AKM, muhalefet ve lâiklik
GEÇEN pazartesi günü "Cumhuriyet'in kendine mahsus bir mimarîsi ve abidevî eseri yoktur" diye yazdım diye mimarlar bendenize kızmışlar...
İki gündür mesaj üstüne mesaj gönderip "Sen mimarlıktan ne anlarsın? Sanki geometri mi biliyorsun da yaptığımız binaları eleştirmeye kalkıyorsun? AKM hangi dönemin eseri? Cumhuriyet'in ilk yıllarında Ankara'da verilen eserlere bir bak da ondan sonra konuş. Cumhuriyet döneminin mimarîsi vardır" diye yazıyorlar.
Demek ki, gözlerimizi kirleten ve ikrah ettiren beton yığınlarına estetik değil, geometrik bakımdan yaklaşmak lazımmış. "Çirkin eser" diye bir şey yokmuş, en kerih yapıyı bile "Pencerelerin açısı mükemmel olmuş, sinüsü harika... Çarpık duvarlar bir trigonometri şaheseri... Hele plastik kiremitlerin altına gizlenmiş şu tanjant yok mu, dehâ eseri!" diye değerlendirdiğiniz takdirde gözünüze mükemmel görünürmüş!
Estetik dehâlarımıza hatırlatayım: İstanbul, mimarî bakımdan artık çöplük halindedir. Şehir özellikle son 20-25 seneden buyana eskisine göre ne kadar aydınlık, ağaçlıklı ve yaşanabilir hâle geldi ise, mimarîsi o kadar bozulmuştur. Yeni dikilen apartmanların neredeyse tamamı birbirinden farklıdır, zira mimarlarımızın "kimlik" diye bir kaygıları yoktur. Ankara'daki Etnografya Müzesi yahut eski Türkocağı binası gibi yapılar "Ulusal Mimarlık Akımı"nın eserleridir, geleneksel Osmanlı mimarîsinin devamıdır!
Şehrin görünümündeki, özellikle de dış mahallelerdeki çirkinlik mahşerinin sorumluluğu ise mimarlıkları sadece diplomalarında kalmış olan zevâta, kalfaların çizip getirdikleri projelerin altına üç kuruş telif ücreti alabilmek için imzasını koymaktan çekinmeyen aynı mesleğin mensuplarına aittir!
İDEOLOJİK MUHALEFET
Bu mesleğin mensupları şehri sadece çirkinleştirmekle de kalmıyor, ortaya güzel bir eser konmasına bile her vesile ile karşı çıkıyorlar... Örnek mi arıyorsunuz? Buyurun, Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nin etrafında kopan fırtınaya nazar buyurun!
Açık söyleyeyim, AKM bugün için bana göre çirkin, hem de çok çirkin bir binadır. İnşa edildiği senelerin içine kapalı Türkiyesine bir şeyler ifade etmiş olabilir ama bugünün Türkiyesinden böyle bir yapıya "anıt eser" demek, ayıptır. Hele "Cumhuriyetin önemli eserlerinden biri" olduğu iddiası en azından cumhuriyete hakarettir ve Türkiye'nin 1923 sonrasını zevksizlikle itham etmektir!
AKM'nin yerine daha modern ve gerçek bir kültür merkezi yapılması için harekete geçildi, Mimarlar Odası başta olmak üzere "sanatçı" olduklarını iddia eden, meslekleri sadece muhalefet etmek olan, işi bilmeyen ve konu ile alâkası olmayan kim varsa projeyi daha en başından, ne yapılacağı ortaya çıkmadan engellediler ve mesele ideolojik boyuta, gereksiz bir lâiklik tartışmasına sürüklendi!
MEZBAHA VE KONSER
Haydi, İstanbul'u bu hâle getirenlerin meslek birliği olan Mimarlar Odası senelerden buyana zaten mimarlıkla değil sadece siyasetle ilgileniyor, herşeye muhalefet etmekten başka bir iş yapmıyor diyelim... Adı artık sık sık değişen Anıtlar Kurulu'nda daha önce görev yaparlarken Taksim'e cami inşası için verilen ama sonradan uygulanmayan kararın altında imzası bulunanların da şimdi "istemezükçülerin" arasına katılmalarını "prensip" kavramı çerçevesinde mi değerlendirmek gerekir, yoksa "kişilik zaaf"ı ile mi?
Bu yazdıklarımı okuyup da beni "hükümet yalakası" olmakla suçlayıcı mesajlar göndereceklerine emin olduğum kişilere peşinen söyleyeyim: Yaptığınız muhalefetin tek neticesi, koskoca İstanbul'u bir opera sahnesinden yahut şânına lâyık mükemmellikteki bir konser salonundan mahrum bırakmak olmuştur! İstanbul'un Kültür Bakanlığı'na bağlı olan orkestraları, koroları ve toplulukları faaliyetlerini bulabildikleri mekânlarda birer sığıntı gibi sürdürebilmektedirler.
Koskoca İstanbul'a konser salonu olarak Sütlüce'deki eski mezbahayı lâyık görenler "Özsoy" operasını da orada sahneleseler ya! Biletler eminim, aylar öncesinden kapışılır!
- Süleyman Şah'ı asıl yerine, yani Caber Kalesi'ne nakletmenin zamanı artık geldi!7 dakika önce
- Basın yine "Molla gidiyor!" havasına girdi ama İran'da rejim mejim değişmez!1 hafta önce
- Özgür Özel, İstanbul'da 1908'e kadar vârolan ama sonraları unutulan "Ayyaşlar Bayramı"nı canlandırıp Bekrî Mustafa'nın ruhunu şâd eyledi!2 hafta önce
- Londra'da yarın, denizcilik tarihimizin en büyük bozgunu olan İnebahtı ile ilgili belgeler mezata çıkıyor!1 ay önce
- Papa'nın gelişi, lâik ve muhafazakâr kesimdeki cahillerin saçmalama seviyelerini hayli yükseltti!1 ay önce
- Şehid olan askerler için yas ilân edilmesi geleneğimizde yoktur!1 ay önce
- Suriyeliler'i Harp Okulları'na almayalım da İsrail yahut Yunanistan mı yetiştirsin?2 ay önce
- Cumhuriyet'in ilânının 102. yıldönümünde bir akademik cehalet ve ilmî sefalet örneği2 ay önce
- Suriye, neredeyse bir asırdan bu yana kutladığı Osmanlı düşmanlığı bayramını iptal etti!2 ay önce
- Niyazi Bey3 ay önce