Son Dakika
18.01.2018 - 09:13 | Güncelleme:

Marmara ölü deniz mi olacak?

 

ULAŞTIRMA, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan tarafından Kanal İstanbul projesinin nihai güzergâhının Küçükçekmece- Sazlıdere-Durusu koridoru olarak belirlendiği ve bu yıl içerisinde yapım ihalesinin açılacağı duyurulunca sular yeniden ısındı. Kuşkusuz Kanal İstanbul’a ilişkin uyarılar yeni değil. Gezi olaylarıyla başlayan eylemselliği sona erdirmek için dönemin başbakanı Erdoğan ile görüşmeler gerçekleştiren Taksim Platformu’nun da talep listesinde vardı “Kanal İstanbul yapılmasın” uyarısı. Ancak “Sokak istiyor” diye bir oldubitti yaratan ve iktidar devirme girişimine dönüşen hareket o kadar çok antipati toplamıştı ki, o günlerde “Allah bir” deseler kimse kulak kabartmayacaktı.

Şimdi ise uyarılara daha soğukkanlı bir biçimde kulak vermek mümkün. O gün dikkate alınmamış olan analizlere yakından bakmak ve “Haklı olabilirler mi?” diye sormak her vatan evladının sorumluluğu. En çok da yetkililerin.

Misal; Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Türkiye, “Kanal İstanbul açılınca Marmara ölü bir denize dönüşebilir” diyor.

2015 yılında, akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan raporun hâlâ güncel olduğunu ifade eden vakıf, Kanal İstanbul projesinin gerçekleşmesiyle Karadeniz ve Marmara Boğazı’ndaki dengenin altüst olabileceğini iddia ediyor. Bu büyüklükte bir mühendislik operasyonuna girişmek için İstanbul denizlerinin kendine has dinamiklerini iyi anlamak gerekiyor diyorlar. O dinamikler şöyle özetlenmekte: İstanbul Boğazı’nın Karadeniz çıkışı, Marmara çıkışından 30 santimetre daha yüksek ve her gün yaklaşık 600 milyon metreküp su üst akıntılarla Marmara’ya doğu akarken, ters yönde ilerleyen alt akıntılar bunu dengeliyor. Karadeniz, tuzluluk oranı düşük dev bir havuza benzer. Tuna, Dinyeper, Dinyester nehirleri bu havuzu dolduran musluklar iken; İstanbul Boğazı boşaltan musluktur. İstanbul Boğazı’na paralel 25 metre derinliğinde yeni bir kanal açmak, havuza ikinci bir musluk açmak anlamına geliyor. Dahası, uzmanlara göre yeni açılacak Kanal İstanbul’un İstanbul boğazında var olan ve Marmara Denizi’nin kirlilik oranını kabul edilebilir düzeyde tutan ters yönlü tatlı-tuzlu su akıntılarından mahrum olacak olması büyük bir mesele. Zira kanal içinde iki yönlü akıntı sistemi olmayacağı için Karadeniz’in kirli suları Marmara’ya dolacak. Denizin dibindeki hidrojen sülfür içeren tabaka yoğunlaşırken oksijen azalacak. Kimyasal dengeler altüst olduğu için kanal kapatılsa bile durum eskiye dönmeyecek. Lodos estiğinde İstanbul’un çürük yumurta kokması, yaşanacak sıkıntının en hafifi olacak. Türkiye kirlilik oranı gayet yüksek olan Karadeniz’in Tuna Nehri tarafından daha da kirletildiğinden şikâyet ederken, akıntı dinamiklerini dikkate almadan açtığı ikinci kapı nedeniyle Karadeniz’in kirini kendi elleriyle davet eden ülke olacak.

FELAKET TELLALLIĞI MI?

Duvar adlı internet haber sitesine demeç veren Bilim Akademisi Üyesi yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür’ün görüşü özetle şöyle: Marmara inanılmayacak boyutta kirli, tabanında canlı kalmadı. Kirlenme aşırı boyutlara vardığında, Marmara bu sefer besin zinciri vasıtasıyla insanlara zarar verir hale gelecek. Ayrıca projenin deprem alanında olmasından ileri gelen sakıncalar bahsi var. Görür şöyle demiş: “Kanal birçok yerde çürük bir zeminin içerisine yerleşecek. Özellikle kanalın Marmara’ya açılan kısmı doğrudan doğruya fay hattıyla çok yakın temasta bulunacak. Beklediğimiz deprem Marmara’nın içerisinde kıyılara 10-12 kilometre uzaklıkta gerçekleşecek. Kanalın Marmara’ya yakın kesimlerinin depremde görülecek yanal ve düşey hareketlere karşı nasıl tolerans göstereceği bilinmiyor. Dolayısıyla kanalın Marmara yakınlarının olabilecek depremden çok ciddi bir şekilde sınanması kaçınılmaz.”

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Çevre Mühendisi Sedat Dural ise projenin 3 yıl içinde Marmara Denizi’ni, ardından Karadeniz’i öldüreceği, içme suyu kaynaklarını yok edeceği uyarısında bulundu.

Söz konusu tehdit analizleri “ülkeye tesis yapılmasını hazmedemeyenlerin” felaket tellallığı mı? Belki. Öyle bile olsa, “Hayır öyle olmayacak, Kanal İstanbul doğayı tahrip etmeyecek” diyenler de kendi senaryolarını savunmalı, halkı iddia edilen yıkımın gerçekleşmeyeceğine ikna etmeli. Zira çalınan tehlike çanlarında çok küçük bir haklılık payının var olması bile, projenin sorgulanması için yeterli.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 19 Ocak 2018 Cuma 11:54
    Bu kanalın faydası nedir? Niye yapılıyor?
  • Misafir 19 Ocak 2018 Cuma 10:54
    Bilime herkes inanacak. Ancak, Bilim adına yapulan karşıt yorumların hepsi siyasi karşıtlık temelli ve bilim dili kullanılarak üstünkörü analizler. Taksim Platformu gibi STK'ların nihasi siyasal amacı açık seçik ortada iken bir bilirkişi olarak sunulması hiç de doğru bir yaklaşım olarak görünmüyor.
  • Misafir 18 Ocak 2018 Perşembe 11:37
    Son cümleleriniz çok önemli Nihal hn. Kanal İstanbul'un kuşku duyulan negatifliklerinin neden olmayacağını açıklamalılar projeyi savunanlar.. Saygıyla
  • Misafir 18 Ocak 2018 Perşembe 11:19
    kanal istanbul işin kolayına kaçmak için küçükçekmece gölünden geçirilmiş. keşke başka güzergahtan geçseydi.. küçük çekmece gölüne dokunulmasaydı. göl artık deniz olacak..
  • Misafir 18 Ocak 2018 Perşembe 11:03
    Tebrikler. Bilime inanmak lazım. Bu konuda inatlaşma sadece zarar verir. Gerekirse bir Bilim Kurulu oluşturulup o kurulun raporuna göre karar vermek gerekir.
Kalan karakter : 2000