Eleştiri gibi kafe...
GÜZEL ülkemde tenakuzun bini bir para. Ekonomik krizi atlatabilmek için sektörün takip ettiği önemli isimleri reklam filmlerinde oynatmak ve o isimleri "Noolur bi simit alın yaa elinize mi yapışır"ın kibarcasıyla neredeyse yalvarttırmak da burada; ekonomik krizi atlatabilmek için yönettiği kafeye takla attırarak muhafazakâr bir konsept oluşturan Zafer Öztürk'ü neredeyse linç etmeler de burada. Amaç ikisinde de aynı: Ekonomik krizin hasarını azaltmak için hava yastıkları oluşturmak. Fakat ilk önlem -bir sakızla ülkenin kurtulacağını vazeden reklam filmleri- mantıksız olmasına rağmen sırf "moral veriyor" diye desteklenmekte, ikinci önlem -kafeyi muhafazakâr tüketiciye uygun hale getirerek müşteri kazanmak- ise gayet akıllıca bir tercih olmasına rağmen sırf "moral bozuyor" diye tu-kaka edilmekte. Morali bozulanlar, İstanbul Bakırköy'de yer alan Capacity AVM esnafı. Neden? İçkili ve "jazz" müzikli Davidoff Cafe, ramazan öncesinde konsept değiştirip başörtülü garson almış, içki servisi yapmayı bırakmış, mönüleri değiştirmiş, ilahi ve türkü çalmaya, Kuran okutmaya karar vermiş. Capacity yönetimi işletmecilere dava açmakla yetinmediği gibi Davidoff'un olağan gıda ve malzeme girişini zorlaştırıyormuş, çarşıdaki esnaf işletmede çalışan başörtülü kızları laf atarak taciz ediyormuş. Zafer Öztürk takip edildiğini, ölüm tehdidi aldığını ve ailesini İstanbul dışına gönderdiğini söylüyor. Bu durum Şerif Mardin'in "mahalle baskısı" kavramını alıp gönlünce sündürerek cılkını çıkaran medyatize timlere de kapak olmalı... Kim kime mahalle baskısı uyguluyor, işi ölüm tehdidine kadar vardırıyor, görülmeli, kayda geçirilmeli. Fakat Davidoff işletmecilerine de bazı uyarılarım olacak...
* * *
1) Mescidi iyi akıl etmişsiniz; orucunu açtıktan sonra akşam namazını kılma imkânı bulamayacağı için evinden çıkmayanların kaygısını gidermişsiniz. Bu tutum diğer AVM'lere de örnek olmalı. Özellikle kış aylarında namaz vakitleri arasındaki fark kısalıyor ve AVM ler çok vakit kaybettirdiği için mütedeyyin insanların çoğu namazı kaçıracaklarını bildikleri için bu mekânlardan uzak duruyor. Sadece İstinye Park, dua odası ya da meditasyon odası adı altında böyle bir mekân bulunduruyor; diğer AVM'ler ise herhalde efendim biz başlı başına bir mabediz, sekülerizmin mabetleriyiz diyerek olaya tatlı bir bakış açısı getiriyorlar ve kaybediyorlar. 2) Başörtülü garson tercihi bir sosyal sorumluluk projesi değerinde, teşekkür ve takdirlerimi belirtmek isterim. Fakat kıyafetler de, eşarplar da standardize edilmeli, desenli, çiçekli eşarplarla olmaz. 3) Öte yandan çevrenizi boşu boşuna gerdiğinizi belirtmek zorundayım. Belli ki öğle saatlerinde başlattığınız "Kuran" dinletileri etrafınızdaki esnafı epey sinir ediyor. Hemen yanıbaşınızdaki çocuk giyimi firması, siz orada Kuran okuturken yan taraftan yüksek volümle pop müzik çalarak size mukavemet etmeye çalışıyor, biraz uzağınızda yer alan unlu mamul dükkânının satıcıları, müşterileriyle dedikodunuzu yapıyor. "Bütün gün Kuran, bütün gün Kuran, şiştik valla" diyorlar. Din diyanet işlerinden zevk almayan kişilerin düşüncesizliği ve sizin cüretkârlığınız sonucunda fatura Kuran'ın itibarına kesiliyor. Yüksek volümlü Kuran yemeğe eşlik etmelidir gibi bir ölçü yoktur dinde. Sizin hitap ettiğiniz muhafazakârlar, Ahmet Özhan'ın ya da Sami Savni Özer'in ilahileri ile iktifa edebilecek kesimdir. 4) Şimdilik iyi müşteri yapmış olabilirsiniz. Fakat muhafazakâr konsept ile karikatürize muhafazakârlık arasında bazı kaymalar söz konusu, ki, zamanla başınıza bela olabilir. Jazz konseptini dönüştürürken radikal tavırlar takınmasaydınız daha iyi sonuç, daha az tepki alırdınız gibi geliyor. Fransız mutfağının ördek confit'i ile işkembe çorbası arasında onlarca segment ve seçenek var. Duke Ellington ile İbrahim Tatlıses arasında da öyle. Sözlerimi "Kill Bill"deki bir monoloğu hatırlatarak bitirmek isterim. Şöyle bir şey: Süpermen'in hayatını sürdürebilmek için kullandığı sahte kimlik Clark Kent, aynı zamanda sıradan insanları nasıl gördüğünü de ortaya koyar. Clark Kent tiplemesi, üstün insanın sıradan insana yönelttiği bir eleştiridir. Sizinki de biraz öyle olmuş; muhafazakâr konseptiniz, sanki muhafazakârlara yönelttiğiniz bir eleştiri gibi. Bu eleştiriyi anladıkları an sizi yalnız bırakırlar, benden söylemesi.