredeyse bir asırdan bu yana kutladığı Osmanlı düşmanlığı bayramını iptal etti!2 ay önce
- Niyazi Bey3 ay önce