Son Dakika

Deizm gençlerin sorunu olabilir ama sebep yetişkinlerdir

04.11.2018 - 16:21 | Güncelleme:

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş şöyle demiş: “Deizm enteresan bir tuzaktır. Arkadaşlarınızı bu konuda uyarın gençler. Misyonerlik faaliyetlerini duymuşsunuzdur. Müslüman gençleri doğrudan kendi dinlerine çekmektense önce Müslümanlıktan uzaklaştırmayı hedefleyen bir tuzaktır. Bu tuzağa hiçbir Müslüman gencin düşmeyeceğini biliyoruz.”

Sahiden biliyor muyuz? Hayır aslında bilmiyoruz. Bilseydik uyarmak zorunda kalmazdık sanırım.

Anladığım kadarıyla deizm tartışmalarında gençleri hedef alan konuşmalar yapmak, "deizm" eğiliminde olanlar sadece gençlermiş gibi davranmak sorunu yönetilebilir kıvamda tutma çabasından kaynaklanıyor.

Deizm, yaratıcıyı inkar etmemekle beraber dini inkar etmek, kutsal kitapların ve dinlerin getirdiği nizamın Allah’ın kelamı ya da arzusu değil, insan yapımı olabileceği düşüncesine inanmak anlamına geliyor. Yani işin sonunda yine "inanmak" var. Dini inkar ettikten sonra Yaratıcı fikrini korumanın anlamı olduğunu sanmıyorum. Zira Allah, zatını tanımlamayı insanlığa sunduğu kurtuluş reçetesi olan "din" aracılığıyla yapıyor. Dini inkar etmek Allah’ı tanımanın biricik yolundan yüz çevirmiş olmak demek ve bu nokta itibariyle deizm, agnostismden fazlası değil. Lakin zaten, Türkiye’de son zamanlarda konuşulan "deizm" bu cihetleri itibariyle konuşulan bir olgu değil. Tutarlılık arayışının ya da bilakis tutarlı davranamayanların kendi gönülsüzlüklerine kılıf temin etme isteğinin sebep olduğu "dinden soğuma" eğiliminin adı "deizm" oldu. Garip bir biçimde "sorun" hızla "gençler" parantezine alındı; gençler arasında yaygınlaşan bir durummuş gibi yapıldı.

Oysa gerçek şu: Deizmin gençlerin arasında yaygınlaşma sebebi yetişkinler.

Hangi yetişkinler olduğunu birkaç maddede özetleyelim.

DİNİNE LAYIK YAŞAMAYAN DİNDAR YETİŞKİNLER

Dünün "gerçek özgürlüğün" "La ilahe illa Allah" diyerek mümkün olacağını savunan, "mücahit" marşlarıyla bilenen gençleri bugünün iktidar, güç ve para bağımlıları oldu. Çoktan baba oldular ve evlatlarının kendilerini izlemekte olduğu gerçeğini unutmuş görünüyorlar. "Mü’min"in yerini ‘bizden", "kafir"in yerini "karşıt" sözcüğü almış; "tebliğ"in yerini siyasi propaganda. Bu babalar ya boğazına kadar imar, ihale, rant meselelerine batmış ya da kendilerini CEO olarak yerleştirildikleri kurumlarla, bilançolarla  tanımlar olmuşlar. Yeteri kadar para kazandıklarında tesettürlü anneler terkedilip genç, açık, dolgulu, janjanlı tercihen "spiker" kadınlarla nikah kıyılıyor ve -o da ne?- bu evlilik haberleri basında, iktidar çevrelerinde onaylanarak  izleniyor. Her şeyin ama her şeyin affedilmesi ise bir Umre’ye bakıyor.

Ailede durum bu, peki sosyal hayatta nasıl? Sizlere ömür. İslami STK ve dernekler tamamen siyasallaşmış, hatta devletin uzvu haline gelmiş durumda. Artık kapısı her gelene açık, gücünü saygınlığından ve sığınan herkese liman görevi yapmasından alan tekkeler de yok. Cemaat ve tarikatlardaki "güç talebi", alışılagelen "bir lokma bir hırka" edebiyatının hayatta hiçbir karşılığının kalmadığı mesajını veriyor. Gençler en başta kendi anne ve babalarında; sonra da tarikat ve cemaatlerin kamusal görüngüdeki yansımalarında, dinin dönüştürücü, düzeltici, terbiye edici, kibirden ve nefsani olandan arındırıcı, barıştırıcı, aydınlatıcı etkisini göremiyorlar bir süredir. Bunu da büyükler gibi "neyse neyse’ diyerek geçiştirmiyor, ilan ediyorlar.

Özetle: Yetişkinlerin Umre ziyareti yapmayı Hristiyanlığa özgü bir "günah çıkarma" ayinine dönüştürmesine ses çıkarmayanlar, bütün bunlara bakıp dinine bakışı değişen gençlerin durumunu "Hıristiyan misyonerlerin işi" diye analiz ettiğinde, hakiki olmaktan çok uzağa düşüyorlar. 

DİNİNE LAYIK DÜŞÜNMEYEN DİNDAR YETİŞKİNLER 

Dini geleneksel kaynaklara ve metotlara bağlı kalarak anlatanların çok sık düştüğü bir hata vardır. Sürekli olarak "İslam akıl dinidir" derler, fakat aklın sınırlarını zorlamaya başlamış bilimsel gelişmelerin doğurduğu yeni sorulara dini kaynaklarla çelişmeyen cevaplar üretme konusuna hiç akıl yormazlar.

Madem akıl dini, klonlama başarıldığında ruhun orijinalliğini ve biricikliğini; "kalu bela" meselesini gençlere ve hatta yetişkinlere nasıl anlatacaklarını da çalışmalılar. Öjenik çalışmalar yoluyla doğacak çocukların yeteneklerinin daha ana rahminde iken belirlenmesi mümkün olacak, bu imtiyazlardan elbette zengin olanlar yararlanacak. Yarattığı eşitsizlik bir yana, "Yeteneklerin de, hezimetlerin de senin imtihanındır evladım. Allah öyle istedi" cümlesi çok yakın bir gelecekte evladınızdan duyacağınız "Ama Ahmet’in annesi babası parayı bastırıp çocuklarının genetik özelliklerini en baştan belirlemişler, o yüzden hem keman çalıp hem matematikte iyi olabiliyor, aynı zamanda en hızlı koşanımız o" cevabıyla karşılaşacak.

Anlayacağınız, "Kader", "Allah’ın dilemesi" "Sünnetullah" kavramlarının yeniden ele alınmasını gerektiren yeni bir "imtihan" geliyor ve yetişkinler, bunlara cevap aramanın yakınında bile değiller.

"Tüp bebek" meselesinde de olduğu gibi, kucağımızda bulacağız ve olaylara müdahale edebilecek bir argüman geliştirememenin, gelişmeleri kontrol edememenin tedirginliğini itikadımızı gelişmelere uydurma konforu ile değiş tokuş edeceğiz. Nasılsa "İslam akıl dini", yani insan aklının öngörüp hesaplayabildiği her olasılığı kullanmaya açık. Acaba sahiden öyle mi?

Acaba "İslam akıl dinidir" önermesi, gerçekten doğru olduğu için mi, yoksa 19. yüzyılda ortaya çıkan "İslam terakkiye mani midir?" ithamlarına karşı İslam’ı savunmak için mi ortaya atılmış ve hala savunulmakta? Zira her emir ve yasakta, Kur'an'ı Kerim'de anlatılan her kıssada bir "hikmet" olduğu doğrudur ancak inanmayan bir aklın o hikmetleri bilgiye dönüştürmesi pek mümkün değil. Demek ki akıl, tek başına objektif, nesnel bir katalizör değil; "kimin aklı?" diye büyük bir mesele var ortada: "Din  adına akıl yürüten kim?" Bu soru tarihte yalnızca bazı dönemlerde "Kur’an, sünnet ve kendi vicdanının ışığından başka hiçbir etkiyi kabul etmeyen ulema" cevabını aldı. Ama genel olarak o akıl hep erkeğin, şirketin, devletin; yani muktedir olanın aklı oldu.

Dinin vicdanı, zayıfların tribünlerinden kaldırılıp, güçlülerin locasına oturtulduğunda işlerin sarpa sarması kaçınılmaz.

Gençleri deizme iten, dinin emir ve yasakları değil. İtikadi problemlere yol açabilecek gelişmeleri izlemeyen ve hiçbir açıklama için ipleri eline almayan din aklının, muktedirin hizmetine koşmakta hiç tembellik göstermemesidir.

Yıldızlara bakması gereken dini, erkeğin, şirketin, toplumun, devletin faydalanacağı otoriteye amade bir hizmetçi yapmaya çalışmanın sonucudur "deizm".

Dinine layık yaşamayan, dinine layık düşünemeyen, dini propaganda aracı olarak işlevselleştiren yetişkinlerin, sorun gençlerdeymiş gibi davranması pek adil gelmiyor. 

Bkz. Ali Erbaş’ın konuşması için video linki.

https://www.youtube.com/watch?v=TsvLkoYrO_0


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 07 Kasım 2018 Çarşamba 16:52
    tek başına dini kötüye kullananlar insanları etkileseydi iran, arabistan çoktan ateist olurdu. konu sadece insanların dinlerin çok da mantıklı açıklamalarda bulunamaması ve insan varoluşunu absürd öykülerle açıklamaya çalışması. insanlar, artık kimsenin pek de birşey bilmediğinin farkına vardı.
  • Misafir 07 Kasım 2018 Çarşamba 11:48
    muazzam bir yazı.Bravo.Öjenik ile başladığınız tespitin cevabı ne olmalı?Benim çocuğum da yakında bunu soracaktır çünkü.
  • Misafir 07 Kasım 2018 Çarşamba 11:10
    Sayın yazarın belirttiği hususlar da önemli olmakla birlikte bilimin ulaştığı bu seviyede mızrak çuvala sığmıyor.
  • Misafir 07 Kasım 2018 Çarşamba 10:42
    Hanımefendi çok güzel bir yazı olmuş .Yüreğinize sağlık.Dinin içi boşaltıldı emperyalizmin emrine verilen bir oyuncak haline getirildi diyorsunuz çok haklısınz.Çıkış noktası ne olabilir acaba.Saygı ve hürmetlerimle.
  • Misafir 07 Kasım 2018 Çarşamba 10:41
    Akıl konusuna değinmeniz iyi olmuş. Eğer aklı devre dışı bırakmaya devam edersek çok uzun olmayan bir zamanda deizim bile bize az gelecektir. Bu günün müslüman bilginleri çağın sorunlarına cevap bulduklarını sanıyorlar oysa gerçek ortada. Peki geleceğin baş döndüren gelişmelerinde ne yapacaklar?
  • Misafir 07 Kasım 2018 Çarşamba 06:12
    Güzel bir yazı ama kişiler kendi başlarına verdiği karakların faturasını başkalarına yıkamazlar. Bahsedilen genşlerin hiçbir yanlışı yok demek istiyorsunuz. Kimse kimseyi "beni imanımdan etti" diye suçlamasın.
  • Misafir 07 Kasım 2018 Çarşamba 02:12
    rabbim neslimizi korusun .amin..
  • Misafir 06 Kasım 2018 Salı 17:36
    Müthiş yazmışsınız Nihal Hanım, kaleminize sağlık.
  • Misafir 06 Kasım 2018 Salı 12:23
    dini eğitim cematler in elinde islamı hayır işleri başkanlı gibi gösterip sürekli para toplayan kurum haline getirildi .adam benden borç aldı gitti cemete verdi kendilerini zengin yapan cemetler islama zarar vermekte ve insanları ileri teknoloji mantık lı düşünmeyi yok ederek itatçı bireyi yapmak
  • Misafir 06 Kasım 2018 Salı 11:40
    Güzel bir yazı. Teşekkürler
  • Misafir 06 Kasım 2018 Salı 08:26
    son zamanlarda okuduğum en iyi yazılardan biri. Ama bahsedilen konunun hepimizin meselesi olduğunu kendi cocuklarımzın deist olduğunda göreceğiz. Allah muhafaza
  • Misafir 06 Kasım 2018 Salı 07:52
    Uzun süredir okuduğum en güzel yazı
  • Misafir 06 Kasım 2018 Salı 04:50
    Çok doğru tespitler ,Deizme ilgi konusunun misyonerlik faaliyetleri ile ilgili olduğuna inanmıyorum Bilimin bu hızda ilerlemesi karşısında butün dinler zorlanıyor ve Ateizm en fazla gelişmiş ülkelerde artıyor Hollanda da son 20 yılda Toplumun yarısının Tanrı inancı nı kaybettiği görülüyor
  • Misafir 06 Kasım 2018 Salı 02:51
    ALLAH kurtuluş reçetesini din üzerinden degil,insanoğluna bahş ettiği akıl ve vicdan üzerinden gerçekleştiriyor.Altıyüz yıllarından bu tarafa neden bahsettiğiniz reçete şifa vermiyor.Bu reçeteyi yaradanıma mal etmekten bir vazgeçebilseniz,insanlık kurtulacak.
  • Misafir 05 Kasım 2018 Pazartesi 12:14
    tespitleriniz yerinde olmuş. şunu kendimden emin söyleyebilirim; dinden uzaklaşma her dinde ve her mezhepte var. yeni de değil bu
  • Misafir 05 Kasım 2018 Pazartesi 11:50
    vayyy ber
  • Misafir 05 Kasım 2018 Pazartesi 11:49
    Çağın ve günün problemini didikleyici/sorgulayıcı bir yazı. Aklın varlığının; muhakeme yapma, taakkul etme yani aklın işlev kazanması ile mümkün olduğu bir gerçek. Mü'min insanın yapacağı iş; ortaya çıkan ve çıkabilecek her türlü bilimsel konuyu tahkik edebilme zorunda olmasıdır. Aferin..
  • Misafir 05 Kasım 2018 Pazartesi 11:29
    Tek kelime ile muhteşem bir analiz.Kaleminize sağlık.Dilerim bundan sonra da böyle objektif yazılarınızı okuruz.
  • Misafir 05 Kasım 2018 Pazartesi 10:40
    AKIL VE MANTIK NE İSLAM İLE NE DE BAŞKA BİR SEMAVİ DİNLE ZATEN ÖRTÜŞMÜYORDU.
  • Misafir 05 Kasım 2018 Pazartesi 08:47
    Nihal Hanım tamda olay dediğiniz gibi oldu
  • Misafir 05 Kasım 2018 Pazartesi 08:15
    Nefis yazmışsınız, tebrik ederim.
  • Misafir 05 Kasım 2018 Pazartesi 06:58
    Nihal hanım düşüncelerinize kesinlikle katılıyorum.Benim 15 li yaşlarda yaşadığım çelişkileri şu anda gençler yaşıyor.benim zamanımda "evrim diye bi şey kesinlikle yoktur olamax"diye bağıran meslek dersi hocaları,"müzik dinlemek haramdır"diye önüme uydurma hadis ko yanlar ......Hamdolsun 42 yaşındayım ve dinimizin bunlarla hiçbir sorunu olmadığını öğrendim fakat o gençlikteki kafa karışıklığı çok bernat bişey.Şimdiki gençlerin sorularının cevaplanması lazım.ama televizyonlarda daha çok menkıbe edebiyatı ,tartışmalar reting alıyor.Allah bu kafa karışıklığını hayra çıkarsın inşaallah.
  • Misafir 04 Kasım 2018 Pazar 17:26
    gunes balcikla sivanmaz
Kalan karakter : 300